Metalde tam gün grev!

Beşinci tur görüşmelerden sonuç alınamayınca IG Metall sendikası Almanya genelinde 250’den fazla fabrikada 24 saatlik uyarı grevleri yapma kararı aldı. Yapılan grev oylamalarında birçok fabrikada %98’e varan bir oranda greve evet denildi. 31 Ocak – 2 Şubat arası yapılacak olan tam günlük grevlerden sonra taraflar Baden Württemberg eyaletinde tekrar bir araya gelecekler. Bu görüşmelerden bir sonuç alınamazsa süresiz grevin yolu açılacak.

UMUT YAŞAR

1 Ocak günü, metal işkolunda “barış döneminin” sona ermesinden sonra başlayan uyarı grevlerine Almanya genelinde bir milyona yakın emekçi katıldı. Bir ile dört saat arası değişen uyarı grevleri üç hafta boyunca yoğun bir şekilde sürmesine karşın metal patronları uzlaşmaya yanaşmadılar.

BAWÜ PİLOT BÖLGE OLDU
Baden Württemberg eyaletinde yapılan ön görüşmelerde beşinci turda bir sonuç alınabileceği izlenimi taraflarda hakim olunca diğer TİS bölgelerinde tüm görüşmeler iptal edildi ve gözler “pilot bölge” ilan edilen bu bölgeye dikildi.
Ne var ki Çarşamba günü (17 Ocak) başlayan ve bir günlük aradan (bu arada ise tarafların komisyonları toplandı) sonra Cuma ve Cumartesi günü devam eden görüşmelerden beklenen sonuç elde edilmedi.

GERGİNLİĞİ BİR ÜST SEVİYEYE TIRMANDIRMA
Metal patronlarının görüşmelerde “uzatma ve oyalama moduna” girdiklerini ve bu nedenle görüşmeleri kestikleri söyleyen IG Metall Genel Başkanı Jörg Hoffmann, “Oysa metal işverenlerine sorunu masa başında çözmek için çok yönlü modeller sunduk. Ama anlaşılan bugüne kadar yapılan baskı yeterli gelmedi, biraz daha baskıya ihtiyaçları var” dedi.
Gazetemizin aldığı bilgilere göre müzakereler sadece bölgesel aktörlerle yapılmadı. Görüşme yerinde hazır bulunan Gesamtmetall Başkanı Rainer Dulger ve Hoffmann arasında “ikili zirve” toplantısı, ardından bölge sorumlularının da katıldığı “dörtlü zirve” toplantısı en sonunda ise “önde gelen müzakerecilerin” de katıldığı “10’lu zirve” yapıldı. Ne var ki tüm bu “zirve” toplantıları bir işe yaramadı.
Hoffmann’ın deyimiyle, “IG Metall’in bütün uzlaşma önerilerini karşı taraf reddetti.” Bu durumda görüşmeleri kesmekten başka çaresi kalmayan Hoffmann, “IG Metall, metal işverenlerinin görüşmelere çözüm üreterek katılmalarını sağlamak için gerginliği tırmandırma kararı aldı. Gerginliği bir üst seviyeye tırmandırmak için 24 saatlik uyarı grevleri yapacağız. Bunun için 250’den fazla fabrika belirlendi. 31 Ocak, 1 ve 2 Şubat günleri yapılacak tam günlük uyarı grevlerinden sonra tekrar masa başına döneceğiz” dedi.

