Mücadele devam ediyor!

Almanya’nın hemen bütün şehirlerinde kadınlar, hummalı bir şekilde 8 Mart kutlamalarının hazırlıklarını yapıyor. Bu yıl, 8 Mart kutlamalarında, seçme ve seçilme hakkının 100. yılı ana tema olarak ele alınıyor. Seçme ve seçilme dahil olmak üzere kadınlar yüzlerce yıldır mücadele ederek bir çok hak kazandı. Alman Sendikalar Birliği’nin 8 Mart çağrısında dile getirdiği gibi çok şey elde ettik.

Ancak yaşam ve çalışma koşullarımızı, politik, sosyal, toplumsal, kültürel yaşama katılımımızdaki sorunları göz önünde bulundurduğumuzda daha yapılacak çok işin olduğunu görüyoruz. En ileri ülkeler de dahil tüm dünyada kadınların, kısa süreli, geçici, güvencesiz, en kötü işlerde çalıştırılması yaygınlaşıyor.

Almanya açısından baktığımızda da durum farklı değil. Kadınlar aynı işi yapsalar dahi erkeklere göre yüzde 21 daha az ücret alıyor. Düşük ücretli, esnek ve güvencesiz işler giderek artıyor. Bu artış kadınlara annelik, bakım başta olmak üzere geleneksel rollerini hatırlatan tartışmalar eşliğinde meşru kılınmaya çalışılıyor. Çocuk ve yaşlı bakımının ve ev işlerinin de geleneksel roller nedeniyle kadınların görevi olarak görülmesi de kadınların yükünü arttırıyor.

Geçtiğimiz yılın kasım ayından itibaren metal ve elektro iş kollarında iyi çalışma koşulları, çalışma sürelerinin aile yaşamı ile uyumlu hale getirilmesi, ücret zammı ve işe geri dönenlere tam gün çalışma hakkı talepleri ile sürdürülen mücadeleye tanık olduk. Çalışma koşullarının düzelmesi, eşit işe eşit ücret ve toplumsal eşitlik için de kadınların mücadelesi sürüyor.

Bütün bu olup bitenler Türkiyeli kadınların yaşam ve çalışma koşullarını da etkiliyor. Zaten kadın ve göçmen olmaktan kaynaklanan dezavantajlı durumları bu koşullarda daha da artıyor. Almanya Türkiye arasında son dönemde yaşananlar da Türkiyeli kadınların içe kapanma eğilimini ve önyargıları güçlendirirken, tartışmaların buraya yansıma biçimi kadınları Türkiye gericiliğinin etkisine daha açık hale getiriyor. Irkçı ve ayrımcı politikalar günlük yaşamlarını etkiliyor.

Göçmen kadınlar olarak seçme ve seçilme hakkının 100. yılını kutlarken bir yanımız eksik. Zira vatandaşlığa geçişte getirilen kıstasları yerine getirmede karşılaştığımız zorluklar bir taraftan yaşadığımız ülkenin bir parçası olmamıza yasal, bürokratik duvarlar örerken diğer taraftan vatandaşlığa geçmemiş/geçememiş kadınların, yaşadıkları ülkenin şimdisi, sonrası hakkında karar mekanizmalarına katılımını engelliyor. Göçmen kadınlar, ne yerel ne de genel seçimler de bu haktan yoksun. Ne seçebiliyor, ne de seçilebiliyor.

Göçmen Kadınlar Birliği, bu yıl Dünya Emekçi Kadınlar Günü taleplerini belirlerken, bütün bunlara dikkat çekerek kadınların seçme ve seçilme hakkının 100. Yılında „eşitlik için, politik katılım hakkı için, dışlanmaya ve ayrımcılığa karşı mücadele devam ediyor“ sloganıyla kutluyor.

Başta şiddet, savaş olmak üzere tüm dünyada kadınlara geleneksel rollerini hatırlatan, bedenleri ve emekleri üzerinde tahakküm kurmayı hedefleyen muhafazakar politikalara karşı sokaklara çıkan kadınların taleplerine sahip çıkarak, Amerika Birleşik Devletleri’nde, Arjantin’de, Hindistan’da, Afganistan’da, İran’da, Tunus’da, Güney Afrika’da, Türkiye’de, Fransa’da, İtalya’da, İrlanda, Avustralya, İngiltere ve Romanya’da bir çok ülkede talepleri için eylemler yapan, direnişler örgütleyen kadınların mücadelesini destekleyerek kutlayacağız bu yıl 8 Mart’ı. Bu 8 Martta barış talebimizi daha da yüksek sesle dile getireceğiz. Türkiye hükümetinin Afrin’e yaptığı müdahalenin bir an önce son bulmasını isteyerek. Biz kadınlar barışı savunuyor, Almanya’nın silah satışlarını durdurmasını istiyoruz.

İşimiz çok, yolumuz uzun. Ancak biliyoruz ki elde ettiğimiz bütün haklara sahip çıkmak ve korumak, yenilerini elde etmek için her birimizin yapabileceği çok şey var. Bu 8 Mart kutlamalarında haksızlıkları, savaşa karşı barışı, eşitsizliklere karşı çıkmayı, özgürlüğü ve başka bir sürü şeyi konu edeceğiz. Elde ettiklerimiz için sevinçli, sorunlarımız ve değiştirmemiz gerekenler için öfkeli, kararlı. Geçmişte baktığımızda da görüyoruz, şimdi yaşadıklarımızdan da biliyoruz. Ancak birlikte başarabiliriz.

Evet mücadele devam ediyor.

Eşit işe eşit ücret dediğimiz, iltica hakkının insan hakkı olduğunu hatırlattığımız, barış için haykırdığımız 8 Mart‘ta, yaşamın her alanındaki cinsiyet eşitsizliğine karşı çıkmak, politik yaşama aktif katılmak, her türlü ayrımcılığa ve ırkçılığa dur demek için birleşiyoruz, dayanışıyoruz güçleniyoruz ve mücadeleye devam ediyoruz.