Das Milan Protokoll Almanya’da vizyona girdi!

Aytaç Köktürk

Yönetmenliğini Peter Ott’un, yapımcılığını Mehmet Aktaş’ın yaptığı Milan Protokolü (Das Milan Protokoll) Almanya’da 20 şehirde seyirci ile buluşuyor. Fatih Akın filmlerinden tanıdığımız Hamburglu ünlü tiyatrocu Catrin Striebeck ve ödüllü oyuncu Christoph Bach’ın da rol aldığı filmin konusu şöyle: Martina, Kürdistan Bölgesel Yönetime bağlı sınır bölgelerinde Şengal Katliamından kurtulan Yezidi mültecilere yardım eden sağlık kuruluşunda çalışan gönüllü bir doktordur. Sınırın öteki tarafı olan Rojava bölgesinde bir Alman kadın savaşçının yaralandığı haberi gelince, Martina’ya yardım edip edemeyeceği sorulur. Martina yaralı savaşçıya yardım etmek için sınırı geçmeye karar verir. Dönüş yolunda ise IŞİD’le işbirliği yapmak zorunda kalan Omar liderliğindeki bir aşiret tarafından tuzağa düşürülerek kaçırılır. Esas amacı IŞİD’den kurtulmak olan bu aşiret mensupları Martina üzerinden kıyasıya bir rehine pazarlığına girişir. İşin içine BND (Bundesnachrichtendienst) ve MİT de girince ortaya karmaşık bir Ortadoğu matematiği çıkar. Bu istihbarat savaşları birçok dış hesaplaşmaya sebep olduğu gibi Martina’nın da kendini ve hayatını sorgulamasına yol açar.

Milan Protokolü Alman yönetmen Peter Ott’un uzun Irak seyahati sonucunda şekillenmiş ve Alman bir sanatçının Ortadoğu’daki süregiden ve her gün yeni gelişmelere sahne olan savaşa bakışını ele alıyor. Ott’un savaşa yaklaşımı duygusal tahribatından çok aktörlerin ve pragmatik çıkarların savaşı olarak aktarılmış. Sözgelimi kimin tam olarak neyin peşinde olduğu film akışı sırasında birçok dönüşlerle ortaya çıkıyor. Bu durum filmde lineer olmayan bir kurgu ve Brechtyen epik tiyatro anlayışına dayalı bir anlatım mantığı olarak özetleyebileceğimiz daha öncesinden bilinen bir olayın nasıl geliştiğini anlatarak seyircinin gelişmelere aktif olarak tanıklık etmesi sağlanıyor. Zaten Peter Ott’da filmini Brecht’in Lehrstück (Öğreti Oyunları) oyunlarına gönderme yaparak Lehrthriller olarak tanımlıyor.
Ott bireysel düzlemi de unutmayarak Martina karakteri üzerinden varlık ve suç kavramlarını film de irdelemiş. Bunun için felsefik olduğu kadar kutsal metinlerden de yararlanmış. Örnek olarak İbrahim peygamberin oğlu İsmail’i kurban edişi hikayesine gönderme yaparak, kurban ve fail ilişkisini de sıklıkla sorgulamış. Sözgelimi Ortadoğu olunca kurbanların ve faillerin karmakarışık olduğu ve doktorluk gibi kutsal bir meslek sahibi birinin bile savaş gerçeği karşısında tarafsız ve pirüpak kalmasının imkansız olduğunu görmekteyiz. Bu zekice hamle ile aslında yönetmen Almanya’nın kendisinden çok uzakta olan topraklarla olan yakın ilişkisini de gözler önüne sererek izlenmeye değer bir film ortaya çıkarmayı başarıyor.
Filmin çekimleri Duhok ve Köln’de kurulan stüdyoda gerçekleştirilmiş ve Rainer Werner Fassbinder ve Michael Haneke gibi ünlü yönetmenlerin görüntü yönetmenliğini yapmış olan Jürgen Jürges Köln çekimlerini, yeni kuşak yeteneklerden Jörg Gruber de Duhok çekimlerini üstlenmiş. Striebeck ve Bach’a , Taşa Yazılan Hatıralar filminden hatırladığımız Hassan Hüssein , Erol Afsin ve Adil Abdulcabbar eşlik ediyor.
Film Berlin Premiyer’ini 16 Ocak’ta Eiszeit Kino’da kalabalık bir izleyici kitlesi ile gerçekleştirdi. DIDF Berlin’in de davetli olduğu geceye Cizre Belediye Başkanı Leyla İmret ve Sol Parti Milletvekili Helin Evrim Sommer’de katıldı.

Filmi Gösteren Sinemalar İçin: http://realfictionfilme.de/filme/das-milan-protokoll/index.php