Kader’in hayatı roman

Semra Çelik

Kader’i sabaha kadar uyutmayan sadece ağrıları değil, uyuyup uyanamamaktan korkuyor. Ter içinde uyanmak, gördüklerinin sadece rüya olduğunu anlayıp buruk bir sevince kapılmak da yoruyor, canını acıtıyor. Sık sık aynı rüyayı görüyor: Çatısı olmayan, farklı yükseklikteki üç binanın önünde duruyor. Birinci binanın üstüne sıçrıyor, sonra ikincisine, sonra üçüncüsüne… Sonra, istemediği halde, göğe doğru yükseldiğini görüyor. Yükseliyor, yükseliyor, bulutlar arasında şimdi. Yalvarıyor, dua ediyor, yere inmek istiyor. Yavaş yavaş iniyor. Sevinç içinde ‚şükür‘ diyor, „ölümden kurtuldum.“ Aslında Kader’in yaşadıkları rüyasından da korkunç. 20 Kasım 2016’da göğe doğru yükseldi, ölümle karşı karşıya kaldı. Sokağın ortasında, üç yaşındaki oğlu Cudi’nin gözleri önünde, ayrıldığı eşi tarafından öldürülmek istendi. Nurettin, önce bıçakladı onu. Yetmedi otomobilden bir balta çıkararak keskin olmayan tarafıyla kafasına kafasına vurdu. Bu da yetmedi, elindeki halatı Kader’in boğazına geçirdi, diğer ucunu içinde Cudi’nin korkulu gözlerle bakarak oturduğu otomobile bağladı, dümene geçti ve 208 metre yerde sürükledi kadını. Kader tüm gücüyle boğulmamak için halatı tuttu. Sonra mucize benzeri halat koptu, film bitti… Sonrasını hatırlamıyor zaten. Önce Hameln’de sonra Hannover’de hastaneye kaldırıldı. Kalbi bir kaç kez durdu. Her seferinde hayata geri döndü. Aylarca komada kaldı, herkes umudunu kesti ama Kader inatla hayata tutundu, kendi için, oğlu için ve şiddet uygulayan tüm erkeklere inat…

ŞİDDET DOLU BİR HAYAT

Aslında zorluklara alışık bir kadın o. Türkiye’de de baskı, şiddetle içiçe geçmiş bir yaşam sürdürmüş. 12 yaşında savaştan, sık sık yapılan ev, köy baskınlarından, devlet şiddetinden kaçarak ağabeyleriyle Hameln’e gelmiş. Daha sonra da anne ve babası gelmişler buraya.

2013 yılında Nurettin’le tanıştık. Kısa süre sonra dini nikahla evlendik.“ Evliliğinin daha ilk günü eşi sigara içmesini yasaklamış, daha sonra cep telefonuna el konulmuş, arkadaşlarıyla buluşması engellenmiş…

Her gün yeni bir hakkı kısıtlanmış ama her defasında eşinin düzeleceği umuduyla evliliğini sürdürmüş. Oğlu Cudi doğduğunda herşeyin düzeleceğine duyduğu umut biraz daha güçlenmiş; „Ama yok, değişen birşey olmadı. Ayrılmaya karar verdik, kavga, tehdit ayrıldık.“ Çocuğunu yetim bırakmamak için belli aralıklarla babasına gitmesine izin vermiş. Ve böyle bir günde, Cudi’yi Nurettin’den almak için gittiğinde aralarında nafaka nedeniyle tartışma çıktığında ölümle yüzyüze bulmuş kendini.

