Almanya Marx’ın 200. doğum gününe hazırlanıyor

Yücel ÖZDEMİR
Köln

Almanya, 5 Mayıs 1818’de Trier’de doğan ve işçi sınıfının bilimsel dünya görüşünü oluşturan Karl Marx’ın 200. doğum gününü kutlamaya hazırlanıyor. Gazete ve televizyonlarda çoğunlukla bir filozof olarak Marx’ın “Das Kapital”deki tespitlerinin geçerliliğini koruduğu üzerinde duruluyor ve tarihin Marx’ı haklı çıkardığına vurgu yapılıyor. Marx’a söyleyecek fazla sözü olmayan muhafazakarlar ise  Marx’ı takip eden Lenin, Stalin, Mao gibi liderlerin yaptıklarını kötüleyerek Marx’a saldırmayı tercih ediyorlar. Özellikle muhafazakar Frankfurter Allgemeine Zeitung’un (FAZ) dillendirdiği bu görüşte, “Marx olmasaydı Lenin ve diğer liderler de olmayacaktı. Dolayısıyla diktatörlükler de kurulmayacaktı” fikri işleniyor.
Her kesimin kendisine göre Marx’ın 200. doğum gününü gündemine aldığı şu günlerde dikkatlerin çoğu elbette Marx’ın doğduğu Trier kentinde. Bugün 110 bin nüfusu olan ve Rheinland-Pfalz eyaleti sınırları içinde yer alan Trier, artık Karl Marx ile özdeşleşmiş durumda. Bu nedenle Marx da artık kentin sembolü haline gelmiş. Satılan turistik eşyaların neredeyse tümünde Marx var. Marx’ın doğduğu ve sonradan müze haline getirilen eve, başta Çin olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinden her yıl on binlerce turist akın ediyor. Marx’ı, sürekli karşı çıktığı ve eleştirdiği bir meta halinde kullanmaya çalışan Trier Belediyesi, bu yaklaşımını 200. doğum gününde de sergilemeye devam ediyor.

TRİER’DE GÖRKEMLİ MARX HEYKELİ AÇILACAK
Kentin trafik ışıklarına 200. doğum günü nedeniyle Marx’ın figürlerini yerleştirerek dikkat çeken belediye, en önemli hamlesini ise 5 Mayıs günü yapacak. Çin’in hediye ettiği ve sanatçı Wu Weishan’ın yaptığı 5.5 metre yüksekliğinde, 2.3 ton ağırlığındaki bronz Marx heykelinin açılışı şimdiden merakla bekleniyor.
Çin’de yapılan ve nisan başında Trier’e getirilerek Simeonstiftplatz’a yerleştirilen heykelin açışınına Sosyal Demokrat Parti (SPD) yöneticilerinin çoğunun katılarak boy göstermesi bekleniyor. Çoktan Marx’ın savunduğu dünya görüşüyle bir ilgisi kalmayan SPD, işçi sınıfının elde ettiği kazanımların yok edilmesinde büyük bir rol oynadığı halde, şimdi adeta Marx’ı “imdada” çağırarak dibe vuran imajını geniş emekçi kitleler arasında yeniden parlatmanın peşinde. Anıtın açılışına Eyalet Başbakanı Maria Luise Dreyer ve SPD Genel Başkanı Andrea Nahles’in yanı sıra çok sayıda tanınmış simanın katılması planlanmış durumda. Çin’den de bir heyet açılış töreninde hazır bulunacak. Hep birlikte Marx heykeline sarılı kızıl bayrağı çekecekler. Ayrıca SPD yönetim kurulu da 5 Mayıs’ta Trier’de toplanacak.
Marx’ın fikirlerinin peşinde gitmek yerine neoliberal politikaları izleyen SPD’nin şimdi Marx’ı hem ticari hem de siyasi olarak kullanma çabasının bir sonuç vermeyeceği ise ortada. Buna rağmen, sosyalist liderlerin heykellerin yıkıldığı bir dünyada Trier’de Marx’ın heybetli anıtının açılışının yapılması, Marx ve onu takip edenlerin halen güncel ve toplumsal sorunlar konusunda en doğru yolu gösterdiği, gönüllü olmasa da, kabulleniliyor.

