Doğduğu kentte anıtı dikildi

Bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx, 200. doğrum gününü doğum yeri olan Almanya’nın Trier kentinde resmi törenle kutlandı ve Çin’in hediye ettiği dev bir anıt dikildi. Alman gazeteleri Marx’ın 200. doğum gününe geniş yer ayırdı.

Yücel Özdemir / Trier

İşçi sınıfının bilimsel dünya görüşünü oluşturan büyük düşünür ve devrimci Karl Marx’ın 200. doğrum günü genel olarak Almanya’da özel olarak da doğup büyüdüğü Trier kentinde, önceki doğum günlerinden farklı olarak ses getirecek şekilde kutlandı.

Marx’ın doğum günü etkinliklerinin merkezi hiç kuşku yok ki, aylardır hazırlıkların yapıldığı Trier oldu. Çok sayıda etkinliğe sahne olan kentte 5 Mayıs günü her yerde Marx’ı görmek mümkündü.

5,5 METRELİK BRONZ HEYKELİ DİKİLDİ

200. doğum gününde en dikkat çeken etkinlik ise Simeonstift Meydanı’na Çin’i hediye ettiği 5,5 metre yüksekliğindeki Marx heykelinin dikilmesi oldu. Meydanda gerçekleştirilen halk festivaline katılanlar birlikte Marx’ın doğum gününü kutladı.

Trier Belediye Başkanı Wolfram Liebe, Rheinland-Pfalz Eyaleti Başbakanı Malu Dreyer, Çin Enfermasyon Dairesi Başkan Yardımcısı Gau Weimin, Çin Büyükelçisi ve heykeli yapan sanatçı Wu Weishan birer konuşma yaptılar. Törene Sol Parti üyesi Federal Parlamento Başkan Vekili Petra Pau da katıldı.

Her iki ülke temsilcileri yaptıkları konuşmalarda, Marx’ın heykelinin Çin ile Almanya arasında siyasi, ekonomik ve kültürel yakınlaşmaya hizmet etmesini dilediklerini ifade ettiler. Çinli yöneticiler Çin ekonomisinin bugün dünya çapında güçlenmesini Marx’ı ve sosyalizmi modernleştirerek ele almalarına bağladılar ve bunun devam edeceğini söylediler.

Heykeli yapan Çinli sanatçı Wu Weishan, Marx’ın koltuğunun altındaki kitabın insanlığın yolunu aydınlatmaya devam edeceğini söylerken, Marx ve eserlerinin bundan sonra da yaşamaya devam edeceğini hatırlatıyordu.

Anıtın üzerine konulduğu platform ise beşgen olma özelliği taşıyor. Her köşenin Marx’ın hayatındaki önemli duraklar olduğu belirtilerek bunlar Trier, Köln, Berlin, Paris ve Londra olarak sıralandı.

KIZIL ÖRTÜNÜN ALTINDAKİ MARX

Konuşmaların ardından Alman ve Çin’den gelen temsilciler hep birlikte Marx heykelinin üzerindeki kızıl örtüyü, meydanda toplanan yüzlerce kişinin alkışları eşliğinde indirdiler ve Marx görünmeye başladı. Belediye adına yapılan konuşmada “Marx evine geri döndü” denildi. Kalabalık, alkışlar ve gösterilen ilgi, Trier’in de evladı Marx’ı bağrına bastığını ve heykelinin bir zamanlar oyun oynadığı meydanda hep dikili kalacağını gösteriyordu.

Açılış sırasında Alman Komünist Partisi (DKP) ve Sol Parti pankartlarıyla hazır bulundu ve “Yaşasın uluslararası dayanışma” sloganı attıları. Törenin yapıldığı alanın yan tarafında toplanan bir grup ırkçı ise Marx’ın anıtının açılmasını protesto etti. Polis kentte geniş güvenlik önlemleri alındığı etkinlik daha sonra verilen konserlerle devam etti.

MARX’IN İÇİ BOŞALTILABİLİR Mİ?

Hem Trier Belediyesi’nin kente daha fazla turizm geliri elde etmek için yaptığı hamleler hem de törenlere katılan Alman yöneticilerin verdikleri mesajlar ve yaptıkları elbette ne Marx’ın hayatı ne de esrleriyle alakalı. Marx’ı devrimci görüşlerinden kopararak kente gelir getiren bir meta haline dönüştürme planlarına elbette önce Marx’ın kendisi karşı çıkardı. Keza benzer bir durumu SPD için söylemek gerekiyor. Marx ve yoldaşlarının büyük bedeller ödeyerek temellerini attıkları bugünkü SPD’nin Marx’a sözde sahiplenme tutumu tamamen Marx’ı kendi politik çıkarlarına alet etmekten başka bir şey değil. Marx’ın ünlü, “Bunlar marksistse ben marksist değilim” sözü tam yerine oturuyor.

