Püf noktası: Metanın çözümlenmesi

Karl Marx’ın doğumunun 200. yıldönümü yaklaşırken Almanya’da Rolf Hecker ve Ingo Stützle Kapital eserini beş ciltlik cep kitabı şeklinde yayımladı. Bu nedenle hem Marx’ı hem de Kapital’i tekrar ele almak ve neden söylenen ve yazılanların hala güncel olduğunu ortaya koymak büyük önem taşıyor.

„Kapital“, esas olarak, sermayenin üretim sürecini, sermayenin dolaşım sürecini ve bu ikisinin birliğini inceleyen („Bir Bütün Olarak Kapitalist Üretim Süreci“) üç temel bölüm üzerinde yükseliyordu. Bu üç ana bölüm içinde ise, on sekiz kısım tarafından kapsanan yüz altı alt bölüm bulunuyordu. Bu sayılar, incelenen kategori sayısını göstermesi bakımdan önemlidir.

Ekonomi Politiğin Eleştirisi alt başlıklı Das Kapital, Karl Marx’ın en önemli yapıtlarındandır. İlk cildi yaşadığı süre içinde yayınlandı, 2. ve 3. ciltler Marx’ın ölümünden sonra, dostu ve çalışma arkadaşı Friedrich Engels tarafından notlarının düzenlenmesi sayesinde yayınlanabildi. İlginç bir durum, Marx’ın, 3. cildi ilk sırada, sonra 1. cildi, en son ise 2. cildi yazmış olmasıdır.

Marx, Kapital’de öncelikle “kapitalist toplumun en temel hücresi” olarak gördüğü “meta”nın çözümlenmesinden başlayarak kapitalist üretim ilişkilerini bütün boyutlarıyla inceler. Emeğin ikili karakterini politik ekonominin anlaşılmasının püf noktası olarak değerlendirir. Bu bağlamda artı değerin nasıl ortaya çıktığı, sermayenin artışındaki rolü ele alınır.

META VE PARA

İlk üç kesimde meta, ekonomik değer, değişim değeri ve paranın kökeni hakkında yoğun teorik bir tartışma yapılmaktadır. Marx’ın yazdığı gibi “Tüm bilimlerde başlangıçlar her zaman zordur… dolayısıyla metanın analiz edildiği bölüm bu nedenle en üst düzeyde zorluğu içerecektir.”

Günümüzdeki okur, Marx’ın “1 ceket eşittir 20 yarda ketenbezi” gibi tariflerini anlamakta zorluk çekmektedir. Profesör John Kenneth Galbraith şu bilgiyi dikkatimize sunmaktadır: “O yüzyılda sıradan bir yurttaşın ceket satın alması günümüzde bir insanın otomobil veya hatta ev alması ile karşılaştırılabilecek bir harekettir.”

Marx analizine “meta”yı tanımlayarak başlar. Metanın bir insanın her türlü istek veya ihtiyacını karşılayan bizden bağımsız bir şey olduğunu anlatır. Marx metanın kullanım değeri denilen bir özelliği olduğunu söyler. Metanın kullanım değeri ne kadar kullanışlı olduğu ile belirlenmektedir. Marx kullanım değerinin sadece “kullanım ve tüketim sırasında” belirlenebileceğini söyler. Metanın kullanım değeri belirlendikten sonra, meta el değiştirdiğinde ortaya çıkan değişim değeri tespit edilmektedir. Bunu, değişimde karşılık olarak kullanılan diğer metaların miktarları ile açıklamaktadır. (Guillaume-François Le Trosne, Fransız ekonomist, 1846’da şunu yazmıştır: “İki eşya arasında değişim değerindeki oranı belirleyen değer iki şeyin üretim sürecinin ölçümüdür.”) Tahıl ve demir örneği vermektedir.

KULLANIM DEĞERİ; DEĞİŞİM DEŞERİ

Aralarındaki ilişkiye bakılmaksızın, her zaman belli bir miktar demir için belli bir miktar mısır değiş tokuşunda bir eşitlik olacaktır. Bu örneği bütün metaların başka metaların belli miktarlarıyla değiş tokuş edilebilmesini sağlayan benzer bir öze sahip olduğunu göstermek için vermektedir. Aynı zamanda insanın bir metanın değişim değerini ona sadece bakarak veya onu inceleyerek belirleyemeyeceğini açıklar. Değişim değeri sadece maddesel değildir. Değişim değerini belirlemek için insanın metanın diğer metalarla değiş tokuşunu görmesi gerekmektedir. Marx metanın bu iki yönünün birbirinden bağımsız olarak tartışılamayacak şekilde hem ayrışmış hem de bütünleşmiş olduğunu ifade etmektedir. Marx bir şeyin kullanım değerinin kalite açısından, değişim değerinin ise miktar açısından değişebileceğini söylemektedir.

Marx bir metanın değişim değerinin onun değerinin tanımı olduğunu açıklayarak devam etmektedir. Değer bütün metaları birbiriyle ilişkilendirmektedir böylece hepsi birbiriyle değiş tokuş edilebilmektedir. Bir metanın değeri “bir toplum içinde sık rastlanan ortalama yetenek derecesi ve emek yoğunluğu ile o toplum için normal olan üretim şartları altında herhangi bir kullanım değerini üretmek için gereken emek süresi” diye tanımlanan toplumsal olarak gerekli emek zamanı ile belirlenmektedir. Dolayısıyla, Marx, metanın değerinin, birçok nedene bağlı olarak meydana gelen emek verimliliğine göre gelişim ya da değişiklik gösterdiği için sabit kalmadığını açıklamaktadır.

İçinde yaşanılan koşullarda, zenginle fakir arasındaki gelir uçurumu derinleşir, bir avuç insan toplumsal serveti elinde toplarken Karl Marx’ı anlamak ve Kapital’i bir kez daha okumak büyük anlam taşıyor. Bu nedenle de Rolf Hecker ve Ingo Stützle tarafından derlenen beş ciltlik cep kitabı formatındaki Kapital, özellikle gençleri Marx’la ve ekonomik analizleriyle karşılaştırma açısından önemli.

(Çeviren: Semra Çelik)