Güvenliğinizin faturası bize kesiliyor

Bavyera eyaletinde hazırlanan Polis Görev Yasası (PAG) ile sadece temel haklar kısıtlanmıyor aynı zamanda aynı zamanda ülke genelinde örnek model olmayı amaçlıyor.

AZİZ ASLAN

Hristiyan Sosyal Birlik partisi, Bavyera eyaletinde uygulamaya sokmayı planladığı yeni Polis Görev Yasası (PAG) ile sadece en temel insan haklarını kısıtlamakla kalmıyor, ülke çapında iç güvenli konusunda örnek model olmayı amaçlıyor. Yeni yasa, daha fazla güvenliğe ihtiyaç duyulduğuyla gerekçelendiriliyor. CSU daha federal seçimler döneminde, halkı bölmeyi ve belli grupları damgalamayı hedef alan bir kampanya sürdürmüştü. Gazetelerde sürekli olarak “korku”, “güvenlik” ve “mülteci seli” kavramları yer aldı. AfD’nin yerel seçimlerdeki başarısı diğer bazı partileri sağ oyları almak için daha radikal söylemler ve öneriler sergilemeye yöneltti. CSU da AfD seçmenlerini geri kazanmak için açık ırkçı partiyi bile sağlamayı esas aldı.

POLİSİN YETKİLERİ SINIRSIZ

CSU, Bavyera’da uygulamaya soktuğu uyum yasasıyla bu konusunda da öncülüğü üstlendi. Yasada şimdiye kadar milliyetçi olduğu için kullanılmayan kavramlar meşru hale getirildi. Şimdi de PAG ile güvenli yasaları konusunda öncü rol üstlenilmeye çalışılıyor. Yasa ile birçok hak yok ediliyor. Şüphelilerin vücut tarayıcı, drone, kamera ve böcekle sürekli kontrol altında tutulması, ev hapsi, elektronik ayak bileği kelepçesi aracılığıyla 24 saat kontrol altında tutulması ve hiçbir dayanağı olmadan internet bilgilerinin araştırılması, değiştirilmesi veya silinmesi gündeme getiriliyor.

Bavyera hükümeti polisin en küçük şüphede hakim kararı olmaksızın insanları tutuklayabileceği koşulları hazırlıyor. Yasayla polise üç ay boyunca istediği şeyi yapma hakkı veriliyor, ancak üç ay sonra hakim gözaltının uzatılıp uzatılmayacağına karar verme yetkisine sahip olacak.

HAKİM KARARINA GEREK YOK

Gözaltı süresinin sonsuza kadar uzatılabileceği eleştirileriyle karşılaşan bu madde, Bavyera Eyalet Parlamentosu’nda geçen yıl oylanarak kabul edildi. Şimdiki adımla polisin potansiyel tehlikeli olduğunu sadece tahmin ettiği bir kişiyi en az 3 ay hapse atabilmesi sağlanmış oluyor.

Polis Görev Yasası’yla hakim kararı olmaksızın evlere böcek, kamera, mikrofon yerleştirilebilecek. Böylece Almanya’da 1945 yılından bu yana tekrar polisin potansiyel tehlikelileri belirlemek için “gizli” görevler üstlenmesi normalleşiyor. Yasanın ana hedefi, durumundan memnun olmayıp içinde bulunduğu koşulları değiştirmek için harekete geçenler olacak. Örneğin kendi talepleri için sokağa çıkan bir çırak, Nazi yürüyüşünü engellemek için protesto örgütleyen antifaşistler, savaşa karşı çıkan, mültecileri sınırdışı edilmekten koruyan insan hakları savunucuları potansiyel tehlikeli görüldüğü için hapsedilebilecek.

YASA ÇIKMADAN UYGULAMA BAŞLADI

Bu uygulama hayata geçmeye başladı bile. Polis Görev Yasası‘nı protesto edenler arasında nedensiz olarak kontrol altında tutulan, gözaltına alınanlar var. Hollywood aksiyon filmlerinde olan bitenler kısa süre içinde Bavyera’da hayata geçirilebilir. Polis internet bilgilerinizi ele geçirip, bilgilerde değişiklik veya ekleme yapabilir. Polis devletine doğru gidildiğini Bavyera eyalet hükümeti ve CDU da kabul ediyor. Ancak kimin güvenliği tehdit ettiği konusunda çok farklı düşünceler söz konusu. Eyaletteki NSU cinayetleri ve NSU davasının görüldüğü yer olması nedeniyle aslında gerçek tehlikenin nereden kaynaklandığı bilinmesine, mülteci yurtlarına yönelik saldırılara rağmen CSU, tehlike potansiyelinin soldan kaynaklandığı saptamasıyla solu hedef alıyor. Yılın başından bu yana Bavyera’da aşırı sağ kaynaklı 460 suç duyurusunda bulunulmasına rağmen, viraneye çevrilmiş okullarında doğru dürüst ders yapamayan, tuvalete bile gidemeyen öğrencilerin direnişi, kirası uygun ev bulamayanların protestosu kriminalleştiriliyor.

HAKLARIMIZI SAVUNMALIYIZ

Yeşiller, yasayı engellemek için en üst mahkemeye kadar gideceğini, SPD taslağa karşı olduğunu açıklasalar da yasanın onaylanacağı kesin. Bunun engellenmesi için demokratik güçlerin ortak mücadele etmesi gerekir. Aynı yasanın benzeri NRW, Bremen’de de yürürlüğe sokulmaya çalışılıyor. Haklarımıza yönelik saldırıları ancak direnişle durdurabiliriz. Mücadeleyle elde ettiğimiz özgürlüklerimizi korumak için mücadele etmeliyiz.