Spiegel’den Erdoğan yorumu: ‘Ya ben ya kaos!’

Hasnain Kazim/ Spiegel Online

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın politikası oldukça açık. Haftalardır beklendiği üzere erken seçimlere gidileceğini açıkladı. Aslında seçmenlerin yeni ve tabi ki eski başkanı belirleyeceği seçimler 2019 Kasım’ında yapılacaktı, ama seçmenler 24 Haziran 2018’de seçim sandığına gidecek.
Neden? Kimin işine yarıyor? Tabi ki önümüzdeki ayların kendi açısından zorlaşabileceğini bilen, telaş içindeki Erdoğan dışında kimsenin. Erken seçimin tam zamanı: Taraftarları, Afrin’e askeri müdahale nedeniyle savaş çılgınlığı içinde onu kutlamakta, müdahaleyi devletler hukukuna aykırı bulanları ise terörist olarak lanetlemekte. Türk lirasının sürekli değer kaybetmesine rağmen ekonomi büyüyor ve muhalefet güçsüz olmasına rağmen erken seçimleri onaylıyor.
Erdoğan kendi çıkarını düşünüyor. Bir yıl önceki referandumda onaylanan başkanlık sistemini en kısa sürede hayata geçirmek istiyor. Bu sayede elinde büyük ve legal bir güç olacak, 2023’te, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yıldönümünde, başkan olacak. Böylece, kurduğu Laik cumhuriyetin izlerini adım adım yok ettiği Atatürk gibi bir büyük önder sayılacak.
Erken seçim bir fırsatı da doğuruyor tabi: Türkiye, özgürlük haklarının kısıtlanmasına, otokrasiye, muhaliflerin ve eleştirenlerin terörist olarak damgalanmasına, gazetecilerin korkutulup hapse atılmasına, Suriye’ye yönelik askeri operasyonlara, terör sorunu diye Kürtlere savaş açılmasına karşı oy kullanabilir. Kürt sorununun barışçıl çözümü, demokrasi, Avrupa’ya yakınlaşma çizgisi, hukuk devleti ve yasama-yürütme-yargı organlarının ayrılığı için oy verebilir. Oyunu Erdoğan’a karşı kullanabilir. AB’ne gidecek yol ancak böyle hazırlanabilir. Ama Erdoğan’ın Türkiyesi’nin bu yolu tercih etmeyeceği belli.
Erken seçimlerin sunduğu bu fırsat kullanılamayacak, Erdoğan bunun kullanılmaması için elinden geleni yapacak. 2015 yazında olduğu gibi ülkeyi tek başına yönetemeyeceği bir sonuç çıkması üzerine yaptıklarını yapacak; ülkeyi kaosa sokacak. “Biz olmadan istikrar olmaz, biz olmadan güvenlik sağlanmaz! Bizi seçmezseniz yıkımı seçmiş olursunuz!” diyecek.
Üç yıl önce işte bu stratejiyle mecliste çoğunluğu tekrar eline geçirmiş, seçimleri kazanmıştı. İslam popülizmi de insanları uyuşturuyor: Erdoğan‘ın iyi bir Müslüman olduğuna inanıp böyle bir kişinin iyi bir başkan da olacağını düşünenler oldukça fazla.
Karşısında onu yenecek bir muhalefet de yok zaten. Aslında muhalefette olan MHP, Erdoğan’a yamandı. Hala en büyük muhalefet partisi olan CHP’nin gölgesi bile yok. Gerçek muhalefet olan HDP’nin önde gelen politikacıları ise hapiste…
Türkiye’de demokrasi böyle işliyor…

Çeviren: Semra Çelik