NSU cinayetleri: Belge imhası cezasız kaldı

Almanya’da ırkçı terör örgütü NSU’nun 8’i Türkiye biri Yunanistan kökenli olmak üzere 9 göçmeni ve bir Alman polisini katletmesinin arkasındaki sır perdesini aralayacak belgeler Anayasayı Koruma Örgütü elemanı “Lothar Lingen” tarafından imha edilmişti. “Lothar Lingen”e karşı açılan dava 3 bin Euro gibi komik bir cezayla kapatıldı. Böylece cinayetleri işleyen üçlünün arkasında kimlerin olduğu, neden uzun süre yakalanmadıkları konusu hep sır olarak kalmaya devam edecek. Belgelerin imha ediliş süreci ve şekli istihbarat örgütünün önceden herşeyden haberdar olduğu kuşkusunu pekiştiriyor.

YÜCEL ÖZDEMİR

 

NSU Davası boyunca ortaya çıkan belge ve bilgiler, NSU üyelerinin etrafında sıkı bir istihbarat ağının olduğunu yeterince ortaya koyduğu halde, bu konuda ne dava öncesinde ne de dava sürecinde, gidişatı değiştirecek, elle tutulur ciddi bir belge ortaya çıkmadı. Müdahil avukatlar sürekli bazı belgelerin imha edildiğini belirterek konu hakkında bilgi istedi. Ne var ki avukatlar istediklerine ulaşamadılar. Çünkü sözü edilen belgeler artık bir kez daha geriye getirilmeyecek şekilde imha edilmişti.

İmha edilen belgelerin işaret ettiği en önemli kişi, uzun yıllar Anayasayı Koruma Teşkilatı’nda aşırı sağcı örgütler içindeki istihbarat elemanlarını ve ırkçı örgütler içinden kazanılan ajanların listesini tutan bütün kayıtlarda adı “Lothar Lingen” olarak geçen ancak gerçek adı Alex M.’den başkası değildi. Merkezi Köln’de bulunan Anayasayı Koruma Örgütü’nde (BfV) 1991’den itibaren çalışmaya başlayan “Lingen”in sorumluluk alanı kendi deyişiyle “Aşırı sağ ve aşırı sağ örgütler ve bu örgütler içinden istihbarat elemanı sağlama daire başkanlığı” idi.

Meclis Araştırma Raporu’nda “Lothar Lingen” ile ilgili şu bilgiler yer alıyor: “1990’lı yılların başından 2011’in sonuna kadar Anayasayı Koruma Örgütü’nde aşırı sağ ve ajan kazanma ve ajanları yönetme alanlarında görev yaptı. Ayrıca 1995-1997 yılları arasında 2. Daire’ye bağlı Aşırı Sağ Terörizm Proje Başkanlığı yaptı. 1997-1999 yılları atasında Scientology içinden ajan kazanma alanından sorumluydu. 1999-2004 yılları arasında BfV’de ırkçı örgütlerden ayrılmaya karar verenlerle ilgilenen bölümden sorumluydu. 2004-2011 yılları arasında da aşırı sağ örgütler ve bu örgütler içinden istihbarat elemanı sağlama daire başkanlığı yapıyordu.”1

Bütün bu görevler, Almanya’da aşırı sağ alanında olup bitenlerin tamamının “Lingen”in bilgisi dahilinde olduğu, onun bilgisi olmadan bu alanda bir hareketlenmenin olmayacağı, bir hareketlenme gerçekleşmişse bu durum hakkında da haberinin mutlaka olacağını gösteriyor.

Nitekim “Lingen”, başında bulunduğu dairenin bütün kayıtlarında 8 Kasım 2011 günü öğleden sonra NSU üyeleri ve bunlarla bağlantılı kişileri panik içinde araştırmaya başlıyor. Aynı gün, 4 Kasım’dan beri ortalıktan kaybolan Beate Zschaepe’nin polise teslim olduğu gün…

Yani resmi olarak cinayetlerin NSU tarafından işlendiği daha açıklanmadan, araştırma komisyonları kurulmadan “Lothar Lingen” harekete geçiyor. Bulduğu çok sayıda dosyanın imha edilmesinin emrini memurlara veriyor. Hem de dosyadaki sayfalara tek tek bakarak imha edilmesini istiyor. Memurlar bu imha emrinin yazılı olarak kendilerine verilmelerini istediklerinde tereddütsüz bunu yapıyor.

Ne var ki, “Lothar Lingen” Federal Savcılığın soruşturması çerçevesinde verdiği ifadede, kendilerine 9 Kasım 2011’de Uwe Mundlos, Uwe Böhnhardt, Beate Zschaepe adında istihbarat elemanlarının olup olmadığının araştırılması emrinin geldiğini söylüyor. Sonra Araştırma Komisyonu’nda verdiği ifadede durumu şu şekilde anlattı: “Dairemize NSU üçlüsü hakkında hangi bilgilerin olduğu soruldu. İlk iş doğal olarak, bilgisayarda Thüringen Anavatanı Koruma (THS) adlı örgütün içinde kimlerin istihbarat elemanı olduğuna bakmak oldu. Bu konuda elektronik ortamda bilgiler vardı.”2 Arama kelimesi olarak “THS”, “Thüringen” yazmış.

Kaç elemanın olduğuna dair soruya ise “10’un altında” diye yanıt verdi. Federal Anayasayı Koruma Örgütü’nün dışında bir de Thüringen Anayasayı Koruma Örgütü’nün elemanları THS içinde vardı. Ajanlar arasında NSU üçlüsünün isimlerinin olmadığını komisyon huzurunda tekrarladı.

