Riskli kucaklaşmalar

Thorsten TEICHMANN
ARD
Fransız Cumhurbaşkanı Macron, aradaki birçok ideolojik farklılığa rağmen Amerikan başkanlarını tuzağa düşürebileceğini sanan ilk Avrupalı değil. Bildiğiniz gibi daha önce de İngiltere Başbakanı Tony Blair, George W. Bush zamanında aynı yoldan gitmişti.
Blair, ABD’nin Irak’a saldırısı ve Saddam’ı devirmesine verdiği destek karşılığında Washington’da İngiltere’nin etkisini arttıracağını düşünmüştü. Hiç de öyle olmadı. Şimdi Macron da önceden hesaplı, tuzak mahiyetindeki sevgi gösterileriyle AB ile ABD arasındaki problemleri çözemeyecek veya İran’la atom sözleşmesini kurtaramayacak.
Macron ve Trump’ın ortak yanları ikisinin de iktidara geleneksel politik çevrelerin dışından gelmiş olması. Fransız cumhurbaşkanı geçen yıl, Amerikalıların askeri törenlere duyduğu ilgiyi bildiğinden, Trump’ı ulusal bayramlarında Fransa’ya davet etti. İadeiziyarette Beyaz Saray bahçesinde dostluk bayrakları dalgalandı, bol bol kucaklaşıldı, Trump Macron’un omuzundaki kepekleri temizledi ama görüş farklılıkları sona ermedi. Bu ziyarette de Fransa, daha doğrusu Avrupa, İran’la imzalanan nükleer sözleşmesinin iptal edilip edilmeyeceği konusunda Trump’la pazarlığa hazır olunduğu mesajını verdi. Macron, İran’la sözleşmeye ek yapılması konusunda görüşme yapılması önerisinde bulundu. Fransa, İngiltere ve Almanya, ABD Dışişleri Bakanlığı ile uzlaşma amaçlı bir taslak hazırladı. İran’la roket programı ve Tahran’ın Suriye ve Yemen başta olmak üzere bölgedeki etkisi üzerine görüşülmesi planlanıyor. Bunun ardından belki de İran’a yönelik yeni yaptırımlar gündeme gelecek.
Avrupalılar bazı can alıcı soruların cevabını verebilecek durumda değil. Örneğin yeni görüşmelerden çıkacak sonuçla eski atom sözleşmesi arasında ne gibi farklar olacak ve sonucun kötü olacağını bile bile İran neden görüşme masasına oturmak isteyecek? Bilinen tek şey Avrupalıların, Washington’dan kendilerine yapılan baskıyı İran’a yönlendireceği yani sadece aracı olacağı.
Avrupalıların bu duruma düşmesinin nedeni kendi hataları. Nükleer sözleşmesinin imzalanmasının ardından İran’la, ABD’den bağımsız, masaya oturup Tahran’ın bölgedeki durumunu görüşseler ve taleplerini dayatmayı deneselerdi bu hale gelmez, aracı durumuna düşmezlerdi. İster kabul edilsin ister edilmesin şimdiki durumda masaya oturmanın ana nedeni Trump’ın baskısı.
Yapılacak görüşmelere ikna etmek için ABD İran’a ne sunacak? Trump, bir sözleşmenin imzalanması için tarafların karşılıklı taviz vermesi gerektiğinin bilincinde mi? Taviz vermeye hazır mı? Ve varsayalım Avrupalılar İran’ı ikna etti, ya Trump yeni sözleşmeyi kabul etmez,  tek başına yeni yaptırımları uygulamaya sokarsa ne olacak?
İşte o zaman Macron’un sevgi turundan komik görüntülerden, saçmalıktan başka bir şey kalmayacak. Hatırlatalım: İngiltere Başbakanı Blair Irak savaşında ABD’ye boyun eğerek hiç ama hiçbir şey elde etmedi. Tam tersi, ikili görüşmelerde bile görüş farklılıklarını dile getirme yeteneğini gösteremediğinden “Bush’un finosu, Bush’un kucak köpeği“ olarak politik yaşamını bitirdi.
(Çeviren: Semra Çelik)