‘Puzzle parçalarını ortaya bir resim çıkana kadar birleştireceğiz’

Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’de devam eden NSU Davası’nda sona doğru yaklaşılıyor. Davanın müdahil avukatlarından Alexander Hoffmann, NSU tarafından katledilen Theodoris Boulgarides’in müdahil olarak katıldığı duruşmadan izlenimlerini yazdı.

ALEXANDER HOFFMANN*

NSU Davası’nda verilecek ara öncesindeki son duruşma günü sadece avukat Serkan Alkan, Yvonne Boulgarides ve avukat Yavuz Narin’in mütalaalarından oluşsaydı güzel olacaktı. Çünkü bu mütalaalar davanın NSU’nun kurbanlarının kendilerinin ve avukatlarının seslerini yükseltebildikleri bu kısmının çok etkileyici ve çoğu noktada dokunaklı bir finaliydi.

Ancak duruşma günü savunmanın mütalaalarının zor bir şekilde planlanmasıyla noktalandı. Bu planın sonucuna göre mahkeme 20.02 tarihinde soygunlarda ele geçirilen paranın tahsilatı ile ilgili biçimsel sorulara dair kısaca karar verecek. Bunun ardından uzun bir ara verilecek. 13.3’te Zschäpe’nin avukatları Grasel ve Borchert mütalaada bulunacaklar, bunun ardından yine yaklaşık bir haftalık bir ara verilecek. Sonra Zschäpe’nin “eski avukatları” Heer, Stahl ve Sturm ve -bu sırayla- Eminger, Gerlach, Wohlleben’in savunmaları ve Sturm mütalaada bulunacak. Heer, Stahl ve Sturm haricindeki tüm avukat ekipleri sadece bir gün boyunca mütalaada bulunacaklarını belirttiler. Dolayısıyla davanın Nisan ayı ortası ve sonları arasında karar verecek olması gerçekçi gözüküyor.

Son müdahil dava mütalaalarına dönersek: Açılışı Keupstraße’deki çivili bomba saldırısının kurbanlarından birini temsil eden Serkan Alkan yaptı. Kendinden önceki müdahil dava mütalaalarına değinerek sadece bir ilavesi olduğunu belirtti. […] Alkan, Nazi çevrelerinden tanıkların “davaya uyumlu genel hafıza kaybından” ve Zschäpe’nin uydurulmuş açıklamasından – ve bunlarla ilgili olarak bu kişilerin kendi ideolojilerini gizleme çabalarından bahsetti: “Bir anda yabancılarla hiçbir problemleri kalmadı ya da bu konu hiç baskın değildi. Daha çok doğanın korunmasıyla ilgileniyorlardı ve duygularının en şiddetli ifadesi ‘döner yerine sosis’ gibi bir slogandı. Tanıkların davadaki apaçık yalanlarını yorum yapmadan dinlemek yer yer dayanılmaz bir durumdu.” […]

BULGARİDES’İN EŞİ SÖZÜ ALDI

Bunun ardından 15 Haziran 2005’te Münih’te NSU tarafından öldürülen Yunanistanlı Theodoros Boulgarides’in eşi Yvonne Boulgarides’in etkileyici ve dokunaklı mütalaası başladı. Boulgarides dava sürecinde açıklığa kavuşturulamayan bir çok sorudan söz etti: “Nasıl olup da bu kadar sanık salgın hastalık gibi hafıza kaybına uğradı? Neden muhbirlere ve onlardan sorumlu kişilere hemen kapsamlı bir ifade verme izni verilmedi? […] Bu insanlar neden korundu? Neden kurbanlar ve aileleri korunmadı? Devlet organları dürüst ve görevlerinin bilincinde bir şekilde soruşturma yürütmüş olsalardı, kaç kurbanın hayatı kurtulacaktı? Neden bu kadar çok dosya sayfası imha edilmişti? Neden kasti veya ihmalkar davranışlarıyla bu suçları mümkün kılanlar bugün nerede? Neden hiçbir sonuçtan korkmaları gerekmiyordu, hatta neden kasti bir şekilde dosyaları imha etmiş olan Lothar Lingen gibi kişiler ceza takibinden aktif olarak korunuyorlardı? […] Ve tüm bu açıklama çabaları sadece daha fazla soru ve güvensizliğe yol açıyor.”

Dava onun için bir evi yüzeysel şekilde temizlemeye benziyor. Ayrıntılı bir aydınlatma çabası için altına birçok şeyin süpürülmüş olduğu halıları kaldırmak gerekiyordu. “Mahkeme çaba göstermiş, ama fazla bir şeye ulaşamamıştı. Halının altında kalan kir, bu ülkede çok fazla acıya sebep olmuş paranoyak ve insan onurunu hiçe sayan bir geleneğin sonucuydu.”

Yvonne Boulgarides, daha NSU’nun 2011 yılı Kasım ayında açığa çıkmadan önce, o zamanlar “Döner cinayetleri” denen cinayet serisi ve Keupstraße’deki çivili bomba saldırısı arasında açık bir bağlantı olduğuna dikkat çeken ve ölümcül bir “Combat 18” hücresinin varlığı hipotezini önsüren ve yorulmak bilmeden NSU’nun işlediği suçların arka planının açığa çıkarılmasına çabalayan avukat Yavuz Narin’in çabalarını özellikle övdü. Ve 2015 yılında yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle yaşamını yitiren ve ölümüne kadar aileyi temsil eden meslektaşımız avukat Angelika Lex’i de andı.