Komisyon Federal İçişleri Bakanlığı’nın özel müfettişi MinDirig Engelke ve “Lothar Lingen”nin yanında çalışan memurun verdiği ifadelere göre, dosya imha işlemi iki kez yapılıyor. İlki 11 Kasım 2011’de. “Lothar Lingen” de bunu komisyona verdiği ifadede doğruladı. Diğer imha tarihini ise hatırlamadığını söylemekle yetindi. Basında çıkan haberlere 11 Kasım günü ilk elden toplam yedi dosya imha edilmiş.3 Dosyaların bir kısmının “Operasyon Rennsteig”e ait olduğu ileri sürülüyor. Thüringen ormanlarında bulunan “Rennsteig” bölgesinde 1997-2003 yılları arasında Federal Anayasayı Koruma Örgütü ve Askeri İstihbarat Örgütünün (MAD), ırkçı Thüringen Anavatanı Koruma Örgütü (THS) içinde birlikte çalıştığını belgelenmişti. THS içinde elemanı olan iki istihbarat örgütünün mutlaka NSU üçlüsünden haberdar olduğu belirtiliyor. Zira küçük bir örgüt olan THS’de bu kadar istihbarat örgütünün yer alması doğal olarak ırkçı örgütün bu istihbarat örgütleri tarafından idare edildiği anlamına geliyordu. Değişik kaynaklara göre örgüt içinde en az 35 istihbarat elemanı bulunuyordu. NSU üçlüsünün de bu ajanlar arasında olup olmadığı ise bir sır olarak kaldı. THS’nin Başkanı Tino Brandt zaten istihbarat elemanıydı.

İmhaya gerekçe olarak da dosyaların incelenmesi sırasında bazılarının iki, bazılarının beş, bazılarının da 10 yıllık süresinin dolduğunu, bu nedenle pratik olarak imha edilmiş olması gerektiğini söyleyerek işin içinden çıktı.

Daha sonra Federal Parlamento Araştırma Komisyonu’nun sonuç raporunda yer alan bilgiye göre, yaz 2012’ye kadar Anayasayı Koruma Örgütü tarafından toplam 310 dosyanın imha edildiği bilgisi yer aldı. İmha edilenler arasında NSU’nun destekçileri arasına yer alan Jan Werner’e ait not defterinin olduğu da belirtildi.

Peki “Lothar Lingen”in doğru söyleyip söylemediği nasıl ispat edilecekti? Dosyalar alelacele imha edildiğine göre gerçekten de üçlü hakkında bilgilerin olmadığı ya da üçlünün istihbaratla bağlantılı mı olduğu konu hep sır olarak kalmaya devam edecek. Dosyalar imha edildiği için gerisi artık tahmin ve spekülasyondan ibaret. Gerçekten de üçlü ya da bunlardan biri, özellikle de sağ kalan Beate Zschaepe, istihbarat elemanı mıydı? Ya da dosyalarda gerçekten de yeraltında çekildiklerinde çok kolay yakalanabileceklerine dair bilgiler mi vardı?

Üstünün bilgisi olmadan dosyaları imha ettiği ileri sürülen “Lothar Lingen” hakkında Anayasayı Koruma Örgütü disiplin soruşturması açtı. O da buna karşı Köln İdari Mahkemesi’nde başvurarak itiraz etti. Mahkeme Kasım 2015’te görülen davada kendisini haklı bulunca dosya imhası da böylece kapanmış oldu. “Lothar Lingen”in iki yöneticisine de Kuzey Ren Vestfalya Yüksek İdare Mahkemesi Haziran 2013’te hak verdi ve önceki görevlerine iade edilmelerine karar verdi.

KURBAN YAKINLARI PEŞİNİ BIRAKMADI, AMA…

Lothar Lingen”in dosyaları imha ettiğini söylemesine rağmen görevine devam etmesine tepki gösteren kurban yakınları ve müdahil avukatlar 5 Ekim 2016’da hakkında Köln’de suç duyurusunda bulundular. Mehmet Kubaşık’ın ailesinin isteği üzerine yapılan suç duyurusunda “Lothar Lingen”in Thüringen eyaletinde görev yapan istihbarat elemanlarıyla ilgili dosyaları imha ettiği ifade edildi. Başvuruda, “Lothar Lingen”in soruşturma kapsamında federal Savcılığa verdiği ifadede “Çıplak rakamlar orada bir şeyler olduğunun bilgisine sahip olduğumuzu gösteriyor, ama bu olay değildi” dediği hatırlatıldı.

Avukatların “Lohar Lingen”in NSU Davası’nda dinlenmesi yönünde Ağustos 2015’te yaptığı başvuru Federal Başsavcılık’ın itirazı üzerine kabul edilmemişti.

Ailelerin dava açtığı Ekim 2016’da “Lothar Lingen”in artık Anayasayı Koruma Örgütünde çalışmadığı, Federal İdare Dairesine (Bundesverwaltungsamt) gönderildiği de ortaya çıktı.

Ailelerin yaptığı suç duyurusunu değerlendiren Köln Savcılığı Kasım 2016’da “Lothar Lingen” hakkında dava açılmasına gerek olmadığına karar verdi ve böylece suç duyurusunu kabul etmedi. Sonra buna itiraz edildi ve bir soruşturma açıldı. Sonunda 16 Mart 2018’de “Lothar Lingen” hakkında dava açılmasına gerek olmadığına, ama dosyaları izinsiz imha attığı için, ırkçılığa karşı çalışmalar yapan bir kuruma verilmek şartıyla, 3 bin Euro para cezasına çarptırıldı.

Böylece, dosyaların imha edilmesine karşı başlatılan süreçte bir kapı daha kapatıldı.

1 Meclis Araştırma Komisyonu Raporu, Drucksache 18/12950, Sayfa 269

2Sayfa 328

3Die Welt, 29.06.2012