Almanya’nın panzer hesabı

Türkiye’nin Afrin’e yönelik Zeytin Dalı Harekatı, bir kez daha Almanya’nın Türkiye’ye silah satışını gündeme getirdi. Almanya’nın sattığı Leopard tankların Afrin’e doğru yola çıkarılması üzerine hükümet, tankların modernizasyonu konusunda kısa bir süre önce varılan anlaşmayı iptal etti. Ancak bu silah satışının durduğu anlamına gelmiyor. Veriler, Türkiye’nin içeride ve dışarıda Almanya’nın sattığı silahlarla savaştığını gösteriyor. Bu nedenle Almanya’nın Türkiye’ye silah satışını durdurmak için güçlü bir çalışmanın sürdürülmesi bugün her zamankinden daha çok acil ve önem taşıyor.

Türkiye ile Almanya’nın “silah arkadaşlığı”nın günümüzdeki anlamı sadece her iki ülkenin geçmişte aynı cephede savaşa katılmasından çok, Almanya’nın Türkiye’yi silahla donatması anlamına geliyor. Dolayısıyla Türkiye’nin içeride ve dışarıda yürütmüş olduğu savaşlarda, Almanya’nın desteği sanılanın çok daha ötesinde. Bu gerçek, Türkiye’nin Afrin’e yönelik başlattığı “Zeytin Dalı Harekatı”nda bir kez daha görüldü. Afrin’e doğru yola çıkan tankların Alman malı olması bir kez daha bu gerçeği gözler önünde serdi.

Alman Leopard panzerlerinin görüntülerinin uluslararası ajanslar tarafından geçilmesinden sonra, Alman kamuoyu haklı olarak, halen “diktatör” olarak tanımlanan bir rejimin Alman silahlarıyla Kürt halkına karşı yeni bir savaş açmasına karşı tepkisini yükseltti. Pek çok parti ve örgüt hemen açıklama yaparak tepkisini ortaya koydu. Campact ve Medico International örgütleri tarafından imza kampanyaları başlatıldı ve kısa sürede azımsanmayacak sayıda imzalar toplandı. Bu tepki doğal olarak işbaşındaki “geçici hükümeti” zorunlu olarak bir tutum belirlemesine yol açtı. Sonunda, daha bir kaç hafta önce Goslar’da her iki ülkenin dışişleri bakanları arasında varılan anlaşmanın askıya alınmasına yol açtı. Türkiye’nin elindeki Alman panzerlerin modernizasyonunu içeren anlaşmanın askıya alınması elbette olumlu bir adım, ancak bu sorunun çözüldüğü, Alman silahlarının Kürt halkına karşı kullanılmayacağı anlamına gelmiyor. Çünkü, askıya alınan anlaşma sadece tankların modernizasyonuyla sınırlı. Silah satışı olduğu gibi devam edecek. En önemlisi de nihai kararı kurulacak hükümetin vermesi öngörülüyor. Bu demektir ki, hükümet kapalı kapılar ardında yapılacak pazarlıkların ardından açıktan ya da gizli anlaşmayı olduğu gibi sürdürebilir.

GERİLİM BÖLGELERİNE SİLAH SATILIYOR

Hükümet her ne kadar yasal olarak “gerilimin olduğu bölgelere silah satılmayacağından” söz etse de, Almanya bu prensibi bir kaç yıl önce resmi olarak, hem de Güney Kürdistan’daki peşmergelerin IŞİD’e karşı savaşını desteklemek için değiştirmişti. Bu yolla gerilimin olduğu bölgelere silah satışının önü açılmıştı. Dün Kürtlerin lehine gibi görünen bir değişiklik, bugün Kürtlerin aleyhine dönmüş durumda. Gerilimin merkezinde olan Türkiye’ye silah satışı devam ediyor.

Alman basınında yer alan haberlere göre, 2006 yılından bu yana Türkiye’ye mayınlara karşı dayanıklı toplam 300 panzer satılmış. Daha Suriye savaşının söz konusu dahi olmadığı dönemde başlayan bu satışın da asıl olarak Kürtlere karşı Türk ordusunun modern silahlarla donatıldığı anlamına geliyor.

ALMANYA SİLAHTAN BESLENİYOR

Savaş ve çatışmaların en çok silah üreten ülkeler ve onların tekellerinin işine yaradığı genel bir doğru olarak biliniyor. Bu nedenle ülkeler ve tekellerin kazanmasının, daha fazla kâr etmesinin yolu daha fazla savaşın çıkmasından geçiyor. Bu temelde pek çok savaş ve çatışmanın daha fazla silah satmak için çıkarıldığı da biliniyor. Hatta, savaşan her iki tarafa da aynı ülkelerin ve tekellerin silah sattığı da biliniyor.

