Önce kitaplar yakıldı…

Almanya’da 85 yıl önce törenler düzenlenerek kitaplar yakılmış, olay Goebbels’in deyimiyle “Alman ulusunun iç ve dış temizliği” olarak lanse edilmişti.

SEMRA ÇELİK

10 Mayıs 1933’te Almanya’da Naziler muhalif yazarlara ait olan onbinlerce istenmeyen kitabı sokak ortasında yaktılar. Kitap yakma, öğrenciler tarafından Hitler rejiminin desteğiyle düzenledikleri iğrenç bir kampanyanın odak noktasıydı.

Berlin Bebelplatz’da yerde kare şeklinde bir pencere var. Camından baktığınızda boş raflar görüyorsunuz, 20 bin kitabın sığabileceği raflar… Burada, Berlin’in göbeğinde, o zamanki adıyla Opernplatz’da tam 85 yıl önce 20 bin kitap yakıldı.

Ama sadece burada değil, Almanya’nın 20’den fazla şehrinde Naziler, ‚yozlaşmış Alman kültürü’ne savaş açtılar. Hitler’in iktidara gelişinden sadece 3 ay sonra Nasyonal Sosyalist Devrim’in durdurulamayacağını, yazar ve şairlerin gelişimin önünde engel olamayacağını kanıtlamak için kitap yakma şenlikleri düzenlediler.

Yüzyıl önce de yakmışlardı
‚Yozlaşmış‘, ‚Alman ruhuna ters‘ kitaplara karşı kampanya, Alman Öğrenciler Birliği tarafından başlatılmış, propaganda bakanı Goebbels de kampanyaya aktif destek vermişti. Öğrencilerin esinlendiği başka bir kitap yakma şenliği vardı; 1817 yılında milliyetçi öğrenciler Wartburg’da Napolyon’a yönelik halk savaşının anısına Yahudi yazarların kitaplarını marşlar eşliğinde ateşe atmışlardı.

Naziler yazar ve şairlere yönelik açık saldırılarından çok önce sevilmeyen yazarları hedef almışlardı. Örneğin “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” adlı savaş karşıtı romanıyla ünlenen Erich Maria Remarque’a yönelik eşi benzeri olmayan bir kışkırtma kampanyası başlatılmıştı. Alman sinemalarında romandan uyarlanan filmin gösterimi yasaklandı. 28 Şubat 1933’te ‚Die Weltbühne/ Dünya Sahnesi‘ adlı politik derginin yayımcısı Carl von Ossietzki tutuklandı. Ossietzki, yıllarca insanlık dışı koşullarda toplama kampında tutuldu ve 1938’de öldü.

Nazi rejimi kitap yakmalarla ideolojileri olan ‚Kan ve Toprak’ı üniversitelere yerleştirmeyi amaçlıyorlardı. 1938 başında Alman Öğrenciler Birliği üniversitelerde ‚Yahudilerin Bölücü Ruhu’nu yok etme çağrısı yaptılar. Üniversitelerde SA’nın fikir kulüpleri oluşturulacaktı. Her üniversitede mücadele konseyleri kuruldu. Herkes kendi kitaplığındaki yozlaşmış kültürün ürünü kitapları tarayacak, şehir ve halk kütüphaneleri de bu temizlik hareketine katılacaktı.

Kitapçılardan yasaklı kitap listesi

Alman Kitapçılar Birliği kampanyayı tüm gücüyle destekledi. Birliğin yayın organında yasaklanması gereken kitapların listesi yayımlandı. Heinrich Mann, Erich Kaestner, Arthur Schnitzler, Lion Feuchwanger, Kurt Tucholsky, Bertolt Brecht, Erich Maria Remarque, Karl Marx, Karl Kautsky, Heinrich Heine, Sigmund Freund ve başka birçok yazarın kitapları ahlaksız ve itibarsız kitap ilan edildi.

Naziler 6 Mayıs’ta kitapçıları ve kütüphaneleri bastılar, binlerce kitap toplandı. Sadece cinsiyet bilimcisi Magnus Hirschfeld’in Berlin’deki enstitüsünde onbinlerce kitaba el konuldu.

