DİDF: Emeğimiz ve geleceğimiz için 8 Mart’ta buluşalım

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) yaptığı açıklamada, bütün uluslardan kadınları 8 Mart’ta daha iyi bir yaşam için etkinliklere katılmaya çağırdı. Yapılan açıklamada şöyle denildi: “8 Mart tüm dünyada yıllardır emekçi kadınların haksızlıklara, eşitsizliğe, baskıya karşı mücadele günü olarak kutlanıyor. Bu mücadeleler sonucu kadınlar tam bundan yüz sene önce Almanya’da 1918 yılında seçme ve seçilme hakkını kazandı. Bu sene de kadınlar olarak, daha iyi bir yaşam, daha iyi bir gelecek için bir araya geleceğiz. Kadınlar olarak bizler de bu sene savaşa, şiddete ve eşitsizliğe karşı bir araya geliyoruz.

Bu 8 Mart’ta da kadınlar olarak savaşın asla çözüm olamayacağını bir kez daha haykırıyoruz. Haksız ve saldırgan bu savaş şiddetin en üst düzeyidir. Bunun için AKP hükümetinin Afrin’e başlattığı savaşın derhal durdurulmasını istiyoruz. Çünkü bu savaş bizim savaşımız değil. Bu savaş her tür baskı ve zorbalıkla tek adam diktatörlüğü oluşturmaya çalışan Tayyip Erdoğan‘ın savaşıdır.
Bu savaş, saltanatlarını sürdürmek için OHAL’i sürekli uzatan, KHK’larla yüzbinlerce insanı işsiz bırakıp açlığa terk eden, patronlar için hakkını arayan işçilerin grevini yasaklayanların savaşıdır! Çürük raporları çıkarıp askere göndermedikleri oğullarına yurtdışında şirketler kurdurup, damatlarını bakan yapanların savaşı! Sınırın o yakası ya da bu yakası fark etmez, ateş her zamanki gibi yoksul ailelerin ocağına düşüyor, yoksul çocukları yaşamını yitiriyor. Anneler artık ‚vatan sağ olsun demeyeceğiz‘ diye haykırıyor. Bu savaşta suç ortağı olan Alman devletinin Türkiye’ye silah satışını durdurmasını istiyoruz. Bunun için sizleri de bu 8 Mart’da barışın sesine ses vermeye çağırıyoruz.

Kadına şiddet bir dine, bir ulusa ait değildir ve insanlık suçudur!
Son senelerde dünyanın her tarafında kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve katliamlar gün geçtikçe artıyor. Almanya’da 16 yaşın üzerindeki kadınların yüzde 40’ı fiziksel ve cinsel şiddete uğramış. Cinsiyet ayrımcılığı hayatın her alanında yaşanmaya devam ediyor. Kadını ikinci sınıf insan gören politikaların sonucu olan bu gelişmelere karşı önlemler alınmadığı gibi, cinsiyetçiliğin kışkırtıldığı reklamlardan ucuz işgücü olarak kullanılmasıyla iş dünyasına kadar teşvik edilip, şiddet sürekli üretiliyor.
Bu gelişmelerin en korkunç boyutlarda yaşandığı ülkelerden birisi de Türkiye‘dir. Sadece 2017 yılında basına yansıdığı kadarıyla en az 419 kadın, erkek şiddeti nedeniyle öldürüldü. Devletin resmi kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı‘ndan sürekli kadın ve çocuk düşmanı fetva verilerek bu şiddet teşvik edilmekte. “Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil” diyen, “telefon, faks, SMS ve internet ile karınızdan boşanabilirsiniz” diyen, “kız çocuklarının 9 yaşında gebe kalabileceklerini” söyleyebilen bir kurumun çocuklara yönelik istismarın artmasında, tacizde, tecavüzde payı yok mu? AKP hükümeti kadının nasıl yaşayacağını, nasıl giyineceğini belirlemeye, kadına şiddete, tacize, tecavüze karşı çıkanları da susturmaya çalışmaktadır. Bizler laik, kadın ve erkeğin eşit olduğu, çocuklara yönelik her türden istismarın cezalandırılması için mücadele eden Türkiye‘deki kadınların kazanacağını düşünüyor ve destekliyoruz.

Almanya‘da yaşayan kadınlar olarak eşit haklar istiyoruz!
Dünyanın en zengin ülkelerinden birisi olan ve sosyal kasalarında milyarlarca euro biriken Almanya’da milyonlarca kadının çocuklarını sosyal yardım alarak büyütmesi, güvencesiz ve düşük ücretli işlerde koşuşturması, yaşlılıkta da karnını doyuramaz bir geleceğe mahkum edilmesi kabul edilemez. Biz göçmen kadınlar olarak çalışsak bile yoksulluktan, ayrımcılıktan en fazla etkilenen kesimlerin başında geliyoruz. Eğitim, sağlık, iş yaşamında yaşanan olumsuz gelişmeler, sadece bizlerin değil, geleceğimiz olan çocuklarımızın da geleceğini tehlikeye atıyor. Almanya’da erkeklerden yüzde 24 az ücret alan kadınlar için eşit ücret ve kısa süreli sözleşmeli değil güvenceli iş istiyoruz! Yeterli çocuk yuvalarının açılmasını, eğitime, sağlığa daha fazla bütçe ayrılmasını istiyoruz! Bunun için 8 Mart günü sesimizi birlikte duyuralım istiyoruz!

Daha güzel günler için birleşelim!
Dünyanın dört bir yanında yaşanan acıları dindirmek, insanların daha iyi koşullarda yaşaması ancak bizlerin birlikte hareket etmesiyle mümkün olabilir. Analar göz yaşı dökmesin diyorsanız, gelin hep beraber savaşa karşı çıkalım. Kadın-erkek herkesin eşit ve özgürce yaşayabileceği koşulları yaratalım diyorsanız 8 MART etkinliğimizde bir araya gelelim! Irkçıların insanları din-dil-ırk ayrımına tabi tutmasına karşı, kadın ve erkek olarak emekçilerin kardeşliğini güçlendirmek için 8 MART etkinliklerimizde araya gelelim!“