“Aus dem Nichts”: Yarına mesajlar

Yönetmenliğini Fatih Akın’ın yaptığı “Aus dem Nichts” (Paramparça) filminde, olayları yakından bilenler arka planında Hamburg’da NSU tarafından katledilen Süleyman Taşköprü cinayetini ve Köln’de Keup Caddesi’nde yapılan çivili bomba saldırısının olduğunu fark etmiş olmalı. Kısa bir süre önce ABD’de “Altın Küre” ödülünü alan film, aynı zamanda Oscar’a da aday gösterildi. Beklentiler, filmin Oscar’da da ödül alacağı yönünde.

Irkçı terör örgütü tarafından 2000-2007 yılları arasında öldürülen 9 göçmen ve bir Alman polise ithaf edilen film, kamuoyunda genellikle “NSU filmi” olarak biliniyor. “Aile”, “Adalet” ve “Deniz” olmak üzere üç bölümden oluşan film, oğlu Rocco’yu (Rafael Santana) seyahat bürosundaki babası Nuri’nin (Numan Acar) yanına bırakan Katja (Diane Kruger), gittiği Türk hamamından geri döndüğünde kocası ve çocuğunu bıraktığı dükkanın önünde bisiklet üzerinde bırakılan bombanın patlatılmasıyla karşılaşır.

Ardından her NSU cinayetinden sonra yaşananlar…

ÖNCE EKSİLER…

Polis, kurbanı ve yakınlarını suçlu olarak görmeye başlar. Uyuşturucu, mafya, terör örgütleri… bağlantısı üzerinde duruluyor. Geçmişte cezaevinde kaldığı için Nazilerin öldürmüş olabileceği hiç hesaba katılmaz. Çevresi sorgulanır. Birkaç kez tanıklar ve eşi Katja “Naziler” demesine rağmen soruşturmayı yürüten polis dikkate almaz.

Bugüne kadar NSU cinayetlerini işleyen pek çok film ve belgesel hazırlandı. Bunların çoğunda cinayeti işleyenlerle istihbarat örgütleri arasındaki bağ bir şekilde vurgulandı. Ancak, Fatih Akın’ın “Aus dem Nichts”inde istihbarat bağlantısına hiç değinilmez. Polisin soruşturmayı yanlış yöne çekmek yönündeki çabası bir şekilde işleniyor. Ancak buna vurgu da zayıf görünüyor. Siyaset cephesinde olanlara da hiç yer verilmiyor.

Bir filmde elbette bütün detayların gerçekte olduğu gibi anlatılması beklenmemeli. Ancak, hikayenin anlatıldığı olayla ilgili bazı bağlantıların da mutlaka anlatılması gerektiği adeta kaçınılmaz. Aksi takdirde, gerçek olayların çarpıtılmasına da yol açabilir.

…SONRA ARTILAR

“Aus dem Nichts”in kendisinden önceki film ve belgesellerden en önemli farkı ise NSU cinayetlerinin “kurban göçmenler” gözüyle değil bir “Alman’ın gözüyle” veriliyor olması. Büyük bir acı çeken oğlunu ve Kürt eşini kaybeden Katja, katillerini bulmak için bütün yolları deniyor. Ancak buna rağmen hedefine ulaşamaz. Film, bu açıdan NSU cinayetlerinin sadece göçmenlerin ve Türkiyelilerin değil aynı zamanda Almanların sorunu olduğunu da net olarak ortaya koyuyor.

Filmin, uluslararası düzeyde tanınmış Fatih Akın tarafından çekilmesi ayrı bir önem taşıyor. Zira bu aynı zamanda, filmin konusunun da uluslararası düzeye taşınması, tartışılmasını beraberinde getiriyor.

“Adalet” bölümünde, katillerin babası onları polise ihbar ediyor ve Katja’dan özür diliyor. Mahkeme ise bütün kanıtlara rağmen katilleri suçsuz buluyor ve serbest bırakıyor.

SONUÇ: ADALET OLMAZSA

Fatih Akın, filmin son bölümü olan “Deniz”de aslında halen Münih’te devam eden NSU Davası’na bir mesaj gönderiyor. Mahkemeden beklediği adaleti bulamayan Katja, sonunda katillerin peşinden Yunanistan’a kadar gider ve izlerini bulur. Sonra da girdikleri karavana kendisi de girerek, havaya uçurur. Katja’nın yaptığı, beklediği adalet yerine gelmediği için kendi eliyle cezalandırma yoluna gitmesidir. Bu aslında sürmekte olan davada, başta kurban yakınları olmak üzere toplumun kabul edeceği cezalar verilmediği takdirde, adalete olan güvenin sarsılacağı ve adalet arayışının süreceğine işaret ediyor. (YH)