Bavyera’da polis nerdeyse „herşeyi yapabilir“ hale geliyor

Heribert Prantl

15 Mayıs günü Bavyera Eyalet Parlamentosu yeni Polis Görev Yasası’nı onayladı. Büyük bir yanlış. Tüm Almanya için örnek alınacağı söylenen yasayla hukuki güvenlik tehlikeye sokuluyor. Yasa, aşırılığın yasaklanmasını ihlal ediyor. Polise, şimdiye kadar istihbarat teşkilatının sahip olduğu yetkiler veriliyor. Polise ordunun sahip olduğu silahlar veriliyor. Bir hukuk devletinde hakim ve savcıların sahip olabileceği saldırı ve müdahale hakları veriliyor. Yeni Polis Görev Yasası, polisi hemen hemen her şeyi yapma yetkisi olan bir devlet dairesi haline getiriyor.

Yeni Polis Görev Yasası, Anayasa Mahkemesi’nin iki yıl önce Federal Kriminel Dairesi Yasası’yla (BKA-G) ilgili sınırlandırmalarına da ters düşüyor. Yasayla BKA-G’deki görevler bir yana atılarak sadece haklar öne çıkarılıyor. Mahkeme, istisnai durumlarda terörle mücadelede BKA’ya tanınan yetkiler, genelleştiriliyor ve tüm suçlarla mücadelede geçerli hale getiriliyor.

Bu, mahkemenin istismar edilmesidir. Mahkeme, gözetlemelerde aşırılığı engellemeyi esas almıştı. Yeni polis yasasıyla tüm toplum kontrolsüz gözetlemeye maruz bırakılıyor. Mahkeme, yurttaşların özel yaşamlarının, boş laflarla değil önlem ve kontrollerle korunmasını esas almıştı. Yeni polis yasasını bu durum hiç ama hiç ilgilendirmiyor.

Polisin müdahale önlemleri somut bir tehlikenin var olmasından çok önceye çekiliyor. Somut tehlike yerine tehlike tehdit kavramı geçiriliyor. Federal İdari Mahkeme eski hakimlerinden Kurt Graulich, bu kavramın enflasyonvari kullanıldığından söz ediyor. Sadece Bavyera’da da değil, tüm Almanya’da. Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer bu yasayı tüm Almanya için örnek almak istiyor. Bavyera Başbakanı Marcus Söder’in yasanın uygulanmasını eleştirel şekilde izleyecekleri açıklaması, tehlikeli gelişimin durdurulması konusunda yardımcı olmuyor.

Yasayı protesto edenler polise karşı değil, polis için mücadele ediyorlar. Çünkü polisin polis olarak, halk polisi olarak, kalması gerekli. Polisin istihbarat teşkilatı ya da ordu haline getirilmesine karşı çıkılıyor. Halkın polisten korkar hale gelmesine karşı çıkılıyor. Herkesin suçlu ilan edilebileceği, bu nedenle yaşamının değişeceği koşulların yürürlüğe girmemesi için mücadele ediliyor. Bir hukuk devletinde, açık olmayan kriterlerle yurttaşların tehlikeli ilan edilmesi, belli bir yerde oturma mecburiyeti getirilmesi, bulunduğu yerden ayrılmasının yasaklanması kabul edilemez. Çok ileri gidiliyor.

Devletin güvenlik kurumları zaten istedikleri her şeyi yapma hakkına sahip. Bir hukuk devletinde bile zaten yapmaları gerekenden çok daha fazla şey yapabiliyorlar ama her şeyin bir sınırı var. Bavyera’daki yeni yasa ile sınır aşılıyor. Yasa suçların engellenmesi için iyi bir önlem alınmasını tehlikeli, saldırgan ve halkın yaşamını tehdit eden önlem öncesi önlem almaya dönüştürüyor.

Önlem, çocuğun kuyuya düşmesini engellemek anlamına gelir. Kimse çocuğun kuyuya düşmesini istemez, ama bu nasıl yapılacak? Her çocuk kuyuya düşebilir diye çocukların evden çıkması mı yasaklanacak? Boyunlarına tasma takılarak mı dolaşacaklar? Her kuyunun tehlikeli olduğu düşüncesiyle tüm kuyuların ağzı mı kapatılacak?

….Suçlu olmadıkları, hiç de öyle bir belirti olmadığı halde yurttaşların yaşamlarına müdahale etmek risk değil mi?

Yeni Polis Görev Yasası ile bu risk göze alınıyor. Polise her türlü yetki veriliyor. Önlem almak adına sınırlar aşılıyor. Yasada, suçlu-suçsuz, zanlı-zansız olmasına bakılmadan herkes potansiyel tehlikeli görülüp “önlem” müdahalelerine maruz bırakılabilecek , hayatı değiştirilebilecek.

Yeni Polis Görev Yasası “polisin izin verdiğinden” daha tehlikeli ve aptalca…

Çeviren: Semra Çelik