Sadece İngilizlerin değil, hepimizin kökeni Afrika

TONGUÇ KARAHAN

Geçtiğimiz günlerde birçok gazete ve İnternet sitesinde çıkan bir haber birçoğumuzu şaşırttı, belki birçoğumuzu da kızdırdı! Bilimsel bir araştırma sonucuna dayanan habere göre, meğer İngilizlerin ataları siyah derili ve mavi gözlüymüş…

İngiltere’de 9 bin yıl önce yaşamış bir insanın iskeleti üzerinde yapılan DNA testleri, İngilizlerin atalarının sanıldığının tersine beyaz tenli olmadığını göstermiş. Ada’da şimdiye kadar bulunmuş olan bu en eski iskelet üzerinde yapılan araştırmalar ayrıca ilk modern İngiliz’in siyah saçlı ve geniş elmacık kemikleri olduğunu da ortaya çıkarmış.

Sıradan gibi görünse de, aslında birçok açıdan önemli ve çarpıcı bir bulguyu içeren bu haber en çok da insanları ten renkleri, kafatasları veya yüz şekillerine göre derecelendirip, birini diğerlerine üstün sayan ırkçı görüşlere sahip olanları kızdırmıştır haliyle. Öyle ya, her bakımdan üstün Avrupalılar nasıl olur da Afrikalılarla ortak atalara sahip olur!

GENETİK BİLİMİ TABULARI YIKIYOR

İnsanlığın ve ırkların kökeni konusundaki bilgilerimiz, bilim geliştikçe yerli yerine oturmaya başladı ve yüzyıllardır ırkçılığa-ayrımcılığa vesile edilen etnik farklılıkların nedenleri ve nasıl bir değişim süreci geçirdiği konusunda bilimsel geçerliliği olan daha doğru sonuçlara ulaştı. Uzun yıllar boyu daha çok arkeoloji, antropoloji ve genel tıp biliminin el yordamıyla yanıt aradığı sorular, özellikle son 40-50 yılda genetik alanındaki bilimsel çalışmaların ilerlemesiyle temel soru ve tartışmalara neredeyse noktayı koymuş görünüyor. Elbette yanıtlanması gereken daha birçok soru ve çözümlenmesi gereken birçok detay var. Ancak bugün dünyada sayısı 8 milyara dayanmış olan modern insanın (Homo sapiens) yaklaşık 100 bin yıllık tarihi ve gelişimini bilimsel gerçekler ışığında anlayabileceğimiz bir noktada bulunuyoruz.

Çünkü giderek gelişen genetik bilimi, insanlığın bu 100 bin yıllık yolculuğunu belgelemiş bulunuyor.

Ulaşılan bu bilimsel sonuçlar beraberinde şu iki tabuyu bütünüyle dayanaktan yoksun bırakıp çürütüyor: Biri, dünyayı inançla, dinle açıklamak-kurgulamak, diğeri de etnik farklılıkları ırkçılığa malzeme yapmak.

100 BİN YIL ÖNCE BAŞLAYAN BİR HİKAYE

İnsanların DNA’ları üzerinde yapılan araştırmalar, bugün dünyada yaşayan 8 milyara yakın insanın, yaklaşık 100 bin yıl önce Doğu Afrika’da yaşayan ortak atalarımızdan türediğini ortaya koyuyor. Birçok başka insan türü evrim sürecinde tutunamayıp yok olurken, bu grup varlığını korur ve bütün dünyaya yayılır. Doğu Afrika’daki iklim, beslenme vb. nedenlerle bulundukları ortamı terk eden atalarımız ilk olarak Nil Vadisi ve Sina Yarımadası’ndan Ortadoğu’ya göç ederler. Bundan 60 bin yıl önce de Hindistan ve Güneydoğu Asya’nın kıyı şeridi boyunca sürüp Avusturalya’ya kadar uzanan bir göç dalgası başlar. Atalarımızın göçünün Avrupa’ya ulaşması ise 40 bin yıl; Sibirya ve Alaska’yı birbirine bağlayan düzlük boyunca Kuzey ve Güney Amerika’ya ulaşması da 10 bin yıl öncesine dayanır.

