Adil ve barışçıl bir ülke için

Sol Parti’nin önemli simaları Sahra Wagenknecht ve Oskar Lafontaine tarafından önerilen “Sammelbewegung”un (Toplayıcı Hareket) neleri talep edeceği, nasıl bir politik hat üzerinde yükseleceği yazılı bir açıklamayla kamuoyuna duyuruldu. Bu sayımızda Alman solu içerisinde önümüzdeki aylarda da yoğun şekilde tartışılması beklenen “Toplama Hareketi”nin politik muhtevası, hedefleri ve ideolojik alt yapısının nasıl olduğunu gösterme bakımından söz konusu açıklamayı okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz. (YENİ HAYAT)

Ülkemizde de, dünya politikasının büyük sahnesinde de adalet yok. İktidar sağduyu, şiddet devletler hukuku, hırs toplumsal refah, para demokrasi üzerinde tepiniyor. Değerler sadece borsada önemli olduğundan insanlık kalmıyor. Biz buna karşı çıkıyoruz. Adalet, toplumsal birlik, barış ve silahsızlanma istiyoruz.

Toplumsal pazar ekonomisinin, “çaba harcayan herkesin rahata kavuşabileceği, yükselebileceği” vaatleri, içinde bulunduğumuz kiralık işçilik ve düşük ücretli işler çağında geçerli değil. Bırakın bir aileyi beslemeyi, çalışan kişinin yaşamasına yetmeyecek gelir elde edilen işlerin sayısı giderek artıyor. İyi bir yaşam sürdürme şansını harcanan emek değil köken belirliyor. Almanya’da servetin çok az elde yoğunlaşması Berlin’in Kayzer tarafından yönetildiği I. Dünya Savaşı başlangıcına denk durumda. Eskiden ebeveynler çocuklarının durumunun kendilerininkinden daha iyi olacağından yola çıkabiliyorlardı. Şimdi ise gençler anne ve babalarının yaşadığı gibi bile yaşayamayacaklarını düşünüyor.

Almanya derin şekilde bölünmüş durumda. Ekonomi patlama yaşıyor, özellikle de büyük işletmeler küreselleşme, serbest ticaret, özelleştirme ve AB iç pazarından kar ediyor. Zenginlerin çoğu için Avrupa vaatleri gerçekleşti. Yüksek vasıflı ve mobil olanlar yeni özgürlüklerin keyfini çıkarıyor. Bunun tersine Alman halkının yarıya yakını 90’lı yılların sonuna göre daha az gelir elde ediyor. Hiç de az olmayan sayıda kişi için Avrupa içi serbest dolaşım ve göç daha fazla rekabet ve daha kötü ücretli iş anlamına geliyor. (…)

Tekeller, hissedarlarını kar payı içinde yüzdürürken, en yoksullar yoksul sofralarında (Tafel) bozulmak üzere olan gıdalar uğruna birbiriyle kavga ediyor. Başarılarımız sansasyonel başarısızlıklarımızla karşı karşıya! Dünyanın en iyi otomobillerini yapıyoruz ama çocuklarımızı öğretmen açığı nedeniyle derslerin boş geçtiği virane okullara gönderiyoruz. Alman yapımı makineler dünyaca ünlü ama yaşlıları yoksulluktan koruyamıyoruz. Sadece bir bakıcı topluma tüm yatırım bankacılarından çok daha fazla hizmet etmesine rağmen başkalarının sorunlarıyla fedakarca ilgilenen bu insanlara verilen ücret çok düşük.

KAMU ALANINDAKİ KISITLAMA VE ÖZELLEŞTİRMELER

Konutlar, hastaneler, su, demiryolu ulaşımı, yüzme havuzları özelleştirme ve kısıtlamalarla karşı karşıya… Hizmetler ise iyileşmiyor, pahalılanıyor. Çoktan beri belde ve belediyelerin değil kar hırslı emlak firmalarının yönlendirdiği konut pazarında ise durum çok dramatik.

