Osmanlı tokadı atmak

Anja Willner/Focus

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Almanya, Hollanda ve Avusturya’da seçim kampanyası mitingleri düzenleyemiyor. Halbuki Türkiye’de depremvari bir seçim başarısı elde edemeyeceği tahmin edildiğinden yurtdışı Türklerine ihtiyacı var. Bu nedenle Bosna’da yurtdışı Türklerine yönelik bir toplantı düzenledi.

Bu sefer her ne kadar sözlerine dikkat edip Nazi benzetmeleri yapmasa da Federal Almanya ve AB ülkelerine yönelik iğnelemelerini esirgemedi. Saraybosna’daki konuşmasında “Demokrasinin beşiği olduklarını iddia eden şanlı Avrupa ülkelerinin iflas ettiklerinin açığa çıktığı bir dönemde Bosna-Hersek bize burada buluşma olanağı sunarak gerçek bir demokrasiye sahip olduğunu gösterdi” dedi. Bunun dışında yurtdışı Türklerini, kendisine oy vererek, terör örgütlerinin yerel ve yabancı uşaklarına “Osmanlı tokadı” atmaya çağırdı.

Bu sözler de Alman futbol milli takımı oyuncuları Mesut Özil ve İlkay Gündoğan’la buluşması gibi ucuz provokasyonlar. Bize düşen Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürmemek için provokasyonlarına tepki vermemek. Yoksa tuzağına düşmüş, tam da onun istediğini yapmış oluruz.

Türkiye Cumhurbaşkanı bizim tepkilerimizi, çoğunluk toplumunu Türk azınlığa karşı kışkırtmak, Almanya’da yaşayanların arasını bozmak için kullanıyor. “Görüyorsunuz, sözde demokrat hükümetler sizin karşınıza çıkmamı engelliyorlar!” diyor. Buna bağlı olarak Almanya gibi ülkelerin Türkleri hiç bir zaman sevmedikleri ve ırkçı nedenlerle istemedikleri iddia edilip yurtdışı Türklerinin hakları için çaba harcayan tek kişinin tabi ki Erdoğan olduğu mesajı veriliyor.

Sağduyulu şekilde sakin ve açıklayıcı cevaplar vermeliyiz: Evet, yurtdışı Türkleri Türkiye seçimlerine katılma hakkına sahiptir ve normal olduğu üzere Federal Hükümet konsolosluk binalarında oy verilmesine izin veriyor. Hayır, Almanya kendini Erdoğan‘ın propaganda toplantılarının savaş alanı yapmak istemediği için demokrasiden uzaklaşmış olmuyor.

Bu ülkede Türklere yönelik sistematik, özel bir baskı yok. Ancak hala Almanyalı Türklere yönelik önyargıların olduğu ve maalesef az da olsa ayrımcılığın devam ettiği ise ortada. Bu açıkları kapatmak için her türlü araçla çaba harcamak zorundayız. Muhtemelen Erdoğan ve parti arkadaşları böyle bir şey söz konusu değil.

İşte bu nedenle Türkiye Cumhurbaşkanı zorlu bir partner. Almanya ise provokasyonlara karşı nasıl davranılacağını öğrendiğini kanıtlamakla mükellef.

Çeviren: Semra Çelik