Almanya‘nın Kürtlerle imtihanı

Köln’de Afrin ile dayanışma amacıyla cumartesi günü yapılan ve onbinlerin katıldığı gösteriye karşı izlenen kriminalleştirme politikası, Almanya’nın da bir “Kürt sorunu” olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Türkiye’nin 20 Ocak’ta Suriye’nin Afrin kentine yönelik başlattığı operasyona karşı Almanya’nın değişik kentlerinde bir hafta boyunca yapılan eylemlerin ardından Köln’de yapılan miting, büyük bir önem taşıyordu. Hem operasyonun üzerinden bir hafta geçmiş olması hem de Alman kamuoyundaki tartışmalar nedeniyle gösteriye katılımın yoğun olması bekleniyordu.

Almanya Demokratik Kürt Toplumu’nun (NAV-DEM) bir hafta boyunca Köln Emniyet Müdürlüğü ile yaptığı görüşmelerin ardından alınan gösteri izni de olumlu bir adım olarak değerlendirilmişti.

Almanya’da yaşayan başta Kürtler olmak üzere savaşa karşı çıkan bütün güçlerin çağrı yaptığı gösteriye katılım beklenin de üzerine oldu. NAV-DEM Eş Başkanı Ayten Kaplan’ın ifadesiyle 100 binden fazla insan yürüdü. Buluşma alanı olarak belirlenen Ebertplatz sabahın erken saatlerinden itibaren dar gelmeye başladı ve ana yollar doldu.

BİTMEYEN ‘YASAK SEMBOLLER’ PAZARLIĞI

Türkiye’nin Afrin’e harekatının protesto edildiği ve azımsanmayacak bir bölümünü Suriyeli Kürtlerin oluşturduğu kortejler, saat 10.00’dan itibaren kent merkezine doğru akmaya başladı. Ön görüşmelerde PYD ve YPG/YPJ bayrak ve flamalarına izin verilirken, “Öcalan, PKK, KCK” gibi daha önce yasaklar listesine alınan sembollere ise izin verilmeyeceği başından ilan edildi. Yürüyüş başladıktan kısa bir süre sonra polis, az da olsa bazı “yasak semboller”in taşındığını gerekçe göstererek yürüyüşü engelledi. Ardından, bazı sembollerin indirilmesinden sonra barışçıl şekilde yürüyüş başladı. Ancak, daha bir kilometre gitmeden yine polis tarafından, hem de bu kez TOMA’larla yürüyüş yine durduruldu. Bu aslında, yürüyüşe daha fazla izin verilmeyeceği, mitingin de yaptırılmayacağı anlamına geliyordu. Zaten Köln Emniyet Müdürü Uwe Jacobs, polisin eylemciler karşısında geri adım atmamasıyla övündü. Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinden Eyalet İçişleri Bakanı Herbert Reul de, “yasak semboller”i taşıyanlara dava açacaklarını söyleyerek mesaj vermişti.

OTOBÜS BEKLERKEN POLİS SALDIRDI

Sonuçta yapılan pazarlıklar ve görüşmelerin hiçbirisi sonuç getirmedi ve polis, yürüyüşe daha fazla izin vermeyeceğine karar vererek dağıtılmasını istedi. Ve öyle de oldu. En vahimi ise yürüyüş dağıtıldıktan sonra on binlerce insana, otobüslere binmek için bekledikleri Ebertplatz alanında “yasal izin saati bitti” denilerek gaz bombaları atılmasıydı.

Köln’de yaşananlar Almanya’nın “kendi Kürtleri”ne tahammülsüzlüğünü gösterdi. Bir taraftan Türkiye’ye Afrin’e gönderdiği tankları satan Almanya, diğer taraftan Afrin’e yönelik harekatı protesto etmeye izin vermedi. Açıktan taraf tuttu.

Almanya’da elbette ilk kez yasak ilan edilen semboller taşınmıyor. PKK yasağının konulduğu 1993’ten beri her gösteri ve yürüyüşte bu semboller bir şekilde açılıyor. Bazen esnek davranıp taşınmasına izin verildi bazen de toplatıldı.

NE ANLAMA GELİYOR?

Olanlara bakıldığında Almanya’nın kenti Kürtlerine karşı bir gerilim politikası izlediği anlaşılıyor.

Bir taraftan Erdoğan’ın otoriterleştiğini, başta Kürtler olmak üzere bütün muhalif kesimlerin hak ve özgürlüklerini kısıtladığı için eleştiren Almanya, diğer taraftan ise Türkiye’nin, dolayısıyla Erdoğan’ın nasıl tepki göstereceğine bakarak Kürtlere davranışını belirliyor. Mitingin konuşmacıları arasında bulunan Sol Parti Eş Başkanı Katja Kipping, bu durumu “Erdoğan’ın önünde diz çökmek” olarak nitelendirdi.

Almanya hem Türkiye rejimine başta Leopard tankları olmak üzere Afrin’de kullanılmak üzere silahlar satarken, diğer taraftan savaşa karşı yapılan gösterileri engellemekle, ülkede yaşayan 1 milyondan fazla Kürt’ün tepkisini ve öfkesini üzerine çekiyor. Bu aynı zamanda Almanya’nın da bir “Kürt sorunu” olduğu anlamına geliyor.

ALMANYA’DAKİLERE AYRI IRAK’TAKİLERE AYRI

Değişen koşullarda, Almanya’nın Kürt politikasını yeniden gözden geçirmesi gerekiyor. Bundan 25 yıl önce “PKK yasağı”yla temelleri atılan Kürt politikası, bugün gelinen yerde Almanya’nın “Kürt sorunu”nu çözmediği gibi, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı bir süreci beraberinde getirdi.

Bugün Kürtlerin temel haklarını kullanarak bir gösteri yapmasına izin vermeyen Almanya, Kuzey Irak’ta ise Kürt peşmergelere askeri eğitim ve silah yardımı yapıyor. Irak’taki Kürtlere ayrı, Suriye’deki Kürtlere ayrı, Türkiye’deki Kürtlere ayrı politikanın ise kendi başına sorunlu olduğu ortada. Tutarlı bir politika öncelikle aynı zamanda kendi yurttaşı olan Kürtlerin temel haklardan yararlanmasını güvence altına alarak işe başlayabilir. Aksi takdirde, bölgedeki gelişmelerin Almanya’ya hızlı şekilde yansıması kaçınılmaz olacaktır. Vakit varken, Almanya’nın kendi Kürt gerçeğini görmesi ve bununla yüzleşmesi gerekiyor.

Her gösteriyi zor ve şiddetle dağıtmak, yasaklamak ne Almanya’daki, ne Türkiye’deki ne de Suriye’deki Kürtlerin sorunlarının çözümüne katkı sunacak.