Normal gelirliler, özellikle çocuklu aileler büyük şehirlerin merkezlerinde oturamaz duruma geldiler. Sosyal devletin hiçbir güvence sağlamamasından bu yana herkes tek başına yaşam mücadelesi veriyor. İşini kaybeden ya da uzun süren hastalıklar nedeniyle çalışamayan hızla aşağıya kayıyor. Hartz IV, ne kadar çalışılmış, sosyal kasalara ne kadar ödeme yapılmış olursa olsun emeğe el koyuyor.

Mülteci krizi Almanya’da büyük bir belirsizliğe neden oldu. Irkçılık ve yabancı düşmanlığı reddediyoruz, ama Merkel hükümetinin bu duruma yönelik tavrını ve yaklaşımını samimiyetsiz ve kabul edilmez buluyoruz. Şimdiye kadar çoğunlukla, şehirler, belediyeler, gönüllüler yalnız bırakıldı. Daha önce de var olan sosyal konutlardaki azlık, okullardaki öğrenci sayısının artması ve anaokullarındaki yer eksikliği daha da arttı. Bunun acısını zaten dezavantajlı durumda olanlar çekmekte.

Radikal İslam’ın beş yaşındaki çocuklara dünya görüşünü dayatmasını sadece seyreden politikacılar yüzünden entegrasyon imkansız hale getiriliyor ve toplumsal atmosfer zehirleniyor.

Küresel tehlikeler artıyor. Uluslararası ilişkilerin yerini askeri güçlü olanın görüşmeler ve diplomasiyi hiçe sayıp jeopolitik etki alanını genişletmek ve hammadde kaynaklarına sahip olmak için sürdürdüğü savaşlar yani yumruk gücü alıyor. Bu durum dünyanın bütün büyük askeri güçleri için, ama en fazla ABD için geçerli. Silah tekellerinin yararına yeni bir silahlanma yarışı başladı. Rusya’ya yönelik ilişkide buz devri egemen. Almanya da sık sık savaşlarda, silahlanmada ve devletler hukukunun çiğnenmesinde yer alıyor. Nükleer güçlerin askeri çatışma tehlikesi varlığını koruyor. Bunun sonucu Almanya, Avrupa ve dünya için felaket olurdu.

Doğanın tahammül edebileceği, iklimi kurtaracak bir ekonomiden hala çok uzağız. Bir çok mal üreticiler tarafından erken bozulacak ve tamir edilemeyecek şekilde üretiliyor.

EN YOKSULLAR ÇEVRE ZEHİRLENMESİNDEN EN FAZLA ETKİLENİYOR

En kötü havanın egemen olduğu, en gürültülü sokaklarda oturuyorlar, mesleki yaşamlarında daha sık sağlığa zarar verici maddelerle çalışıyorlar, alışverişlerinde de en dikkat ettikleri şey fiyatların düşük olması. Almanya’da yoksulların zenginlerden ortalama 10 yıl daha erken ölmesinin tek nedeni olmasa da bir nedeni bu.

Bunu kabul etmiyoruz!

Alman hükümetinin Willy Brandt’ın barış politikası yerine sağı solu belli olmayan ABD başkanının politikasına sadık kalmasını istemiyoruz.

Toplumsal olarak derin bölünmeler içindeki bir toplumda yaşamak istemiyoruz. Yüksek gelirliler için biyolojik gıdalar değil, herkes için sağlıklı çevre ve sağlıklı yemek istiyoruz.

Problemleri bastıran, gelecek korkumuzu boş laf olarak değerlendiren politikacılar tarafından yönetilmek istemiyoruz.

ALMANYA’NIN DURUMU İYİ DİYORLAR

Bize küreselleşme ve dijitalleşme çağında bu politikanın alternatifi yok dendiğinde yalan söylendiğini biliyoruz. Artan adaletsizlik kader değil, politik iflasın sonucu.

