Münih gösterisinden izlenimler: Özgürlüklerin kısıtlanması ve gençlik

Ali Çarman / Münih

Dünyanın en ‘’ileri’’ ülkelerinde toplumun üzerindeki baskıcı yasalar ve özgürlükleri kısıtlama yönünde hafife alınmayacak adımlar atılmaya devam ediyor. Egemen güçler bu adımları atarken hep aynı yalana; toplumun ve dünyanın güvenliği yalanına başvurmakta. İşin aslında böyle olmadığını, sömürgenlerin kendi iktidarlarını daha da güven altına aldıklarını emekçiler yaşayarak görmekteler.
Almanya’nın güneyinde, kendine has özellikleriyle sürekli dikkatleri üzerine çeken Bavyera eyaleti uzun bir dönemdir Polis Görev Yasası’nı (Polizeiaufgabengesetz- PAG) sınırsız yetkilerle donatan bir yasayı alelacele çıkarmanın hesaplarını yapmakta.
Bavyera eyaleti, Başbakan Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) ‚kardeş partisi‘ olarak bilinen muhafazakar, tutucu Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) tarafından yönetiliyor. Ve hükümet, geçtiğimiz haftalarda kamu binalarının girişine haç işareti asma kararı aldı.
Temel insan haklarını bir çırpıda rafa kaldıran bu girişim bir yanıyla örnek timsal teşkil etmekte. Bütün tepkilere rağmen, yasa Bayvera’da uygulamaya geçerse diğer eyaletlerinde adım adım bu yola girecekleri yönünde sinyaller şimdiden verilmeye başlandı bile.

YENİ POLİS YASASINA HAYIR
CSU hükümeti tarafında çıkarılmak istenen yasayla polis keyfine göre davranacak, insanları arayabilecek, evlerine izinsiz girebilecek, telefon, bilgisayar verilerini inceleyerek ‘‘suç‘‘ teşkil eden bulgulara ulaşacak. Halk arasında zaten polis eyaleti olarak geçen Bavyera da böylece özgürlükler polisin keyfine bırakılmış olacak.
Yeni yasanın özgürlükleri tehdit ettiğini, polise ise sınırsız yetkiler sunduğunun farkında olan demokratik örgütlenmeler, sendikalar ve partiler (Sol parti, Yeşiller, SPD) harekete geçerek bilgilendirmenin yanı sıra eylem çağrıları yaptılar.
Önce eyaletin büyük şehirlerinde peş peşe onbinlerin katıldığı büyük gösteriler gerçekleştirildi. Ancak hükümetin sokağa kulak tıkaması ve gösterileri dikkate almayan yaklaşımı halkın sabrını taşımaya devam ediyor.
10 Mayıs Perşembe günü sabah saat 11.00 DGB sendika binası önünde toplanan gençlerle birlikteyiz. Beş yüze yakın genç yerinde durmuyor. Kıpır kıpır, bir hopluyor, bir oturuyor, koşuyor ve olanca sesleriyle sloganlarını haykırıyor.
Büyük eylem 13.00 de başlayacak. Çırak gençliğin ve DİDF Gençlik’in içinde olduğu bu küçük kortej herkesin dikkatini çekiyor. Gençler SPD binası önünde geçerken JUSOS’lar bayraklarıyla gençliğin yürüyüşüne katıldı. Gençliğin sorunları ortak sloganıyla karşılanan gençlerde alkışlarla cevap verdiler.

HAYATIMIZA MÜDAHALE EDEMEZLER
Münih’in tarihi belediyesi önünde kurulan sahnenin etrafı saat 13.30 tamamen doldu. Marienplatz meydanına çıkan bütün caddeler hınca hınç doldu. Ve sunucu herhangi bir taşkınlık yaşanmasın diye hemen yürüyüşü başlatmak zorunda kaldı.
Rengarenk kortejler ile Münih bayram yerine döndü. Her renkten bayrak, pankart ve dövizler elden ele dolaşıyor. Genç kadınlar çok öfkeli. Bunlar kim ki bizim her şeyimize müdahale etmek istiyorlar. Bizler buna müsaade ettirmeyeceğiz. Yasayı Hitler yasasına benzetenler, kapitalist sistemi sorgulayanlar, bunun faşizmin habercisi olduğunu söyleyenler, CSU Bavyera’da defolsun diyenler ile Münih sokakları gerçek sahiplerinin hakimiyetine geçti.


GENÇLER EN ÖN SAFTA
Günümüz dünyasında genç kuşağın politikaya, sorunlarına ilgisiz kaldığı şeklinde bir kanı var. Oysa gerçeğin böyle olmadığına ilişkin, yüzlerce, binlerce kanıt var. İşte 50. yılını geride bıraktığımız 68 başkaldırı hareketi, işte Gezi direnişi. Zamanı geldiğinde, koşullar olgunlaştığında Gençlik kendine has tarzıyla mücadele alanlarının en ön saflarına çıkıyor.
50 bin kişinin katıldığı Münih yürüyüşünün en dikkat çeken olgularından biri gençliğin tahmin edilenin çok çok üzerinde eylemde yer alması oldu. Gençlik birçok şeyi sorguluyor, benimsenmiş kimi fikirleri yeniden gözden geçirerek hayallerinin peşine düşüyor. Değişimin en temel dinamiği olan gençlik her eylemde bu olguya dikkat çekiyor.
Polis yasasının sertleştirilmesine karşı tepkiler önümüzdeki günlerde devam edecek. Toplumsal örgütler harekete doğru bir temelde yardımcı olurlarsa CSU hükümetinin geri adım atması mümkün olacaktır…