‘Aile birleşimi’ istenmiyor

Sürekli Hıristiyanlıkta ailenin vazgeçilmezliğinden söz ederek, ailenin desteklenmesi için her türden imkanın seferber edilmesini savunan Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU), sığınmacı aileler söz konusu olunca söylediklerini hemen unutuyorlar. Koalisyon anlaşmasıyla sınırlandırılan iltica başvurusu kabul edilen ailelerin birleşimine yeni bir kısıtlama daha kapıda.

CDU/CSU ve SPD arasında kurulan “Büyük Koalisyon” (GrKO) hükümet sözleşmesinde en çok tartışılanların başında sığınmacılar konusunda yapılacaklar geliyordu. Özellikle sığınmacı sayısına üst kota uygulaması ve sığınmacıların aile birleşimine sınırlama getirilmesi SPD üyeleri arasında tepkiyle karşılanmasına rağmen kabul edilmişti. SPD yönetimi, kota ve sınırlama getirmeyi uzlaşma için “istenmeyen maddeler” olarak tanımlamıştı.

Anlaşmaya göre bir yıl içinde en fazla 220 bin sığınmacı Almanya’ya gelebilirken, Almanya’ya gelen ve iltica başvurusu kabul edilen sığınmacıların aile birleşimi de önemli ölçüde sınırlandırılmıştı. Anlaşmaya göre ayda en fazla bin kişi aile birleşimi yoluyla gelebilecek. Bu da yüzbinlerce sığınmacının ilticası kabul edilmesine rağmen sadece 12 bin kişinin aile birleşimiyle gelebileceği anlamına geliyor. Temel hak ve özgürlüklere, uluslararası anlaşmalara aykırı bu duruma SPD tabanından yoğun tepki gelince bu kez “acil ve insani nedenlerle de aile birleşimi olabilmeli” maddesi eklenmişti. Ancak, bu maddenin pratikte fazla bir şey değiştirmeyeceğini Federal İçişleri, İmar ve Yurt Bakanı Horst Seehofer tarafından hazırlanan yasa tasarısı açık olarak ortaya koyuyor.

Bakanlık tarafından hazırlanan ve ilgili Adalet, Dışişleri ve Aile bakanlıklarına gönderilen yasa tasarısında öncelikli olarak yoksul ve Hartz IV Yardımı alan sığınmacılara aile birleşimi yasaklanıyor. Bu da ekonomik durumu iyi olmayan; geçimini sağlayabilecek bir işi olmayan sığınmacıların aile birleşimi yapmasının mümkün olmayacağı anlamına geliyor.

Koalisyon anlaşmasında yer almayan maddelerin bakanlık tarafından yasa tasarısı olarak sunulması en çok da koalisyon ortağı SPD’yi şaşırttı. SPD Göç ve Çeşitlilik Çalışma Grubu Başkanı Aziz Bozkurt, “Tasarı bir çok yönüyle kabul edilemez” diyerek tepki gösterdi. Daha önce de aile birleşimi için yeterli gelir talep edilmesine rağmen özel durumlar ve kendi suçu olmadan iş bulamayanlara da müsaade ediliyordu.

Seehofer tarafından hazırlanan tasarıda ayrıca, Almanya’da bulunduğu halde terör faaliyetlerine katılan, toplum içerisinde nefret yayan ve yasaklanan örgütlerde yöneticilik yapanlar da aile birleşimi yapamayacak. Bununla özellikle Irak ve Suriye’ye giden ve savaşa katılan teröristlerin engellenmek istendiği belirtiliyor.

Yine her ay en fazla 1000 kişiye aile birleşim vizesi verileceği özel olarak vurgulanıyor. SPD’nin tepkileri yatıştırmak için koalisyon sözleşmesine eklediği özel durumlar ise çıkarılmış. SPD yöneticileri ve Dışişleri Bakanı Heiko Mass, bunun yer almaması durumunda tasarıyı onaylamalarının söz konusu olmayacağını dile getirdiler.

Ancak, Seehofer’in de Eylül ayında Bavyera’da yapılacak seçimler öncesinde bu konuda gerim adım atmayacağı ve bu konu üzerinden seçim kampanyası yürüteceği tahmin ediliyor. SPD Meclis Grubu eski Başkanı Thomas Oppermann ise arkadaşlarına bu konu üzerinden daha fazla tartışma yürütmeme çağrısında bulunarak, bunun daha çok CSU’nun işine yarayacağına işaret etti. Başbakan Angela Merkel ve partisinin yöneticilerinin SPD ile CSU arasındaki tartışmalar konusunda fazla söz söylememeleri de dikkat çekti. (YH)