Türkiye‘deki baskılar bugün Berlin‘de protesto ediliyor

Berlin‘de bulunan çok sayıda Türkiyeli örgüt ve kurum 27 Nisan Cuma günü Türkiye‘deki baskıları protesto etmek için bir gösteri düzenliyor. Berlin Alevi Cemevi‘nin çağrısıyla bir araya gelen çok sayıda örgüt tarafından çağrısı yapılan eylem saat 18.00‘de Brandenburg Tor‘da yapılacak.
Eylem dolayısıyla yapılan açıklamada şöyle denildi: „Türkiye’de ekonomik ve siyasi kriz derinleşirken, Erdoğan diktatörlüğünün zorbalığı da artıyor. 20 Temmuz 2016’dan beri devam eden Olağanüstü Hal Rejiminde 150.000’den fazla kamu görevlisi hiçbir mahkeme kararı olmadan işten çıkarıldı, muhalif siyasetçi, aydın ve gazeteciler hapse atıldı. Savaş ve devlet terörü ülkede demokrasinin son kırıntılarını da ortadan kaldırdı. Tüm muhalifleri zorla susturmaya çalışan AKP-MHP iktidarı şimdi, bir baskın seçimle ülkenin geleceğine el koymak istiyor. Erdoğan diktatörlüğü olağanüstü hal koşullarında binlerce muhalif tutukluyken seçim sistemini istediği gibi değiştirerek seçimlere gidiyor.
Bütün muhalif kesimlere yönelik tutuklama saldırıları hız kesmeden devam ederken, 16 Mart günü Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Erzincan Şubesi üye ve yöneticisi 16 Alevi canımız düzmece bir itirafçı beyanıyla keyfi bir şekilde tutuklandı. Aralarında 80 yaşında iki köylü ve üç köy muhtarı da var. Alevilere yönelik bu baskıyı şiddetle protesto ediyor ve tüm tutukluların derhal serbest bırakılmalarını istiyoruz.
Benzer bir zorbalık 19 Mart 2018 günü Boğaziçi Üniversitesi’nde de kendisini gösterdi. Suriye’nin kuzeyinde yer alan ve 2014’ten beri özerk bir kanton olarak yaşamına devam eden Kürt şehri Afrin’in Türkiye Devleti ve cihatçı ÖSO’luların işbirliğiyle işgal edilmesini kutlayan bir grup öğrenci, okul meydanında bir masa açarak “fetih lokumu” dağıtmıştır. Buna tepki gösteren muhalif öğrenciler ise “Katliamın ve işgalin lokumu olmaz” pankartıyla açılan masayı protesto etmiştir. Onlara göre Afrin’in işgali kutlanacak değil, eleştirilecek bir politikadır.
Türkiye devleti son birkaç yılda 70.000 öğrenciyi cezaevine koyarak ve yüzlerce akademisyeni mahkeme süreçlerine tabi tutarak tüm yükseköğrenimi bir hapishaneye çevirmiştir. Zira söz konusu akademisyenlerin tamamı ve öğrencilerin önemli bir bölümü barış istedikleri, devletin içeride ve dışarıda sürdürdüğü savaşa karşı çıktıkları için terörist ilan edilmekte ve kolluk güçleri ile yargının eline teslim edilmektedir. Oysa barış talebi yargılanamaz.
Ne yazık ki başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri, Türkiye devletinin hukuksuzluğuna, saldırganlığına, otoriterliğine sessiz kalmakta ve Türkiye ile olan tüm silah satışı anlaşmalarına devam etmektedir. Dahası, insan hakları ve evrensel değerler üzerinden inşa edilmiş tüm uluslararası kurumların içini boşaltılmış, etkisizleştirilmiştir. Mültecilerin evrensel haklarını iç ve dış politika malzemesine indirgedikleri ve Türkiye ile mülteciler üzerinden kirli anlaşmalara girdikleri için Avrupa devletlerini kınıyoruz.
Biz Almanya’da yaşayan Türkiyeliler olarak, Türkiye Devleti’nin dış ve iç savaş politikalarını; öğrenci ve akademisyenlere yönelik susturma ve cezalandırma stratejilerini; Kürtlere, Alevilere ve diğer dini ve etnik azınlıklara karşı işlediği savaş ve terör suçlarını ifşa etmeye ve bunlara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Tüm barışseverleri, özgürlük isteyenleri ve dünyanın her yerinde faşizmin yükselişine dur diyenleri, sesimize ses katmaya çağırıyoruz.“