GKB’nin 7. Kongresi gerçekleştirildi: Eşit haklar, barış ve birliktelik için

Zahide Yentür

Göçmen Kadınlar Birliği (GKB)’nin 7. Kongresi 5/6 Mayıs tarihlerinde Nettersheim’da yapıldı. GKB YK adına yapılan açılış konuşmasının ardından, Dünyada ve Almanya’da kadınların aktüel sorun ve taleplerinin dile getirildiği sunumun ardından söz alan delegeler, kentsel dönüşümden konut sorununa, sosyal hakların budanmasından, ırkçılık ve ayrımcılığa, çalışma yaşamındaki sorunlardan, kutuplaşmanın işyerlerinde ya da değişik şehirlerde süren çalışmalarda kendisini nasıl gösterdiğini anlatan konuşmalar gerçekleştirdiler. Değişik gündemlerde yapılan konuşmalarda, işçi ve emekçilerin, gençlerin, kadınların yaşam koşullarının kötüleşmesine, haklarının ellerinden alınmasına, en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmesine, yoksulluğa ve adaletsizliğe karşı mücadelenin nasıl örüleceği ele alındı.

Ortak mücadeleyi güçlendirmek için!

Ortak yaşam ve mücadelenin güçlendirilmesi üzerine yapılan sunum ve ardından yapılan tartışmalarda ortak yaşam için mücadeleden ne anlaşıldığı ve nasıl güçlendirilmesi gerektiği üzerine konuşuldu. Şehirlerde ve işyerlerinde sürdürülen mücadelelerden örnekler verildi. Delegeler farklı birlik ve inisiyatiflerle birlikte çalışmanın önemine de dikkat çektiler. Kitle çalışmasına ve kültürel çalışmalara ilişkin tartışmalarda delegeler kendi şehirlerinden örnekler verdiler. Her şehirde kendi özgünlüğü içerisinde süren çalışmaların özellikle ilgi gördüğü belirtildi. Değişik şehirlerde devam eden korolar, tiyatro kursları, atölye çalışmalarının yanı sıra Frankfurt’ta başlayan Tarih Müzesi Projesi ile sürdürülen proje ve Berlin’de IG Metall ile gerçekleştirilen Dişil Perspektiften Dünya sergisi örnek olarak verildi.

GKB 7. Kongresi’nin ikinci gününde delegeler seçme ve seçilme hakkı, vatandaşlık hakkı, eşten bağımsız oturum izni, herkese yaşanabilecek ücret, barınma hakkı, kutuplaşmaya karşı ortak yaşamın güçlendirilmesi taleplerine ilişkin karar tasarılarını onayladı.

11 kişilik yeni yönetim kurulu seçilmesinin ardından yapılan açıklamada, tüm kadınlara birlikte çalışma, güçlerini birleştirme ve Göçmen Kadınlar Birliği’ne üye olma çağrısı yapıldı.


“Hareket etmeyen zincirlerini fark edemez”:

Mine Gencel Bek

5-6 Mayıs tarihlerinde Nettersheim’da gerçekleştirilen Göçmen Kadınlar Birliği 7. kongresinde hem güçlü yanlar hem de deneyimlenen zorluklar tartışılarak var olan olanakların arttırılması ve engellerin aşılmasına dönük kararlar alındı. Rosa Luxemburg’un “Hareket etmeyen zincirlerini fark edemez” sözlerinin alıntılandığı açılış konuşmasında Elif Durmaz, 13 yıl önce Göçmen Kadınlar Birliği çatısında başlayan eşitlik ve özgürlük mücadelesinin, hak taleplerinin 20 bölgede, dernek, komisyon ya da kadın grupları çatısında gönüllülük ekseninde sürdürüldüğünü belirtti. Çeşitli bölgelerden delegeler, kadın ve çocuklara dönük ve onlarla birlikte gerçekleştirilen çalışmalarını özetleyerek değerlendirdiler.

