Deniz Yücel serbest bırakıldı: Türkiye – Almanya ilişkilerinde ‘normalleşme’ normal mi?

Dün Berlin’de Başbakan Angela Merkel ile ortak basın toplantısı düzenleyen Başbakan Binali Yıldırım, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesini istediklerini belirttikten sonra, Erdoğan’ın Merkel’i Türkiye’ye davet ettiğini söyledi. Merkel, eleştirilerin dozajını önceki döneme göre düşürmesi, Deniz Yücel’in serbest bırakılacağından haberdar olduğunu gösteriyor.

YÜCEL ÖZDEMİR

Başbakan Binali Yıldırım, önceki Belarus’tan Berlin’e doğru yola çıkarken uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, “ Türkiye ile Almanya’nın normal hayata dönme vakti geldi diye düşünüyoruz” diyerek Almanya Başbakanı Angela Merkel ile yapacağı görüşmeden beklentilerini özetledi. Yani, iki ülke arasında siyasi hesaplar nedeniyle sert geçen 2017’yi pek hatırlamak istemediklerini, yeni bir sayfanın açılmasından yana olduklarını belirtti.

Başbakanlık Binası’nda bir saat süren Yıldırım-Merkel görüşmesi, beklendiği gibi gayet uyumlu şekilde geçti. Almanya tarafının bir süredir ilişkilerde normalleşmeye şart olarak koyduğu gazeteci Deniz Yücel’in serbest bırakılması, dün itibariyle yerine getirildi. Yıldırım daha Almanya’ya gelmeden ARD televizyonuna verdiği demeçte Deniz Yücel’in serbest bırakılacağının mesajını açık olarak vermişti: “Ümit ederim, kısa sürede duruşması yapılır ve bir sonuç elde edilir. Her duruşma bir umuttur.” Böylece, Merkel’den gelebilecek tepkinin önünü almış oldu. Başta Merkel olmak üzere hükümet üyeleri ve basın, Yıldırım’ın sözlerinde Deniz Yücel’in kısa sürede mahkemeye çıkarılıp bırakılacağı sonucunu çıkardığı için, Almanya iki gündür umutlu bir bekleyiş içindeydi. Hem de somut bir ilerleme olmadığı halde. Ancak Deniz Yücel’in serbest bırakılması kararının ardından hafta içinde Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in iki kez Erdoğan ile telefon görüşmesi yaptığı açığa çıktı. Bu da Almanya’nın Türkiye’ye silah satışı başta olmak üzere pek çok alanda ilişkilerini normal sürdürebilmesi için Deniz Yücel’in serbest bırakılması gerekiyordu. 6 Ocak’ta Gabriel ile Çavuşoğlu arasında yapılan görüşmede de Deniz Yücel’in serbest bırakılacağı mesajı verilmişti. Bu görüşmede daha sonra tank modernizasyon anlaşması yapıldığı da basına yansımıştı.

MERKEL’İ TÜRKİYE’YE DAVET ETTİ

Merkel ortak basın toplantısında her ne kadar hukuk devleti prensiplerinden ve demokrasiden söz etse de, bunların iki ülke arasındaki ilişkileri bozmayacağının da mesajını vermiş oldu. Denilebilir ki, Türkiye tarafı Almanya’ya yönelik eleştirilerini bir tarafa bırakınca, Almanya da daha önce otoriter rejim konusundaki eleştirilerini yumuşatmışa benziyor. Bundan güç alan Yıldırım, ilişkilerdeki normalleşmeyi hızlandırmak, bir üst seviyeye çıkarmak için Merkel’i Türkiye’ye davet etti. Hem de davetin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapıldığını vurgulayarak.

Merkel’in davete nasıl bir karşılık verdiği bilinmiyor. Ancak bu ziyaretin hükümet kurma süreci tamamlanmayana kadar olmayacağı ortada. Mart sonunda Varna’da yapılacak AB-Türkiye Zirvesi’nde Erdoğan ile Merkel’in bir araya gelmesi giderek daha güçlü bir olasılık haline geliyor.

Sol Parti ve Yeşiller de bir kaç gündür, Almanya’nın Deniz Yücel’in serbest bırakılmasına karşılık Türkiye’ye silah satışına onay verdiğini ifade ederek Merkel’e eleştiriler yöneltiyorlar. Ancak, Merkel ortak basın toplantısında “Böyle bir şey yok” diyerek eleştirileri duymamazlıktan geldi.

ASLI SORUN ALMANYA’DA

Yıldırım ve Merkel’in açıklamaları, her iki ülkenin yöneticilerinin ekonomik, siyasi, askeri çıkarlar için ilişkileri normalleştirmeden yana olduğunu gösteriyor. Türkiye hükümetinin siyasi hesaplarla izlediği pragmatik politikalar yeni değil. “Dün dündür, bugün bugündür” felsefesi savunuluyor. Yıldırım’ın “geçmişi unutmak istiyoruz”da kullandığı geçmiş bir kaç yıl öncesinde değil, bir kaç ay öncesini kapsıyor.

Burada önemli olan Almanya’nın siyasi çıkarlarını için temel hak ve özgürlükleri hiçe saymasıdır. Türkiye’de insan hakları, düşünce özgürlüğü konusunda gidişat öncesinde göre daha da kötüye gitmesine rağmen Merkel, eleştirilerindeki dozaj düşürdü. Yine Türkiye, Alman silahlarıyla açıktan Zeytin Dalı Operasyonu’nu sürdürdüğü ve içeride pek çok eleştiri geldiği halde, Türkiye’nin bölge politikasına küçük bir eleştiri dahi yönetmedi.

Halbuki, Merkel’in başbakanlığını yaptığı koalisyon hükümeti anlaşmasında bir Türkiye’de durumun giderek kötüye gittiği açık olarak belirtiliyor ve bundan ötürü AB müzakerelerinde bir ilerlemenin olamayacağı yazılıyor.

Toplamı açısından bakıldığında, önümüzdeki süreçte Türkiye-AB ilişkilerinde bir ilerleme olmayacak. Ancak Türkiye-Almanya ilişkilerinde, Almanya’nın ekonomik ve siyasi çıkarları nedeniyle bir normalleşme sürecine girilecek. Bunun ne kadar süreceğini ise zaman gösterecek. Her iki ülke arasındaki çıkar farklılıkları ilişkilerin kolay şekilde normalleşmeyeceğini gösteriyor. Bu nedenle iki ülke arasındaki ilişkiler normal şekilde normalleşmediği için içinde gerilim potansiyelini taşımaya devam edecek.