The Guardian: Almanya’nın büyük koalisyon riski

The Guardian
Başyazı

Brexit, Birleşik Kraliyet’in en büyük sorunuyken, okyanusun bu tarafından bakınca Brexit’in AB’nin de en büyük sorunu olduğunu düşünmek çok kolay. Ama öyle değil. AB liderleri tek para biriminin (avronun) yapısal sorununa hâlâ çözüm bulmaya çalışıyor. Avrupa kıtasında, yabancı düşmanı, milliyetçilikle boğuşan siyasi bir hastalık var. Bunun da nedeni Avrupa dışından, yığınla gelen, mülteci sorunu nasıl çözülecek konusunda ortak bir fikir görüşünün olmayışından kaynaklanıyor.

Geçtiğimiz sene seçimlerden bu yana Berlin’de hükümet kurulamaması bu durumu daha fazla komplike ediyor. Bu yüzden Angela Merkel’in Hristiyan Demokratlar ve Martin Schulz’un başkanlığını yaptığı Sosyal Demokratlar arasında geçici bir “büyük koalisyon” anlaşmasına varılması bir ilerleme. Fakat Berlin’de işlerin normale yakın bir hale dönmesi geçici bir rahatlama sağlasa da, kutlama sebebi değil. Sosyal Demokrat Partisi bu anlaşmayı reddedemez. Bayan Merkel’le beraber çalışmak, Alman orta-solunu dinamizmden ve kimlikten yoksun bıraktı. Schulz seçimler sırasında kendine özgü bir mesajı olmadığı için dalga konusu edilmişti. (Schulz parti liderliğini bırakıp dışişleri bakanı olacak).

SPD’nin güçsüz halinin yanı sıra Merkel’in 12 yıllık Almanya Başbakanlığı görevinin yorgunluğu, sağcı AfD’nin bir güç olmasına fırsat sağladı. AfD’nin, Alman parlamentosundaki en büyük muhalif parti olması ihtimali var. Birkaç sene önce böyle bir şeyin olması imkansız gibi görünüyordu. Halkın çıkarlarına karşı hareket eden düzen yanlısı elitlere karşı, eski görünümlü bir koalisyon pek etkili olamayacak. Almanya’nın korkunç tarihi aşırı milliyetçiliğe karşı kültürel bir koruma aşısı etkisi yaratıyordu, ama artık bunun etkisinin azaldığını gösterecek kanıtlar var.

SPD üyeleri koalisyonu halen reddedebilir ve muhalefette olarak bir diriliş yolu arayabilir. Ama hükümette de yer almak, partinin finans ve dışişleri bakanlığını kontrol edebilmesini sağlar. Bu da önemli bir ödül. Bir önceki durumdan daha fazla bir etki yaratacağı kesin değil. Merkel’in, küçük ortaklarına üstünlük sağlamakta yeterince deneyimi var.

Avrupa bazında, Alman yönetiminin oluşumu, en azından teoride, tek para biriminin ve daha geniş AB reformunun yolunu açacak. Brüksel, Berlin ve Paris’te neyin gerekli olduğu konusunda çelişkili fikirler var. Sayın Schulz, Merkel’le kıyaslandığında entegrasyona daha fazla sıcak bakıyor. Avro Bölgesi’nin en büyük üçüncü ekonomisi İtalya’da gerçekleşecek seçimler sonucu Avrupa’daki güç dengesi de sarsılabilir. Roma’nın, finansal ve siyasi dağınıklığı yüzünden, AB konusunda nasıl kararlar vereceğini tahmin etmek mümkün değil ama önemli bir güç. Ülkede büyüme var ama merkez sol koalisyonu ödüllendirecek seviyelerde değil. Popüler ve ultra milliyetçiler seçim anketlerinde iyi gidiyorlar. Seçim kampanyası mültecilere yönelik kesintisiz saldırılar içeriyor. Akdeniz’i aşan mültecilerin ilk durağının İtalya olması, bu tartışmayı diğer ülkelere göre daha fazla çirkinleştiriyor.

(İtalya’da) bu huzursuzluktan yararlanan 81 yaşındaki iş adamı ve vergi kaçakçılığından sabıkalı Silvio Berlusconi, geri dönüş yaptı. Kötü geçmişi yüzünden yasal olarak başbakan olamasa da bir koalisyonda yine güçlü olabilir. İç karartıcı bir manzara, üstelik birçok Avrupalı lider onun dönüşünü neredeyse nostaljik bir şekilde karşıladı. Tüm kusurlarına rağmen,onun rüşvetçi yabancı düşmanlığı Atlantik’in öbür tarafındakinden daha ılımlı. Ilımlılık ölçüsünün Donald Trump’ın biraz altında olarak ölçülmesi, Batı demokrasilerinin vardığı durumu da gösteriyor.

Britanya AB’den ayrılma kararı verdi diye bu sorunlardan uzak duramaz. Avrupalılar halen bizim komşularımız, müttefiklerimiz ve ticarette ana ortaklarımız. Her ülkenin iç politikasında kendine özgü sorunları olsa da, hepsinin ortak yanı milliyetçiliği reddetmek için basit ve ikna edici sebepler sunabilmesi gerek.

(Avrupa’da) popülizmin boş vaatlerine ve kültürel tehlikesine karşı etkili hiç bir seçim stratejisi sunulmuyor ve yeterince güçlü siyaset üretilmiyor. Britanya’da Avrupa yanlılarının yıllarca yaşadığı sorunlardan birisi de buydu ve şimdi ağır bir bedel ödüyor. Avrupa’nın geri kalan ılımlı siyasetçileri de bir çözüm bulmuş gibi görünmüyor.

(Çeviren: Çağdaş Canbolat)