ÇOK YÖNLÜ MODELLER NEYİ İÇERİYOR?
Hoffmann’ın basına yaptığı açıklamada sözünü ettiği “çok yönlü modeller” tabandaki birçok sendika temsilcisinin kafasında soru işaretleri yarattı. TİS döneminin basit olmayacağı başından beri belliydi. Fakat tabandaki sendikacılar tam nasıl bir etki yaratacağını kestiremedikleri “geçici 28 saatlik iş haftası” modelini de “her ne pahasına olursa olsun” kabul etmek istemiyorlar. Sendikanın tabanı, bu modelin karşılığında verilecek tavizin sınırlarını aslında şimdiden belirlemek ve “ikili zirvelere” bırakmak istemiyor.
Bu tutum BaWü’de yapılan görüşmede de ortaya çıktı; Zirve sonrası otelde hazır bulunan Büyük TİS Komisyonu’na bilgi verildiğinde homurdanmalar, “bu da nereden çıktı” gibi itirazlar yükseldi.
Nitekim Hoffmann ve IG Metall BaWü Başkanı Roman Zitzelsberger, 28 saatlik iş haftasına çıkanların ücretlerinin kısmi denkleştirmesi için ek izin günü talep ettiklerini ve bu ek günlerin de ücret denkleştirilmesinde kullanılabileceklerini söylemeleri üzerine TİS komisyonundan bazıları, “kendi paramızla ücretimizi denkleştirmemizi mi önerdiniz” diye sordular. Hoffmann ve Zitzelsberger önce modellerini değişik biçimlerde aktarmaları bir işe yaramayınca; “sonuçta bir yerde uzlaşmamız gerekiyor, en azından bu konuda hem fikir olmamız gerekiyor” dediler.
Sermaye ile her müzakerenin bir uzlaşma ile sonuçlandığını pratiklerinden çok iyi bilen komisyon üyeleri, “bu konuda kimse farklı düşünmüyor. Sorun uzlaşmanın içeriği nasıl olacak, anlaşılan bu konuda hem fikir değiliz” dediler.

NET BİR SÖZLEŞME İSTİYORUZ!
Bu tartışmada ayrıca Hoffmann ve Zitzelsberger’in “zirve” görüşmelerinde ayrıca işverenlerin haftalık çalışma sürelerini yukarı çekme talebine de olumlu yanıt verdikleri ortaya çıktı. Belirli bir süre için çalışma süreleri aşağı çekilebilirse bunun karşılığında belirli bir süre için çalışma süreleri yukarıya da çekilebilirdi. Hoffmann ve Zitzelsberger’e göre bunda çok da bir gariplik yok.
Özellikle metal işkolunda TİS’lerin delinmesinin yolunu açan “Pforzheim Sözleşmesi”nin (“Pforzheimer Abkommen”) mimarı olan Hoffmann için bu tür uzlaşmalar normal, hatta gerekli. Hoffmann’ın 2004 yılında imzaladığı bu sözleşmenin merkezinde, “Almanya’nın üretim merkezi olarak korunması” yer alıyordu. Dolayısıyla Hoffmann şimdi de bu yoldan şaşmayabilir… Tabi tabandaki sendikacılar buna izin verirlerse.
Tabandaki sendikacıların hiç istemedikleri şey net olmayan bir sözleşme. 24 Şubat 2015 tarihinde imzalanan sözleşmede yer alan “bireysel teşvik edilebilir, kısmi eğitim hakkı” (daha geniş bilgi için bkz.: igmetall.de/docs_themenheft_32069-56804_ansicht_ad25f04dd012178efdcf6ffa95b8afeeb171d116.pdf) büyük tekeller dahil birçok yerde hayat bulmuyor. Sonuçta tabanda tartışılmamış, dolayısıyla tam olgunlaşmamış ve tepeden dayatılan bir talep, elde edildiğinde bile içini doldurmak kolay olmuyor.
Benzeri bir durumla karşı karşıya kalmak istemeyen sendikacılar, “net bir sözleşme istiyoruz. Bir talebin fabrikada hayat bulması için yeni önkoşullar istemiyoruz” diyorlar.

METAL PATRONLARI MEYDAN OKUYOR
IG Metall’in bütün uzlaşma girişimlerini ret eden metal patronları, gerçekte sendikaya meydan okuyor ve adeta “elindeki ardına koyma” diyorlar. IG Metall yöneticilerinin, haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak kısaltılması talebine karşılık “haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak uzatılması” önerisini ret eden Gesamtmetall, aslında şunu söylüyor: Çalışma süreleriyle ilgili bir değişiklik yapılacaksa ben yaparım. Bunu sendika yapamaz!
Sonuçta çalışma sürelerinin uzatılması veya kısaltılması, bunların nasıl düzenleneceği birebir sermayenin kârlarına yansıyor. Dolayısıyla bu pozisyonundan vazgeçmek istemiyor.
Metal patronlarının meydan okumasına diğer bir neden ise IG Metall sendikasının en son süresiz grevini 15 yıl önce Doğu Almanya’da yapmış ve yenilmiş olmasında yatıyor. Başarılı bir süresiz grevin üzerinden ise tam 34 yıl geçti… Kısacası IG Metall’in aktif üyelerinin önemli bir bölümü hayatlarında bir kez dahi grev oylaması yapmamış, süresiz greve çıkmamışlar. Bu da metal patronlarını umutlandırıyor.