Gasp edilen kitapların yakılması birbirinin benzeri törenlerle gerçekleştirildi. Öğrenciler 10 mayıs 1933’te Berlin ve başka 21 şehirde meşaleler altında buluştular. Yok etme, Naziler’in nefret ettiği Weimar Cumhuriyeti ruhunu hedef almaktaydı. Propaganda bakanı Goebbels’in deyimiyle bu yozlaşmış kültürün ürünleri olan kitapları yakarak Alman ulusu iç ve dış temizliğini kanıtlamış olacaktı.

Sloganlar eşliğinde yakıldılar

Kitaplar gruplanmıştı ve içinde yer aldıkları gruplara bağlı olarak belli sloganlar eşliğinde ateşe atılıyordu. Örneğin Karl Marx ve Karl Kautsky’nin kitapları ‚Sınıf mücadelesi ve materyalizme karşı halkın birliği ve idealist yaşam biçimi!‘ haykırışları arasında yakıldı.

Berlin’de öğrenciler, ellerinde meşalelerle Oranienburg Sokağı’na yürüdüler. Orada binlerce kitabın doldurulduğu kamyonlar bekliyordu. Kamyonlar eşliğinde Opernplatz’a doğru ilerlendi. Sanki bir şenlik yapılmaktaydı, 70 bin izleyici bandonun çaldığı marşlar eşliğinde eğlenmekteydi. Seyirciler arasında cübbeleri içinde profesörler, SA, SS, Hitler Gençliği üyeleri ve öğrenci birliklerinin temsilcileri vardı. O gün yağmur yağdığı için kitapların hızla yakılmasını sağlamak için benzin döküldü. Çöpçüler ertesi gün 20 bin kitabın küllerini temizlediler. Kitap yakmayla iş bitmedi, yasaklı kitapların listesi arttı da arttı. 1934 yılında 3 bin’den fazla kitap daha kara listeye alınmıştı.

Kitapları yakılan yazarlardan Erich Kaestner acıyla, yasaklı bir yazarın kendi yurdunda ve doğduğu şehrin kitapçılarının raf ve vitrinlerinde kendi kitaplarını bulamamasının çok garip bir duygu olduğunu yazmıştı.


Üniversiteler Alman kimliğinin mabedi olmalı!

Kitap yakma kampanyası öncesi üniversite duvarlarına asılan “Alman değerlerine karşı gelenler için 12 öneri” afişlerinde şunlar yazılıydı:

  1. Dil ve edebiyat köklerini halktan alır. Alman halkı, Alman dilinin ve edebiyatının kendi kimliğini bozulmamış halde ifade edeceğinden emin olmakla mükelleftir.

  2. An itibariyle Alman edebiyatı ile kimliği arasında bir çukur açılmıştır. Bu çukura tahammül edilemez.

  3. Dilin ve edebiyatın arılığı sana bağlı! Halk, dilini sadık bir biçimde koruma görevini sana verdi.

  4. Asli düşmanımız Yahudidir, ve ona kulak verendir.

  5. Yahudi sadece bir Yahudi gibi düşünebilir. Almanca yazdığında yalan söyler. Almanca yazıp da Alman değerlerine karşı fikirler savunan Alman bir vatan hainidir. Alman değerlerine karşı düşünceler üretip bunları kağıda döken öğrenci ise görevini hafife alıyor demektir.

  6. Yalanı kökten silmek istiyoruz. İhaneti kırmızı demire damgalamak istiyoruz. İstiyoruz ki, öğrenciler sadece bir cehalet durumu içinde bulunmakla kalmasınlar, kültür ve politik bilinç yoksunluğu içinde de bulunsunlar.

  7. Yahudi’yi bir yabancı olarak görmek istiyoruz ve milli kimliği önemsiyoruz. Yahudilerin yayımladıkları İbranice olmalıdır. Bunlar Almanca yayımlandığında, açıkça belirtilmelidir ki bu bir tercümedir. Yazı dilinin aşırı ve usulsüz kullanılması engellenmelidir. Yazılı Almanca sadece Almanlara hizmet etmelidir. Alman değerlerine karşı olan yayımlar edebiyattan sökülecektir.

  8. İstiyoruz ki, Alman öğrenciler Alman dilinin arılığını korumak için istek duysunlar ve kapasite sahibi olsunlar.

  9. İstiyoruz ki, öğrenciler ve öğretmenler Alman değerlerini tehlikeye sokmama garantisi doğrultusunda seçilsinler.