Tekel ve zenginleri sosyal sorumluluklarından muaf tutan küreselleşmiş mali kapitalizm teknolojik gelişmelerin değil politik kararların sonucu. Biz ünlü ekonomist

John Maynard Keynes’in şimdi de haklı olduğuna inanıyoruz: “Fikir, sanat, bilim, konukseverlik ve seyahat enternasyonal olmalı. Ama üretim bunun en sağduyulu şekilde üretilmesine olanak sunulan yerde yapılmalı, finans ise genel olarak ulusal bağlamda kalmalı.”

Uluslararası adil ticareti destekliyoruz. Ancak uluslararası dev tekellere demokratik kuralları çiğneme ve dünya çapında en ucuz işçi, en düşük vergi ve en kötü standartları seçme olanağı veren küreselleşmeyi reddediyoruz.

Emekçilerin onları dikkate almayan kâr hesaplarının oyuncağı yapılmasına daha fazla tahammül edilemez. İnsan, masraf faktörü değildir. Var oluş nedeni de ekonomi olamaz, tersine ekonomi insanlığa ve herkesin refahına hizmet etmek zorundadır.

(Çeviren: Semra Çelik)


 Hedeflerimiz şunlar:

1. Willy Brandt’ın silahsızlanma, yumuşama ve Avrupa çıkarlarını merkezine koyan bağımsız bir barış politikasına geri dönüş.

2. Yenilikçi bir ekonomide güvenli işyerleri ve iyi ücretler: Alman iç pazarı güçlendirilmeli ve ihracat fazlalıklarına bağımlılık aşılmalı. Dijitalleşme birilerine işsizlik, diğerlerine gittikçe artan güvencesiz işlerde daha fazla çalışma yerine, işin paylaşılmasına ve herkes için daha az strese yol açmalı.

3. Emekliler için yoksulluğu önleyen, yaşlılıklarında da yaşam standartlarını koruyan, gelirden bağımsız herkese iyi bir sağlık hizmeti sunan, Hartz IV’le mülksüzleştirme yerine tek tip bir işsizlik sigortasını içeren güçlü bir sosyal devlet.

4. Özelleştirmeyi durdurmak ve iptal etmek. Toplumsal refah kârdan önemlidir. Ödenebilir konutlar, iyi donanımlı hastane ve bakım yerleri. Ulaşım ve alt yapının özelleştirilmesine hayır!

5. Adil vergiler: Alt ve orta tabakaları rahatlatacak, büyük işletmeleri ve serveti daha fazla kapsayan, tekellerin vergi kaçırmasını engelleyen bir vergi sistemi.

6. Herkese mükemmel eğitim: Okul öncesi eğitim, daha fazla yaşam şansı için daha fazla öğretmen. Eğitimdeki başarı kökenle ilgili bir sorun olamaz.

7. Demokrasinin yeniden inşası: Banka ve tekeller tarafından yönetilmek istemiyoruz.

8. Günlük yaşamda güvenlik: Sembolik politika yerine polis teşkilatı ve yargıya daha fazla personel ve daha iyi bir donanım.

9. Kültürel özerkliklerin korunduğu, gelenek ve kimliklere karşılıklı saygı duyulan bağımsız demokrasilerin birliği olan bir Avrupa’da Avrupai bir Almanya: Brüksel’de keyfine göre davranan komiserlerin veya Berlin’deki politikacıların tek tek ülkelere nasıl bir politika sürdürmeleri gerektiğini dayattıkları bir Avrupa istemiyoruz.

10. Kötü durumdaki insanlara yardım: Soruşturma altındaki mültecilere iltica hakkı verilmesi garanti edilmeli. Gerilim bölgelerine silah satışı ve adaletsiz ticari uygulamalar sona erdirilmeli. Yoksullukla yerinde mücadele edilmeli ve insanlara kendi ülkelerinde gelecek perspektifi sağlanmalı.

11. Doğanın tahammül edebileceği ekonomi: Çocuklarımıza canlı bir doğa ve yaşam dostu bir iklim bırakabilmek için! Temiz hava ve temiz su yaşam kalitesinin önemli bir parçasıdır.