Büyük koalisyon SPD’nin tavizleriyle kuruldu

Almanya’da 24 Eylül’de yapılan genel seçimlerin ardından başlayan hükümet arayışı, bugün Başbakan Angela Merkel’in liderliğini yaptığı Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU/CSU) partileri ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) arasında varılan anlaşmayla tamamlanmış oldu. Anlaşma SPD üyelerinin onayına sunulacak. Üyelerin büyük çoğunluğunun anlaşmayı kabul etmesi bekleniyor.

2013’teki genel seçimlerden sonra büyük koalisyon hükümeti kuran CDU/CSU ve SPD, böylece önümüzdeki dört yıl daha ülkeyi yönetecek. Koalisyon anlaşmasının kesin olarak yürürlüğe girmesi ise üç hafta içinde SPD üyeleri arasında yapılacak oylama sonucu belli olacak. Genel seçimlerde yüzde 20,5 gibi tarihinin en düşük oyunun alan SPD ve aynı zamanda başbakan adayı da olan Genel Başkanı Martin Schulz, koalisyon ortaklığında sorumluluğu üyelere yükleyen bir strateji izledi. Bu çerçevede önce Berlin’de parti kongresini toplayarak CDU/CSU ile koalisyon görüşmelerine başlanıp başlanmayacağını sordu. Buradan aldığı “Evet” oyundan sonra başladığı görüşmelerin sonucunu ise bu kez 21 Ocak’ta Bonn’da toplanan parti kongresine sundu. Ardından yeniden başlayan görüşmeler bugün tamamlanmış oldu. Elde edilen sonuç yaklaşık 460 bin SPD üyesine sorulacak.

SPD yönetimi 6 Şubat’tan sonra üye olacakların oylamaya katılamayacağına daha önce karar vermişti. Parti yönetimi tarafından verilen bilgiye göre yılbaşından bu yana toplam 24 bin 399 kişi partiye üye oldu ve toplam üye sayısı 463 bin 723’e yükseldi. Koalisyon ortaklığına karşı çıkan kesimler son haftalarda partiye üye kampanyası başlatarak, anlaşmanın reddedilmesi için çağrıda bulunmuştu. Bunun üzerine parti yönetimi 6 Şubat’ı yeni üyeler için son gün olarak ilan etmişti. SPD yönetimi önümüzdeki günlerde üyelere anlaşmaya “Evet” demesi için değişik toplantılar yapacak. Mektupla yapılacak oylamanın üç hafta sürmesi planlanıyor.

Anlaşmanın üyeler tarafından da kabul edilmesi durumunda Merkel’in yeniden başbakan liderliğindeki “büyük koalisyon” hükümeti bir dört yıl daha görev yapacak.

SPD PEK ÇOK KONUDA TAVİZ VERDİ

Önümüzdeki dönem daha fazla oy kaybetmemek için her adımı kongre delegelerine ve parti tabanına soran SPD, genel seçimlerden önce ifade ettiği pek çok konuda taviz verdi. Bunların başında sağlık sisteminde yapmak istediği değişiklikler geliyor. Seçimlerde en büyük vaadi iki sınıflı sağlık sistemine son vermek olan SPD, bu konuda istediğini yapmadığı gibi savunduğu Yurttaş Sigortası’nı (Bürgerversicherung) da kabul ettiremedi. Bu alanda sadece sağlık sigortası için işverenlerin de pirim ödemesinin önü açıldı.

Yine genel seçimler öncesinde kesinlikle ülkeye gelecek sığınmacılar için bir üst sınırın konulmasına karşı çıkan SPD, bu konuda da geri adım atarak bir yıl içinde en fazla 180-220 bin arası sığınmacı gelmesine onay verdi. Yine sığınmacıların aile birleşimi konusunda da geri adım attı ve bir ay içinde en fazla 1000 sığınmacı yakının aile birleşimi yoluyla Almanya’ya gelmesine onay verdi. Bu konuda asıl olarak CDU/CSU’nun talepleri geçerli oldu.

BAKANLIKLAR PAYLAŞILDI

Daha önce SPD üyelerinin onayından sonra bakanlık paylaşımına gidileceği ifade edilmesine rağmen, şimdiden bakanlık paylaşımı yapıldı. Basında yer alan haberlere göre önümüzdeki dört yıl boyunca dışşileri, maliye ve çalışma bakanlıkları SPD’de kalacak. Özellikle Dışişleri Bakanlığı’na kimin getirileceği konusunda ise tartışma söz konusu. SPD Genel Başkanı Martin Schulz, Sigmar Gabriel’in yerine dışişleri bakanı olmak istediği belirtiliyor. Ancak, Gabriel’in buna pek yanaşmadığı ileri sürülüyor. Son pazarlıkların ardından Schulz’un dışişleri bakanı olabileceği ifade ediliyor. Maliye bakanlığı için ise Hamburg Eyaleti Başbakanı Olaf Scholz’un adı geçiyor. Maliye bakanlığı geçtiğimiz dönemde CDU/CSU’nun elindeydi. Aile ve adalet bakanlıkları da SPD’de kalmaya devam edecek.

Basında yer alan haberlere göre CDU savunma ve ekonomi bakanlıklarını alırken, CSU içişleri bakanlığını üstlendi. Bild gazetesi bu göre CSU Başkanı Horst Seehofer’in getirileceğini yazdı. Geçtiğimiz pazar günü tamamlanması planlanan görüşmeler sağlık ve iş yaşamı konularında anlaşma sağlanamadığı için uzamıştı.