CUDİ’NİN KORKULARI

Hayır, adamın cinnet geçirip saldırdığına falan inanmıyor Kader. „Bilinçli ve önceden planlanmış bir saldırıydı bu.“ Nurettin defalarca tehdit etmişti kadını ama yine de bu kadar canavarlaşabileceği aklının ucundan bile geçmemişti. Sokağın ortasında, oğlunun gözü önünde, bıçak, balta ve halatla sürükleyerek…

Şimdi 29 yaşında, ‚şükür‘ oğluyla beraber ve ikisi de terapi görüyor. Kendinden çok oğlunu düşünüyor; oğlunun ondan ayrılmadığını, sürekli konuştuğunu, olanları anlayamadığını, babasından korktuğunu söylüyor. „Anne, benim babam yok, anne benim babam çok kötü. Anne babam sana neden öyle yaptı? Anne beni bırakma…“

Uzun süren tedavilerden sonra ‚ çok şükür‘ ayakta Kader. Kendi deyimiyle hem de dimdik ayakta. Başında sürekli bir bere var. Baltayla parçalanan kafasında kalan izleri, görenler korkmasın diye, gizlemek için ve kendini daha güvende hissettiğinden bereyi çıkarmak istemiyor.

SUÇLU OTOMOBİL‘İ KOBANE İÇİN SATIYOR

Mahkeme süreci de oldukça zorlu olmuş. İlk duruşmaya gittiğinde kafasından geçen eğer Nurettin özür dilerse, onu affettiğini ama kendisiyle hiçbir şekilde bağ kurmak istemediğini söylemekmiş. Adam bırakın özür dilemeyi, en küçük şekilde pişmanlık bile göstermemiş. „Konuşmadım, affetmedim, affetmeyeceğim.“ diyor.

Eski eşi 137 bin Euro acı parası ve 14 yıl hapis cezasına çarptırılmış. 14 yıl hapis cezasını çok az buluyor Kader; „Başka erkeklere kadınları serbestçe öldürebilirsiniz mesajını verecek kadar çok az.“ Savcının müebbet hapis istemesine rağmen hakim adamın acı parasını ödemeyi kabul etmesi ve ‚koşullar‘ nedeniyle 14 yılda karar kılmış. Kader’in 208 metre sürüklendiği otomobilin de kadına verilmesi kararlaştırılmış. Nurettin sadece buna itiraz etmiş ama üst mahkeme itirazı reddetmiş. Kader otomobili açık arttırmaya çıkardı. Başlangıç değeri 16 bin Euro. Gelen para Kobane’deki kimsesiz çocuklara gidecek. Oradaki çocuk yurdunun donanımı için harcanacak: „Ben çocuklukta çok acı çektim, ölseydim çocuğum da yapayalnız kalacaktı. Kobane’deki çocuklar ise yıllardır yapayalnız. Savaşın annesiz, babasız bıraktığı çocuklar onlar. Eğer benim acım onların acısını biraz azaltabilirse ne mutlu bana.“ Neden Kobane? „İyi şeyler yapıldığı için.“

KADER’İN ROMANI: KASIM ÖFKESİ

14 yıl, belki daha da kısa süre sonra Nurettin hapisten çıkarsa ne yapacak Kader? „Korkmuyorum. Neden korkayım ki. Ölümden döndüm. Çocuğuma kavuştum. Yaşıyorum. İleriye umutla bakıyorum. Benim durumumdaki tüm kadınlara da korkmayın, kaderinizi kendi elinize alın diyorum.“

İyileştikten sonra şiddet gören kadınlara nasıl destek olabileceğine de çok kafa yormuş. Ne yapabilir, nasıl erişebilir onlara? Nasıl cesaretlendirebilir kadınları? Anlatmak, konuşmak, dinlemek, dokunmak, birbirine dokunmak… Bu nedenle belki de yaşadıklarını saatlerce, günlerce Hameln’de çıkan bir gazetenin şef redaktörüne anlatmış. Şimdi onun hikayesini anlatan bir kitabı, bir romanı var. Kasım Öfkesi-Novemberwut kitabın adı. Ulrich Behmann, Kader’in yaşadıklarını bir polisiye roman şeklinde anlatmış. Okunması kolay olsun, daha fazla insana erişsin diye… Novemberwut, Kader’in öfkesinin, öfkesini özellikle kadınlarla, şiddet gören, şiddet görebilecek kadınlarla paylaşmasının, onlara cesaret verme çabasının öyküsü…