Kongrede Almanya’nın politik gündemi konusundaki gelişmeler hakkında bilgilendirme ve tartışmalara geniş yer ayrıldı. Pelin Şener, muhafazakarlığın, ırkçılığın artması, eşitsizlik, çalışma koşullarındaki ağırlaşma, beden politikalarında denetimin artmasını istatistiksel veriler eşliğinde açıkladı. Bunlara karşı yapılan dünya çapındaki eylemlerle hareketlenmenin olduğunu göstererek içe kapanma yerine ortak yaşam için mücadele etmek gerektiğinin altını çizerek katılıma davet etti. Irkçılık, cinsiyetçilik ve neo-liberalizme dair farkındalıklarını ortaya koyan delegeler tartışmaya aktif katıldılar:

“AFD sadece yabancı düşmanı değil aynı zamanda kadın düşmanı. Elde edilen hakların tehlikede olduğunu görmek beni çok korkutuyor. Daha önce güvenli hissediyordum ve politik değildim. Ama şimdi bu alanda çalışmaları arttırmak gerektiğini düşünüyorum”.

“Sadece baskı AFD’den değil, şimdiki hükümetten de geliyor”.

“AFD kendi sendikasını da kurduruyor. Ancak onları destekleyenlerle de iletişim kurmak gerekir”

“AFD yoksulluğu kullanarak ırkçı söylemini geliştiriyor. Bu durumda neo-liberal boyutunu teşhir etmek gerekli”.

Tartışmanın sonunda Almanya’da kadın haklarına yönelik saldırılar ve gerilemeler konusunda daha çok takip, bilgilenme ve çalışma yapılması gerektiğinin altı çizildi.

Türkiye’de artan otoriterleşme ve doğrudan kadın haklarına karşı saldırılar da kongrenin gündemiydi. Almanya’da bu konuda yapılacak çalışmalarda mutlaka silah satışının durdurulması talebinin yer alması gerektiğine dikkat çekildi. Genel olarak delegeler, Türkiye’nin özgürlüğünün Türkiyeli kadınların da özgürlüğü anlamına geldiğini vurguladı. Delegelerin paylaştıkları gündelik hayattan izlenimler ise, uygulanan politikaların yansımalarını göstermesi açısından önemliydi. Örneğin, bir delege etnik ya da dini mezhebe dayalı ayrışmanın yoksullukla mücadelenin gelişmesini engellediğini belirtti. Yüzlerinin Türkiye’ye dönük olduğunu belirten bir delege, kutuplaştırma politikalarına karşı çıkmak gerektiğini savundu. “Bu kutuplaşmayı nasıl aşabiliriz”? sorusu kongre boyunca sorulan en önemli sorulardan birisi oldu.

Paylaşılan iyi pratiklerin en önemlilerinden birisi, Frankfurt bünyesinde Suriyeli mültecilere dönük olarak gerçekleştirilen halk oyunları eksenli güçlendirme ve dayanışma etkinlikleriydi.

Geleceğe dönük çalışmalarda, dayanışma içerisinde başka kadın örgütleriyle gerçekleştirilen eylemlerde hazırlıklara katılarak eylemin içeriğini belirlemede aktif olunması gerekliğinin altı çizildi. Frankfurt grubunun müze çalışmaları konusunda bilgi paylaşımı yapılarak yazılı bellek oluşturmak üzere planlanan kitap için delegelerden fotoğraf vb. malzemeleri göndermeleri istendi. Çalışmaların yazıyla kalıcı hale getirilmesi ve bunun Kadın dergisi gibi örgütün platformlarında yayınlanmasının, delegelerin kendilerini geliştirecek, donanımlarını arttırmanın üzerinde duruldu.

Kaynak, mali durum, kararların onaylanması ve yönetim kurulu seçimleri ardından ek önerilerin yapıldığı kongre, değişim için dayanışma ve çalışma kararlılığının yoğun hissedildiği bir ortam sağladı.