“Genetik bilginin bir nesilden başka bir nesle taşınmasını sağlayan, uzun ve karmaşık bir molekül olan insan DNA’sı insanlık tarihinin silinmez bir damgasını taşır. Ve DNA’mız, 4 milyon yıldan fazla bir süre önce iki ayağının üzerinde yürümeye başlayan Afrikalı maymunun evrimini gösterir. Modern insanların 7 bin 500 nesil öncesinde Doğu Afrika’nın savanlarında ortaya çıkışını belgeler. Ve modern insanın ‚ırklara‘ ve ‚etnik gruplara‘ ayrılışının kronolojini açıklar” (1)

AVRUPA’NIN MODERN İNSANLA TANIŞMASI

Modern insanın Doğu Afrika’dan başlayan göçünün Avrupa’ya ulaşması yaklaşık 40 bin yıl öncesine uzanıyor. Ortadoğu-Türkiye-Balkanlar ve Kafkasya-Ukrayna rotasını kullanarak Avrupa’ya geldiklerinde Neandertal insanlarıyla karşılaştılar. Bugün Avrupalıların hemen hepsinde bulunan mitokondriyal ve Y kromozomu haplaoitleri, Ortadoğu’da halen varolan haploitlerden türemiştir.

Neandertal insanlarına oranla daha üstün olan atalarımız Avrupa’da giderek yayılmış ve kıtanın tek insan türü olmuştur. Ancak 29 bin yıl önce iklimin aniden değişip buzul çağının başlaması, atalarımızın İngiltere, Hollanda, Almanya ve Polonya’yı terkederek Avrupa’nın güneyine doğru çekilmesine neden olmuştur. Zorlu doğa koşulları özellikle Balkanlarda toplaşan atalarımız, daha ileri teknikler geliştirmek durumunda kalmış ve doğanın ortaya çıkardığı dezavantaj, tersine insanlığın gelişimine hız katmıştır.

13 bin yıl önce buzul çağının sona erip, buzulların geri çekilmesiyle, atalarımız ikinci kez Orta ve Kuzey Avrupa’ya yönelmişler. Bugünkü İngiltere’nin ada halini alması da 8 bin 500 yıl önce, kutuplardaki erime nedeniyle deniz seviyesinin yükselmesi sonucu olmuştur.

Avrupa’da avcılıktan yerleşikliğe geçişin ve tarımın icadı ise ilk kez 9 bin yıl önce Yunanistan’da gerçekleşir. Ortadoğu’da yaşayan atalarımızın tarıma geçişi Avrupa’dan 4-5 bin yıl daha önce olmuş ve büyük ihtimalle, çiftçiliği öğrenen Ortadoğu’lu grupların göçüyle Avrupa’ya uzanmıştır.

Özetle ifade edecek olursak, modern genetik bilimi açık ve net olarak göstermektedir ki, sadece İngilizlerin değil bugün Avrupa’daki bütün insanların ortak ataları en nihayetinde Doğu Afrika’da yaşayan Homo Sapiens türüne dayanır. Ve her ne kadar ten rengi, göz, vücut özellikleri vb. bakımından büyük farklılıklar gösterse de örneğin bir Almanla bir Türk, bir İngilizle bir Çinli ya da bir İspanyolla bir Hindistanlı genetik olarak aslında çok yakındırlar ve ortak atalara sahiptirler. Bu yüzden İngilizlerin atalarının siyah tenli çıkması bir sürpriz değil, insanlığın geçirdiği evrimin modern bilim tarafından bir kez daha doğrulanan gerçeğidir.

  1. Hepimizin Kökeni Afrika, Steve Olson, 2001 Discover En İyi Bilim Kitabı, Yurt Yayınları

  2. DNA: Deoksiribo Nükleik Asit veya kısaca DNA, tüm organizmalar ve bazı virüslerin canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan bir nükleik asittir. DNA’nın başlıca rolü bilginin uzun süreli saklanmasıdır.

  3. Mitokondriyal DNA, toplam DNA’nın küçük bir kısmını kapsayıp vücudumuzdaki 20.000-25.000 protein kodlayan genlerden sadece 37’sini içerir.

  4. Haploit: 23 kromozomdan oluşan üreme hücresi

  • 6 milyon yıl kadar önce Afrika maymun popülasyonu iki ayrı türe ayrılmıştır. Bu türlerden biri modern insana (Homo Sapiens) diğeri modern şempanzelere evrilmişlerdir.

  • 4 milyon yıldan fazla bir süre önce insana evrilen türlerden biri, iki ayak üstünde durmaya başlamış, ellerini farklı biçimlerde kullanma becerisi kazanmış, beyni giderek diğer türlerden daha büyük hale gelmiştir. (Australopitekus)

  • Yaklaşık 2 milyon yıl önce, iri ve akıllı iki ayaklı bir tür, doğadaki cisimleri basit aletlere dönüştürmüş, kemik ve çakıl taşlarını silah ve gereç olarak kullanmışlardır. Alet kullanan bu grup, ilk Homo türü olmuştur.

  • Son olarak 100 ila 200 bin yıl önce Homo türü içinde daha hareketli, daha gelişmiş beyni olan yeni bir grup ortaya çıkmıştır. İşte bu grup hepimizin soyunun geldiği insan grubudur.