Yaşadığımız Almanya uzun yıllar, en çok silah satan ülkeler endeksinde ABD ve Rusya’dan sonra üçüncü sırada yer aldı. Bugün de kimi zaman Çin, kimi zaman Fransa öne çıksa da, Almanya dünyanın en önemli silah satan ülkeleri arasında yerini almaya devam ediyor. Türkiye de hep en iyi müşterilerden biri oldu.

Sol Parti tarafından kısa bir süre önce yöneltilen soru önergesine hükümet tarafından verilen yanıta göre, Federal Hükümet 2017 yılı içinde toplam 6,2 milyar Euro değerinde silah satışına onay verdi. Satışın büyük bölümü ise “üçüncü” olarak tanımlanan AB ve NATO dışındaki ülkelere satılmış. Söz konusu satışın 3,8 milyarının “üçüncü” ülkelere yapılması tabloyu özetliyor. CDU/CSU-SPD hükümetinin işbaşında olduğu 2014-2017 yılları arasında toplam 24,9 milyar Euro’luk silah satışına onay verildi. Bu miktar CDU/CSU-FDP’nin işbaşında olduğu 2009-2013 yılları arasındaki onayın üzerinde.

Bu tabloda, son bir yıl içinde Türkiye ile Almanya arasında diplomatik gerilime rağmen 25 milyon Euro’luk silah satışı yapıldı. Toplam 99 ayrı onayın verildiği belirtiliyor. Türkiye’nin en çok satın aldığı silahların başında bombalar, su altı savaş gemilerinin attığı torpido (Torpedos) ve füze geliyor. Bunların dışında kızıl ötesi ve ısıya duyarlı askeri donanım ve savaş gemilerinde kullanılan teçhizat geliyor.

Tagesspiegel gazetesinde yer alan habere göre, Türkiye’nin Afrin’deki savaşta kullandığı panzerlerin başında Alman malı Leopard 2 geliyor. 2006-2011 yılları arasında 350 adet Leopard 2 Türkiye’ye satıldı. Önceki ve sonrakilerle birlikte şu anda Türkiye’nin elinde toplam 700 Leopard panzerlerini değişik serilerinin olduğu ifade ediliyor. Özellikle 1990’lı yıllarda satılan Leopard 1 panzerlerinin NATO’nun 5. Maddesi gereğince savunmaya yönelik kullanılabileceği satış anlaşmasında yer alıyor.

ALMANYA’NIN DİĞER OTORİTER MÜŞTERİLERİ

Almanya’nın müşterileri arasında elbette sadece Türkiye yok. Son yıllarda satış listelerinin başında otoriter rejimin olduğu Cezayir dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl içerisinde toplam 1,4 milyar Euro’luk silah satılmasına karar verildi. Bir diğer önemli müşterileri ise komşu ülke Yemen ile savaş halinde olan Suudi Arabistan. Yine Suudi Arabistan’ın gerilimli olduğu Katar da Almanya’nın bir diğer önemli müşterisi. Katar’a karşı gerilim politikası izleyen Birleşik Arap Emirlikleri de Almanya’dan en çok silah satan ülkeler arasında yer alıyor. Görüldüğü gibi birbiriyle gerilimli olan taraflara silah satarak kârına kâr katan Almanya, aynı zamanda bölgenin bir ateş çemberine dönüşmesinde de büyük bir rol oynuyor.

Bu nedenle başta Almanya’daki barış hareketi, ilerici örgütler ve partiler olmak üzere, savaşa ve militarizme karşı çıkan bütün kesimlerin, acil bir şekilde Almanya’nın öncelikle savaş ve çatışmanın olduğu bölgeler ve ülkelere silah satışını durdurmasını sağlayacak bir çalışma yürütmesi gerekiyor. Ancak savaşa karşı güçlü bir mücadele Almanya’nın yurtdışına daha fazla silah satışını durdurmasını sağlayabilir. Geçmişte bu konuda önemli başarılar elde edildi. Türkiye’de öldürülen gerilla cesetlerinin Leopard tanklarına bağlanıp çekilmesine karşı sürdürülen mücadele sonucunda, dönemin Helmut Kohl hükümeti Türkiye’ye karşı silah ambargosu uygulamak zorunda kalmıştı. Benzer bir karar, Erdoğan ve savaşı destekleyen bütün kesimlerin geri adım atmasını sağlayabilir. (YH)


Almanya‘nın en önemli silah tekelleri:

(Kaynak: http://www.aufschrei-waffenhandel.de)