Roma semalarındaki akbabalar

Simon Zeise/Junge Welt

Alman banka ve tekelleri kendilerini yeni bir krize hazırlıyor. Alman Sanayi ve Ticaret Birliği (DIHK) Yöneticisi Martin Wansleben kısa süre içinde yeni bir ekonomik krizle karşı karşıya kalınacağını belirterek; “Az da olsa korkuyoruz” dedi.

Almanya’da ABD ile gümrük vergisi cezası sorunu yanı sıra İtalya’daki politik durum da baş ağrısına neden oluyor. Sermaye örgütü DIHK şimdiden bu yılki ekonomik gelişim tahminini yarım puan azaltarak yüzde 2.2’ye indirdi. Wansleben’e göre durum daha da kötüleşebilir: “İtalya’daki gelişmeler Avro Bölgesi’nde bir felakete yol açacak potansiyele sahip”.

Salı günü Deutsche Bankın borsa kuru aşağıya doğru kaydı. Hisse senetlerinin değeri yüzde 6 oranında düştü. Değeri 10 avro bile değildi artık. Banka, 2016 eylül ayında da böyle bir durumla karşı karşıya kalmıştı. O dönemdeki Yönetim Kurulu Başkanı John Cryan, yatırım bankacılığı bölümünün kaldırılacağını duyurdu. Diğer bankalarla ortak yapılan işlerden vazgeçilmeye, personel azaltılmaya başlandı. Dedikodular yaygınlaştı ve Federal Hükümetin bankanın kısmen  devletleştirilmesiyle ilgili planlar yaptığı söylenmeye başlandı. Durumun ne denli vahim olduğunu Cryan ve dönemin Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble’nin bunu anında yalanlaması bir kez daha ortaya koydu. Nisan ayında Cryan işinden ayrıldı. Selefi Christian Sewing ise o dönem belirlenen hedefleri hayata geçirmeye başladı.

Deutsche Bank, İtalya’da da şubeler ağına sahip. 35 milyar avro değerinde kredi vermiş durumda.  Deutsche Bankın bir sözcüsü hisse senetlerinin değerinin istenilen düzeyde olmadığını ancak durumun hiç de kötü olmadığını bildirdi. Çünkü, en azından, kurumun ticari defterinde 2,5 milyar avro değerinde İtalyan devlet kredisi hesabı vardı.

Deutsche Bank’ın eski bankerlerinden Paul Steinhardt durumun hiç de öyle toz pembe olmadığı görüşünde. Ona göre geçen dört hafta içinde Avrupa bankalarının hisse senetlerindeki değer kaybı belki AB karşıtı popülistlerle AB yanlısı bürokratlar arasındaki çatışmanın yarattığı kuşku nedeniyle İtalyan bankalarında para akışının duraklamasından kaynaklanmış olabilir.

Buna rağmen Avrupa Merkez Bankası söz konusu İtalyan bankalarına acil para akışı yardımında (ELA) bulunmayabilir.

Federal Maliye Bakanlığı adına yapılan açıklamada ise Deutsche Bankın krizinin AB’nin Avrupa bankalarıyla ilgili belirlediği kurallara göre çözülmesi gerektiği ifade edildi. Açıklamada, geçen dönemde yapıldığı gibi, bankaları vergi mükelleflerinin sırtından kurtarmaya girişilmeyeceği belirtilerek banka sahipleri ve alacaklılarının sorumluluk üstlenmeleri istendi.

Deutsche Bankın bir sözcüsü ise bankanın durumunun İtalya’dan kaynaklandığı düşüncesinde.  Roma’daki durumun daha da kötüleşmesinin engellenmesi için politik bir çözüm bulunmasından yana olunduğunu açıkladı. Ama Roma’da politik karar çoktan alındı. Devlet Başkanı Sergio Mattarella, AB dostu bürokrat Carlo Cottarelli’yi hükümeti kurmakla görevlendirdi. AB karşıtı bir bakan nedeniyle Beş Yıldız Hareketi ve Liga’nın kuracağı hükümeti veto eden Mattarella’nın görevden alınması girişimleri Liga buna karşı çıktığı için hayata geçirilemedi. Beş Yıldız Hareketi Başkanı Luigi Di Maio, Cottarelli’nin görevlendirilmesi üzerine İtalyan hükümetleri ile ilgili kararı seçmenlerin mi yoksa Almanya ve reyting ajanslarının mı belirlediği konusunun açıklığa kavuşturulmasını istedi. Bu gelişmeler devam ederken Roma’da ekonomik kriz patladı. Finans masrafları arttı, 5 yıllık devlet kredilerinin faizi yüzde 0.56’dan 2.32’ye çıktı. 10 yıllık tahviller de yüzde 0.23’ten yüzde 2’ye koştular. 10 yıllık Alman ve İtalyan devlet kredileri arasındaki fark fırladı ve iki hafta içinde iki katına çıkarak 303 puan olarak belirlendi. Yeni seçimlerin yaz sonunda gerçekleşmesi bekleniyor ama İtalya’daki durumun jet hızıyla değişmesi ve Almanya’yı da etkisine alması karşısında politik kararın yaz sonunu bekleyemeyeceği çok açık.

Çeviren: Semra Çelik