Batının Suriye’deki eylemsizlik masalı

Shabbir LAKHA
Stop the War

“Bir şey yapmamanın (kötü) sonuçları var”. Suriye’ye askeri müdahale söz konusu olduğunda sürekli tekrarlanan cümle oldu. Bu cümle, David Cameron’dan tut, Hilary Benn ve Tony Blair’e kadar savaşı destekleyen herkes tarafından kullanıldı. Fakat ne zaman askeri müdahaleden uzak duruldu ki?

2001’den beri ABD, Birleşik Krallık ve müttefikleri Suriye’ye müdahalede bulunuyor. Yıllarca ABD, Körfez’deki diğer müttefiki Suudi Arabistan gibi, isyancı gruplara silah ve askeri yardım yaptı. Geçen yıl Trump başkan seçildikten kısa bir süre sonra ABD kongresi bir yandan eskiden gönderilen silahların bir çoğunun IŞİD’in eline geçtiğini kabul ederken, diğer yandan bunu bildiği halde Suriye’de isyancı gruplara yeni bir askeri yardım paketi onayladı. ABD ve Birleşik Krallık, Türkiye ve Ürdün’deki askeri üsleri kullanarak isyancılara eğitim sağlıyor ve iki ülkenin gizli servisi en az 2013’den beri Suriye’de gizli operasyonlar ve insansız uçak saldırıları gerçekleştiriyor.

4 YILDA 15 BİN HAVA SALDIRISI, 100 BİN BOMBA

2014’de ABD’nin başını çektiği koalisyon, IŞİD’e karşı operasyon başlattığından beri Suriye’de 15 bin hava saldırısı gerçekleştirdi. Suriye ve Irak bölgesinde, ABD liderliğinde koalisyon 100 bin bomba ve füze attı, AirWars’ın tahminine göre bu bomba ve füzelerle 25 bin sivili öldürdü.

Yani, Batı’nın Suriye’de hareketsiz kaldığı ve bu yüzden bu kadar çok kanın döküldüğü, tamamen asılsız. Suriye’de tüm dış mihrakların müdahaleleri, buna Esad’ı destekleyen Rusya ve İran dahil, sadece çatışmayı uzattı ve ülkenin büyük bir kısmını yerle bir etti.

Yorumcular ve savaş yanlısı milletvekilleri daha önce Irak’ta yapılan hataların Suriye’de harekete geçilmesi önünde engel olmaması gerektiğini söylüyor. Bu tamamen saçma çünkü Irak, hatta Libya’da yapılan “hatalar” Suriye çatışmasının bu hale gelmesinde büyük bir rol oynadı. İstikrarsız bir Irak’ta ABD ve Birleşik Krallık’ın işlettiği hapishanelerde IŞİD kuruldu; NATO’nun 2011’de Libya’ya müdahalesi ardından hukuksuzluk sayesinde silahlar (hatta belki kimyasal silahlar) ve radikal militanların Suriye’ye gitmesine izin verildi ve IŞİD güçlendi; ve tabii ki tonlarca silahın bölgeye gönderilmesi ve sürekli hava bombardımanı Suriye’deki savaşı körükledi ve devamını sağladı.

Yani ABD, Birleşik Krallık ve Fransa’nın Suriye için yapacağı en iyi şey; müdahale etmeyi bırakması ve anlamlı bir barış müzakeresi sözünü vererek Batının çıkarları üzerine kurulu değil Suriye halkının çıkarına dayalı bir politik çözüm aramaktır.

(…) Suriye halkının yaşadığı “acıyı hafifletmek için” Suriye’ye müdahale etmek zorunda kaldığını söyleyen Theresa May’in gösterdiği iki yüzlülük çok özel bir tür ikiyüzlülük, çünkü içişleri bakanıyken Akdeniz’de Suriyeli mültecileri boğulmaya bırakma kararını aklamış ve İngiltere’nin AB’nin arama ve kurtarmak ekipleri için verdiği fonu kesmişti. (…)

KİMYASALLARI SURİYE’YE İNGİLTERE SATMIŞTI!

(…)Ve bu müdahalenin kimyasal silahla hiçbir alakası da yok. 2012 kadar yakın bir geçmişte “büyük ihtimalle” sinir gazı üretiminde kullanılan kimyasal maddeleri İngiliz şirketlerinin Suriye’ye sattığını hükümet itiraf etti. Ve daha geçen sene ABD’nin Rakka ve Musul’da beyaz fosforlu savaş gereçleri, yani 3 bin derecede insan tenini yakan kimyasal silahlar kullandığı açığa çıkmıştı. (…)

Yani muhafazakâr hükümetin ve “Müslümanlara yasak koyan” Donald Trump’ın niyeti konusunda kafa karışıklığı olmasın. Stratejisiz, parlamento ve Birleşmiş Milletlerin desteği olmadan, ve delil olmadan aceleyle bombalama isteği (ve saldırının Suriye’ye araştırma amaçlı girecek olan OPCW-Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü ekibi ülkeye girmeden saatler önce başlamış olması) Irak savaşına benziyor. Theresa May’ın hafta sonu davranışı Irak savaşından hiçbir ders alınmadığını gösteriyor; aynı savaş yanlısı milletvekilleri Ortadoğu’yu ve dünyayı daha az güvenli bir yer haline getiren dehşet dış politikalarına destek vermeye devam edecek ve bu davranışın cezasız kalacağına inanıyorlar.

Trump’ın “görev tamamlandı” açıklamasına rağmen, saldırı Esad’a çok az zarar verecektir. Dış politikada Trump Hükümetinin yaşadığı iç çelişkilere ve ABD/Birleşik Krallık ile Rusya arasında yükselen gerginliğe bakılırsa, askeri müdahalenin devamı gelmesi büyük bir olasılık. Hem de aynı insanı bahanelerle ve nükleer silahlı ülkelerin arasında savaş olasılığını yükselterek.

Savaşa karşı hareket ve Suriye’de hava saldırısına karşı olan herkes buna karşı çıkmalı. Suriye’de gittikçe büyüyen savaşa karşı çıkmak Esad yanlısı olmak ya da Esad’ın yaptıklarına mazeret bulmak anlamına gelmiyor. Ve Suriye’ye bomba atmamak hiçbir şey yapılmıyor anlamına da gelmiyor. Suriye çatışmasında ABD ve Birleşik Krallık günahsız seyirciler değil, bu yüzden bir tek (Suriye’den) çekilmek durumu sakinleştirir ve çatışmayı sona erdirmek için yardımcı bir adım olur.

(Çeviren: Çınar Altun)