İtalya‘da sağ hükümet işbaşında

İtalya’da 4 Mart’ta yapılan genel seçimlerin ardından başlayan hükümet arayışında sağcı-faşist Liga Partisi ile popülist Beş Yıldız Hareketi (M5S) koalisyon için anlaşmaya vardı. Anayasa hukukçusu Giuseppe Conte’nın başbakanlığını yapacağı hükümetin önümüzdeki dönem emekçilerin kazanılmış haklarına ve sığınmacılara karşı saldırıların olması bekleniyor.

İtalya’da 4 Mart’ta yapılan genel seçimlerde geleneksel muhafazakar ve sözde sosyal demokrat partilerin önemli oranda oy kaybetmesinden sonra başlayan hükümet arayışı ırkçı-faşist ve popülist partilerin koalisyon ortaklığı kurmasıyla sonuçlandı. Mayıs ayının üçüncü haftasında partiler tarafından üzerinde uzlaşmaya varılan bakanlar kurulu listesinde yer alan Euro ve AB karşıtı Paolo Savona’nın maliye bakanlığına önerilmesinin Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella tarafından reddedilmesi üzerine, başbakan olarak gösterilen Giuseppe Conte, görevi iade etmek zorunda kalmıştı.

Mattarella’nın “teknokrat hükümet” hazırlıkları için girişimler başlattığı sırada, sağcı-faşist Liga Partisi ile Beş Yıldız Hareketi (M5S), önerilen bakanlar kurulu listesinde değişikliğe giderek bir kez daha hükümet için girişimde bulunuldu. Yeni listede Savona’nın yerine AB yanlısı olarak bilinen Giovanni Tria maliye ve ekonomi bakanlığına önerildi. Mattarella’nın daha önce önerilen listeyi geri çevirmesinde AB’den gelen tepkilerin belirleyici olduğu ifade edildi. Yeni bakan Tria‘nın da Euro ve AB‘ye eleştiriler yönelttiği biliniyor, ancak ayrılmayı savunmuyor. Tria yaptığı bir açıklamada, Almanya‘nın çok güçlü olduğunu, bu nedenle Almanya‘nın Euro bölgesinden ayrılması gerektiğini dile getirmişti.

FAŞİST BİR İÇİŞLERİ BAKANI

2 Haziran‘da kamuoyuna ilan edilen sağ-popülist hükümette Liga Partisi‘nin lideri Matteo Salvini içişleri bakanlığı koltuğuna oturdu. Salvini, seçimlerden önce yaptığı açıklamalarda sığınmacıları toplu şekilde geldikleri ülkelere göndereceklerini vaat etmişti. Basında yer alan haberlere göre, sınırdışı edilecek sığınmacı sayısı da oturum hakkı bulunmayan 500 bin olarak duyuruldu. Ayrıca kentleri sığınmacılardan temizleyeceklerini söylemişti. Bu nedenle, yeni hükümetin sığınmacı düşmanı bir politika izleyeceği daha başından belli. Liga ayrıca AB‘nin sığınmacılar politikasına da sert eleştiriler yöneltiyordu. Gelecekte AB tarafından sığınmacılar konusunda alacağı kararları uygulamaması büyük bir olasılık.

M5S lideri Luigi Di Maio ise çalışma bakanı oldu. Her iki parti başkanı aynı zamanda Başbakan Giussepe Conte‘nin yardımcılığını üstlenecek. Liga Partisi ile M5S‘in mecliste toplam 352, senatoda ise 170 sandalyesi bulunuyor ve her iki karar mercinde de çoğunluk durumunda.

Böylece Avrupa genelinde yükselişe geçen sağ-faşist ve popülist partiler bir ülkede daha koalisyon ortağı oldu. Avusturya’da da faşist FPÖ, muhafazakar ÖVP ile koalisyon ortaklığı kurmuştu. AB’nin kurucu ülkelerinden biri olan İtalya’da AB’ye de eleştirilen yönelten aşırı sağcı partilerin güç kazanması, ülkedeki politik dengeleri önemli ölçüde değiştirebileceği ve bunun AB’ye yansıyabileceği tahmin ediliyor. (YH)


Komünist Platformdan tepki

İtalyan Komünist Platform tarafından yayınlanan açıklamada siyasi krizin nedeninin “mali sermayenin yağma hükümeti kurmak istemesi” olduğu belirtilerek, “İşçiler ve halkı gerici planları bozmaya çağırıyoruz” denildi. Açıklamada, “Açıktır ki sorun (Maliye Bakanlığı için önerilen) Savona’nın bakan olarak atanması değildir, ne pahasına olursa olsun avronun savunulması, mali oligarşinin en yüksel çıkar ve kârının savunulmasıdır. Bu sonuçla birlikte Mattarella, Cottarelli’yi, Avrupa Birliği-Avrupa Merkez Bankası ve IMF troykasının bir temsilcisini, toplumsal kıyımı sürdürmek üzere (başbakanlığa) çağırmıştır” denildi.

Cumhurbaşkanının müdahalesinin “utanç verici bir darbe” olarak nitelendirildiği açıklamada, kurulması planlanan ilk hükümetin de işçilerin çıkarlarına karşı bir hükümet olduğu ama bunun bile yeterli görülmediği, “piyasaların tam bir dostu” olacak bir yürütme istendiği, bunun da nedeninin tekelci sermayenin kemer sıkma programlarından, neoliberal düzenlemelerden ve savaş politikalarında en ufak bir kesintiye dahi tahammül gösterecek durumda olmadığı vurgulandı.

Yaşananlar gösteriyor ki İtalya gibi kapitalist ve emperyalist bir ülkede, mali sermaye içindeki egemen kliğin iradesi dışında bir hükümet kuramıyor” denilen açıklamada, böylelikle ‘özgür’ ve ‘demokratik’ burjuva seçimlerinin gerçek karakterinin ortaya çıktığına da işaret edildi. “Komünistleri, mücadeleci işçileri tüm burjuva partilerinin karşısında tek bir komünist partide, sömürünün olmadığı yeni bir toplumun kurulması mücadelesinde birleşmeye çağırıyoruz” denildi.(YH)