O ZAMAN “HODRİ MEYDAN” DEMEK GEREKİYOR!
Sınıf mücadelesi tarihi, hem sermaye hem de işçi sınıfı açısından zaferlerle olduğu gibi yenilgilerle de dolu. Ama en önemlisi engin tecrübelerle dolu olmasıdır. Nasıl ki sermaye kesimi sınıfın en zayıf halkasını keşfetmeye ve safları buradan delmeye çalışıyorsa işçi sınıfı da sermayeyi en zayıf noktasından vurmalı.
Önümüzdeki dönem, TİS süreci sona erdiğinde bu dönemi en geniş kesimlerle birlikte, enine ve boyuna irdeleme hakkımızı saklı tutarak, bu TİS döneminde başarılı çıkmak için var olan durumu doğru kavrayıp, sermayenin zayıf noktalarının neresi olduğunu tespit edelim:
Metal işletmelerinin durumu çok iyi, siparişleri yetiştirmede zorlanıyorlar.
Başta otomotiv işkolu olmak üzere üretimdeki ulusal ve uluslararası işbölümü arttığı için en küçük bir aksama bütün bir işkolunu çalışamaz hale getirebilir.
Özellikle “just in time” üretim (“tam zamanında üretim sistemi”) sistemi, büyük üretim merkezlerini daha hassas hale getirmiş durumda. Yedek parçaları depolamak yerine gerekli olduğunda birkaç gün önce ısmarlanmayı tercih eden sermaye için bu yöntem kârlı olduğu kadar üretimin çok kesintiye uğrayabilecek olması açısından bir tehlikeyi de içeriyor.
Süddeutsche Zeitung (SZ) gazetesinin 29 Ocak 2018 tarihli nüshasında yayınlanan bir değerlendirmede, sermaye açısından tehlikeye şöyle dikkat çekiliyor: “Özellikle BMW, Audi gibi otomobil fabrikalarında en küçük bir aksama bir günde 4 bine yakın aracın üretilmemesine yol açabilir. Ve yazının devamında “grevin ekonomiye ne kadar zarar vereceği, işçilerin de bundan zarar göreceği” türünden bir felaket senaryosu çiziliyor. SZ, üstü kapalı olarak sendikanın tepesindekilere “aklı selim” davranmaları için çağrı yapıyor.
Kısacası söylemek gerekirse; Metal işçileri taleplerini elde etmekte kararlıysalar ki son haftalar bunu gösteriyor, o zaman süresiz greve hazır olunduğu göstermeliler.
Gazetemize gelen bilgilerde temsilci arkadaşlarımız şöyle bir tehlikeye daha dikkat çekiyorlar: Patronlar yapılacak olan 24 saatlik grevi boşa çıkarmak için birçok fabrikada Cumartesi günü için ek vardiya yapmak için İşyeri Temsilciliklerine (BR) başvurdular. Stuttgart-Zuffenhausen’daki Porsche’de BR bu başvuruyu “değerlendireceğini” bildirmiş.
Benzer bir durum da Hamburg’dan Still fabrikasının BR’si ise hiç düşünmeden “Cumartesi vardiyasına onay vermiyoruz” diye başvuruyu geri çevirmiş. Yani Still patronları 24 saatlik grevin açığını ilk etapta kapayamayacaklar. Bu tutum bütün fabrikalardaki BR’ler tarafından ortaya konmalı, ancak bu şekilde 24 saatlik grevin etkisi boşa çıkarılmayacağı gibi sermayenin “meydan okumasına” karşılık olarak “hodri meydan” denilebilir.
Diğer taraftan işçiler arasında (beklentileri gereksiz yere yükseltmeden) “kazanabiliriz” fikrinin yaygınlaşması için çaba sarf ederken sendika bürokratlarına, “bize danışmadan sözleşmeyi imzalamayın” demeyi de unutmamak gerekiyor.