300 DEĞİŞİK ETKİNLİK DÜZENLENECEK
Marx’ın 200. doğrum günü elbette sadece bir heykelin açılışıyla geçiştirilebilecek gibi değil. Belediyenin yanı sıra pek çok farkı örgüt ve kurum tarafından hafta boyunca Marx’tan geriye kalanları tartışmak üzere toplantılar düzenliyor. Belediye tarafından verilen bilgiye göre hafta boyunca toplam 300 farklı etkinlik yapılacak. Ayrıca kapitalizmin yarattığı yoksulluk ve savaşlara karşı 5 Mayıs’ta gösteriler düzenlenecek. Alman Komünist Partisi (DKP) ve Sol Parti ayrı ayrı eylemler yapacak. Dünyanın Marx’ın işaret ettiği yönde devrimle ancak kurtulabileceği bir kez daha haykırılacak. Marx’ı anmanın onun fikirlerini hayata geçirmekten bağımsız ele alınmayacağına dair mesajlar verilecek bu gösterilerde. SPD’nin Marx’ı söylediklerinden koparıp ele aldığına işaret edilecek.
Bu nedenle kentte yoğun güvenlik önlemlerinin alınması planlanmış durumda. Ayrıca Marx’ın heykelinin dikilmesine tahammül edemeyen bir grup ırkçı ise “komünizm kurbanlarını” anmak için “sessiz yürüyüş” yapmak üzere başvuruda bulundu. Tıpkı FAZ’in yaptığı gibi “Marx olmasaydı diğerleri de olmayacaktı” diyerek devrimleri karalamaya çalışacaklar.

MARX’IN ADI BİLE YETİYOR
Çinli muhalif gruplar ise Çin yönetimini protesto etmek için eylemler yapacaklar. 4 Mayıs Cuma günü ise Konstantinbasilika’da “Karl Marx 1818-2018: Yaşamı-Eserleri-Zamanı” başlıklı bir sergi açılacak. Sergi 21 Ekim’e kadar açık kalacak. Bin kişinin katılmasının beklendiği serginin açılış konuşmasının AB Komisyon Başkanı Jean-Claude Juncker’e yaptırılması, maksadın Marx’ı övmek olmadığını yeterince ortaya koyuyor. Neoliberal politikaların önemli temsilcilerinden biri olan Junker, AB’nin başta Yunanistan olmak üzere kriz içindeki ülkelere dayatılan planların baş sözcülüğünü yapıyordu.
SPD’nin yönetiği Trier Belediyesinin Marx’ı savunduğu görüşlerden, yaptığı kapitalizm eleştirisinden kopararak, kentin daha fazla turizm geliri sağlamak amacıyla bir meta gibi kullanmak için bir hayli çaba harcadığı anlaşılıyor. Bu nedenle Marx’ı kullanmaya çalıştıkları ortada. Ne var ki, Marx yaşamıyla, mücadelesiyle, eserleriyle öyle kolay içi boşaltılarak bir devrimci, bir filozof değil. Adı bile içinde yaşadığımız kapitalist sistemin bir gün yıkılacağını, zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan dünya işçi sınıfının birleşerek kazanacağını defalarca kanıtladı. Bu nedenle Marx’ın kendisi asıl olarak “Das Kapital”, “Komünist Parti Manifestosu” ve diğer eserlerinde 200. doğum gününü kutlamaya hazırlanıyor.


TELEVİZYONLARDA MARX BELGESELLERİ

Alman televizyon kanalları da Marx’ın 200. doğum gününü değişik açılardan işliyor. Bir taraftan daha önce çekilen Marx portreleri yayımlanırken diğer taraftan 200. doğum günü için çekilen belgeseller gösteriliyor. “Marx ve mirası” başlığıyla hazırlanan belgeselde Çin’de yapılan büyük anıt etrafından Marx anlatılıyor. Mario Adorf’un oynadığı “Karl Marx-Alman Peygamber” filmi ARD, ZDF, Arte ve SWR televizyonları tarafından gösterilecek.