TRIER’IN OĞLU OLARAK MARK

Marx’ın 200. doğum günü kutlamaları çerçevesinde yıl sonuna kadar kentte 600 kadar etkinliğin yapılacağı ilan edildi. Dört ayrı müzede ise Marx’ın yaşamı ve eserleri sergilenecek. Bu sergilerde sadece Marx’ı öven değil aynı zamanda karşıtlarının iddialarına da yer veriliyor. Özellikle Marx ve Marksizmi karalayan görüşler ve sembollere de sergilerde yer verilerek, bir denge kurulmaya çalışılıyor. Marx’ın 200. doğrum günü nedeniyle 4 Mayıs cuma günü yapılan etkinliğe Avrupa Konseyi Başkanı Jean Claude Juncker’in davet edilmesi de bunun bir parçası.

Buna rağmen insanlar Marx’ı daha iyi tanımak için müzelere ve toplantılara akın etmeye devam edecek. Ve Marx hakkında ne kadar olumsuz düşünce olsa da en karşıtları bile “büyük bir filozof”, “dünya tarihine adını yazdıran ekonomi politikçi” olduğunu kabul etmek zorunda kalıyorlar. Nitekim muhafazakar Juncker de eleştiriye başlamadan Marx’ın büyüklüğünü kabullenmek ve bu yanına sahip çıkmak zorunda kaldı.

Bu nedenle anıtın dikilmesi, müzelerde sergiler yapılması aynı zaman Marx’ın karşında “şapka çıkarmak” anlamına geliyor. Dolayısıyla 200. doğrum gününde Marx’ın tespit ettiği gibi, kapitalizmin insanlık için tarihin sonu olmadığı, eninde sonunda yıkılacağını bir kez daha gösterdi. Bu umudu taşıyanların yolu bir gün Trier’e düştüğünde mutlaka Marx’ı görmeden, birlikte resim ekmeden dönmeyecek.


Alman basınında Marx’ın doğum günü

200. doğum günü nedeniyle Alman gazetelerinin çoğu 5 Mayıs’taki nüshalarında birinci sayfasını Marx’In fotoğrafları süsledi. Muhafazakar Die Welt’ten Der Spiegel’e kadar kadar pek çok burjuva yayını kendilerine göre Marx’ın hayatını, eserlerini, yaşamını anlattılar, karşı çıkanların görüşlerine de yer verdiler. Bu yayın organlarında Marx’ın “Almanlığı”, “felsefeciliği”, “düşünürlüğü” öne çıkarılırken “devrimciliği”nin üzeri örtüldü.

Halbuki, Marx’ı kendisinden önceki “düşünürlerden” ayıran en önemli yanlarından birisi sadece kapitalist çelişkileri doğru şekilde açıklamak değil, aynı zamanda bunları hayata geçirmek için örgütlü hareket ederek dünyayı değiştirme mücadelesine bizzat katılmasıdır.

Der Spiegel dergisi bu haftaki kapağınıda Marx’ın 200. doğum günü dolayısıyla “Daha iyi bir kapitalizmde dünyayı adil kılma” fikrini öne çıkardı ve “Herkese para” başlığını kullandı.

Ne var ki, Der Spiegel’in kendisinin bile ortaya koyduğu veriler, günümüz kapitalizminde zenginliğin bir grup azınlığın elinde toplandığı, büyük çoğunluğun ise bundan mahrum bırakıldığını ortaya koyuyor. Dünyadaki servetin yüzde 87’sinin sadece nüfusun yüzde 10 gibi bir azınlığın el konulduğunu Der Spiegel de yazıyor.

Almanya’nın sol basınında ise Marx’ın 200. doğum günü nedeniyle özel sayfalar yapıldı. Neues Deutschland beş sayfayla Marx’ın yaşamını ve bugünkü anlamını anlattı, ABD’li düşünür Immanuel Wallerstein ile bir röportaj yayınladı. Wallerstein, gençlere Marx’ı doğrudan Marx’tan öğrenmeyi önerdi.

Liberal-sol çizgideki Tageszeitung (TAZ) gaztesi ise kapaktan Xueh Mahrini Troll tarafından çizilen bir görsele yer verdi. Bir elinde şarap diğer elinde “Das Kapital” tutan, Almanya’dan İngiltere’ye “tekmelenen” görsele başlık olarak “Karl Marx ve kapitalizmdeki maceralar” yazıldı. Hazırlanan özel sayların kapağı da çizgi roman şeklide Marx’ın hayatındaki önemli tarihlere yer verildi.

Günlük gazeteler yelpazesinin en solunda bulunan Junge Welt ise, Avrupa’nın değişik ülkelerindeki sol gazetelerle birlikte özel ek hazırladı ve günümüzde Marx’ın anlamını ve eserlerini öne çıkardı.

Marx’ın 200. doğum günü nedeniyle yazılanlara baktığımızda, ister yanlı ister karşıt olsun, Marx’ın hayaletinin Almanya’nın üzerinde dolaştığı görülüyor. Her iki taraf da, artan sınıflar çekişkisi, yoksulluk, sefalet ve toplumsal zenginliğe bir grup azınlığın el konduğunu konu ediyor. Buna karşı Marx’ın yaşamı ve eserleri ise tek çözüm adresi olarak görülüyor.