SANIK SCHULTZE İLE GÖRÜŞME

Boulgarides Ailesi, sanık sandalyesinde oturan ve suçlarını itiraf eden Carsten Schultze ile de buluşmuştu: “Bu hayatımızın en zor, ama en duygusal anlarından biriydi. Schultze, suçların işlenmesindeki rolünden derin bir pişmanlık duyuyor, vicdanı ona cezasının büyük bir kısmını zaten ödetmiş. Haksızlığın bilincinde ve pişmanlık duyuyor. Bunlar, diğer sanıklarda ne kadar ararsak arayalım bulamadığımız nitelikler.”

Aile, Schultze’ye bunu göz önünde bulunduran bir ceza verilmesini diliyordu. Yvonne Boulgarides kocasını anarak ve geleceğe yönelik bir söz vererek sözlerini noktaladı: “Kocamın küçük kızlarını nasıl kadınlara dönüştüklerini görmeyi, onları evlendirmeyi ne kadar çok istediğini biliyorum. Torunları doğduğunda ne kadar gurur duyardı. Diğer müdahil dava temsilcilerinin de böylesi bir acı yaşadıklarını biliyorum. Zamanı geri döndüremeyeceğimizi de biliyorum. Ama yapabileceğimiz bir şey var, o da soru sormaktan vazgeçmemek. Puzzle parçalarını ortaya bir resim çıkana kadar birleştireceğiz. Sonra diğer herkes de bakmak zorunda kalacak.”

AVUKAT NARİN: TARİH KARŞISINDA İSTİKRARLI OLACAK BİR KARAR VERİN

Müdahil davacıların mütalaalarının finalini avukat Yavuz Narin yaptı. Narin sözünü kısa tutacağını duyurdu: “Çünkü sözlerim müvekkillerimin seneler boyunca maruz kaldıkları acıyı, şüpheleri ve aşağılamaları anlatmanın yanına bile yaklaşamaz. Babalarının ve kocalarının organize suçlara karıştığının, uyuşturucu veya insan ticareti yaptığının iddia edilmesinin onlara verdiği zararı veya saatler süren sorgulamaların, polisin uydurduğu iddiaların ve iş arkadaşları, sınıf arkadaşları ve komşularının haklarında konuştuklarının onlara neler hissettirmiş olduğunu da gereğince anlatamaz.”

Ama müvekkilleri, Narin’in anlattığına göre bunlara göğüs germişti. Narin bu üç kadına doğrudan hitap ederek şunları dedi:Dünya bir anda size sırtını döndü. Ve bu ani yalnızlığınıza rağmen tüm bu yıllar boyunca Theo’nun arkasında durdunuz, ona inandınız ve gerçeğin bir gün yüzüne çıkacağına güvendiniz. Her saniye tüm sanıklardan ve hepsi ani bir hafıza kaybına uğramış olan tanıkların hepsinden daha fazla metanet, gurur ve en önemlisi büyüklük gösterdiniz. […] Theodoros Boulgarides‘in adı artık temize çıktı. Babanız bugün kızları büyüyüp harika insanlar olduğu için huzur içinde uyuyabilir. Carsten Schultze’yi affedecek cesaret, güç ve büyüklüğe sahip olduğunuz için sizinle gurur duyabilir.”

Narin çok sayıda örnek göstererek NSU’nun işlediği suçların kesinlikle yetersiz şekilde aydınlatılmış olduğuna bir kez daha değindi ve Hessen Eyalet Anayasayı Koruma Dairesi’nin bir çalışanının Halil Yozgat cinayetine yönelik soruşturmalardaki engelleri meşrulaştırmaya çalıştığı bu açıklamasını devletin kurbanları gözardı etmesinin doruk noktası olarak değerlendirdi: “Burada söz konusu olan bir cinayet suçu. Bu kişi (Andreas Temme) için nasıl bir güven kaybı anlamına geleceğini bir düşünün. Size bir hukukçu olarak soruyorum: Olanları gizli tutmaya yönelik hangi çıkar, insan yaşamının korunması ve kanunlara tabi kişilerin onurundan daha öncelikli olabilir?”

Yavuz Narin mahkemeye yönelik bir çağrıyla sözlerini noktaladı: “Yüce mahkeme heyeti, ben de müvekkillerim adına size rahatınızı bozmanızı çağrısında bulunuyorum. Siz bağımsızlığa sahipsiniz. […] Bu davanın eksik kalarak söylemeyi başaramadığı şeyleri söylemeye cesaretiniz olsun. Her şey yolundaymış gibi davranmamaya cesaretiniz olsun. Bu mahkeme heyetinin temyize karşı koyacak bir karar vereceğinden eminim. Size çağrıda bulunuyorum: Tarih karşısında da bir istikrarı olacak bir karar verin.”

(NSU Davası hakkında Türkçe ve Almanca düzenli bilgi edinmek için Avukat Alexander Hoffmann ve arkadaşlarının hazırladığı www.nsu-nebenklage.de sitesine bakılabilir)