Merkel ve Macron neden Trump’ın kapısında?

YÜCEL ÖZDEMİR

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hafta başından itibaren Beyaz Saray’daydı. Üç gün süren ziyaret boyunca ABD Başkanı Donald Trump ile samimi pozlar verdi. Hatta birlikte Beyaz Saray bahçesinde meşe ağacı bile diktiler.
Macron Washington’dan ayrılır ayrılmaz, bu kez Almanya Başbakanı Angela Merkel, Trump’ın kapısını çaldı. Trump ile öğle yemeği yiyen Merkel’in koltuğunun altında kalın bir dosya var. Aslında benzer bir dosyayı, Washington’dan önce Berlin’e uğrayan Macron da götürmüştü.
Her şeyden önce her iki Avrupalı liderin Trump’ın kapısını arka arkaya ve ayrı ayrı çalması, aynı zamanda her ülkenin kendi çıkarlarına göre hareket ettiğini gösteriyor. Her ne kadar iki ülke “AB’nin motoru” olsa da uluslararası çıkarlarda farklılıklar söz konusu. Uzun bir süre dış politikada etkili görülen Merkel’in, gelinen aşamada inisiyatifi Macron’a kaptırdığı Alman basınında artık açık olarak yazılıyor. Beyaz Saray ziyaretinde Macron’un daha etken davranması da bunu gösteriyor.
Bu hafta konuyu “Batıyı kim kurtaracak” başlığıyla kapağa taşıyan Der Spiegel dergisi, Macron’un eline yangın söndürücü vererek, “Özgürlük ve demokrasi içi yardıma ihtiyacı var, ancak Merkel buna yanaşmıyor” görüşünü öne çıkardı. AB’nin dış politikası açısından Merkel’e verdiği kredinin tükendiğini ileri süren dergi, bunu sığınmacılar ve Suriye konusunda izlediği politikaya bağlıyor. 2005’ten bu yana başbakanlık koltuğunda oturan Merkel hem içeride hem de dışarıda eskisi gibi güçlü lider değil.
Macron ve Merkel’in Trump ile görüşmelerinin baş gündeminde İran’ın olduğu sır değil. Trump’ın 12 Mayıs’ta Obama döneminde İran ile varılan nükleer anlaşmayı iptal edeceğini önceden ilan etmesi, her iki ülkeyi tedirgin etmiş görünüyor. Zira İran’a ekonomik ambargonun kaldırılmasının önünü açan anlaşmadan sonra Alman ve Fransız tekelleri İran’da önemli işler yapmaya başladı. Anlaşmanın iptal edilerek yeniden ambargo dönemine girilmesi en çok bu ülkeleri etkileyecek. Keza, anlaşmanın iptal edilmesiyle birlikte bölgedeki kaos ve gerilimin tırmanacağı, bunun da Rusya ile gerilimin tansiyonunu artıracağından hareket ediliyor.
Yani Trump’ın İran ile nükleer anlaşmayı iptal etmesi sadece İran ile sınırlı bir gelişme olmayacağı, geniş çerçevede uluslararası ilişkilerdeki gerilime yeni bir boyut ekleyeceği bugünden görülüyor. Bu nedenle Merkel ve Macron, anlaşmanın olduğu gibi korunmasını istiyor.
Macron’un ziyaretinden sonra Alman basınında yer alan haberlere göre bütün ısrarlara rağmen Trump, anlaşmayı feshedecek. Macron da Washington’dan ayrılırken bunu açık olarak söyledi. Bu durumda anlaşmanın yenilenmesi konusunda önümüzdeki dönem pazarlıkların başlayacağı tahmin ediliyor. Bu “yenilenmenin” amacının İran’a yeni ağır şartlar dayatmak olduğu ortada. İran’ın yeni şartları kabul etmesine ise pek ihtimal verilmiyor. Bu da anlaşmanın yenilenmemesinin sorumlusunun uluslararası düzlemde İran’ın ilan edilmesi ve Trump’ın planının devreye girmesi anlamına geliyor. Başkanlık koltuğuna oturmadan önce anlaşmayı “gülünç” ve “saçma” olarak nitelendiren Trump, “Hiç imzalanmamalıydı” demişti.
Peki Macron’un ikna edemediği Trump’ı Merkel ikna edecek mi?
Buna pek ihtimal verilmiyor. Ziyaret öncesinde Spiegel Online’de yer alan bir haberde Merkel’in ziyaretinin fiyaskoyla sonuçlanma ihtimalinin yüksek olduğu, bu nedenle ön görüşmelerde çetin pazarlıkların yapıldığı ileri sürüldü. Bu pazarlıklarda Trump’ın Almanya’dan askeri harcamaları yüzde 2 artırma ve Rusya ile Almanya arasında yapımı başlayan 2. Kuzey Avrupa Doğal Gaz Hattı’nın iptal edilmesi gündeme getirildi. Baltık Denizi altından Almanya ile Rusya arasında doğrudan doğal gaz naklini sağlayan Kuzey Avrupa Doğal Gaz Hattı’nın ilki daha önce devreye girmişti. Şimdilik Almanya tarafından olumsuz yanıt verilen bu talebin Trump tarafından doğrudan Merkel’e iletileceği tahmin ediliyor. Askeri harcamaların artırılması konusunda ise bir sorun yok.
Her iki ziyaretin sonuç vermemesi durumunda İran üzerinden Almanya-Fransa ekseniyle ABD arasında bir gerilimin olacağı ortada. Bütün samimi pozlara rağmen Macron ile Trump arasında ciddi bir görüş birliğine varılmadı. Bu nedenledir ki, Macron Senatoda yaptığı konuşmada Trump’ın “Önce Amerika” politikasına eleştiriler yönetti ve muhalefetle görüştü.
Görünen o ki; Trump’ın İran’a yönelik izleyeceği politika “batı ittifakı”nda farklı seslerin yükselmesine neden olacak ve geniş bir cephenin oluşmasına yol açacak. Bu cephenin Trump’a geri adım attırıp attırmayacağını ise önümüzdeki günlerde göreceğiz.