A. Cihan Soylu Hürriyet yazarı Sedat Ergin, dünkü (14.12.2011) köşe yazısında, Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu’nun İstanbul’daki ilköğretim kurumlarında yaptığı bir saha çalışmasının sonuçlarını irdeliyordu. Fethullah’çı Açık Toplum Vakfı’nın da desteklediği bu araştırma, zengin-yoksul ayrımının okul öğrencilerine yansımasının bir tür haritasını ortaya koyuyor. Araştırmacılar hazırladıkları raporda şöyle diyorlar: “Yoksullar, yoksullarla ve yoksul olup aynı anda [...] [devam...]
YÜCEL ÖZDEMİR TBMM’de AKP’nin oylarıyla kabul edilen yeni bedelli askerlik uygulaması hem Türkiye’de hem de Türkiye dışında yaşayanlar için büyük çelişkilerle dolu. Bu haksızlık ve tutarsızlıklar aslında Başbakan Erdoğan ve partisinin halka, gençliğe “çifte standartlı” yaklaşımını da özetliyor. Daha bir kaç ay önce yapılan genel seçimlerden önce Türkiye”de yaşayanlar için bedelli askerlik uygulamasının söz [...] [devam...]
Dr. Andreas Kamphenkel* Türkiye’den Almanya’ya devlet destekli göç 50. yılını doldurmuş bulunuyor. Çeşitli ülkelerden göçmenler Almanya’da olmasaydı, o zaman ülkemiz bu denli renkli, canlı ve dışa açık bir cumhuriyet olamazdı. Bu anlamda Türkiye’den, İtalya’dan ve daha başka ülkelerden gelen ilk kuşak göçmenlere özel bir teşekkür etmek durumundayız. Bu insanlar en zor işleri üstlendiler ve başardılar. [...] [devam...]
“Welt” gazetesinin başyazarı Malzahn, Kahverengi Ordu Fraksiyonu’nun yıllarca Almanya’yı bir uçtan diğer uca dolaşıp cinayetler işlemesi karşısındaki şaşkınlığını gizlemiyor ve “kimse de bunun farkına varmadı” diye ekliyor. Gerçi Thüringenli katiller grubunun işlediği seri cinayetleri gerçek ve doğru bağlantılarını kurup, kısa sürede doğru bir yere oturtmak mümkün oldu. Yani cinayetlerin ardında yatanların ırkçı kinle adam öldüren [...] [devam...]
Berlin’de kundaklanan her otomobil, hükümet partileri için, yeni bir Kızılordu Fraksiyonu’nun kurulmakta olduğuna dair kanıt olarak ileri sürülmüştü. Buna karşılık bir Nazi terör hücresi 10 yılı aşkın bir süre boyunca yeraltında cinayetlerini işledi, banka soydu, bomba yaptı. Şimdi ortaya çıktığı gibi, dokuz göçmen kökenli esnaf ve bir polis memuresine karşı işlenen cinayetleri “Nasyonalsosyalist Yeraltı Örgütü”nün [...] [devam...]
En az on kişinin kendine Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) adını veren örgüt tarafından öldürülmesinin yıllar boyu gizlenmiş olması ve Anayasayı Koruma Kurumu’nun cinayetlerdeki rolü, Almanya’da Neonazi şiddetinin boyut ve yoğunluğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İnanılamayacak bir olay: Halit Y., Kassel’deki bir internetkafede NSU’lu bir Neonazi tarafından öldürüldüğünde Hessen Anayasayı Koruma Kurumu görevlisi biri [...] [devam...]
Jena’daki neonaziler, planlanan her operasyon öncesinde polis saflarından gelen mesajlarla uyarıldılar. 1998 yılında, bir evde yapılan arama sırasında bomba ve patlayıcı maddeler bulunduğunda, kimse arama emrini gösterdikleri faşisti tutuklamadı. Üç yıl sonra, Jenalı teröristleri tutuklamaları yasaklanan görevli tim, bu karara itiraz etmedi, sadece dosyaya, üçlünün üst bir makam tarafından korunduğu notunu düşmekle yetindi. Bütün bunlar, [...] [devam...]
REN KIYISINDAN ÖZLEM ALEV DEMİREL CDU’ya göre daha birkaç ay öncesine kadar, Almanya’da ülke genelini kapsayacak bir asgari ücret, ülkenin iş piyasasıyla bağdaştırılması mümkün olmayan bir uygulamaydı. Şimdi kendisi de, bütün çalışanlar için geçerli olan bir ücret alt sınırı getirilmesini talep ediyor. Bundan altı yıl öncesine kadar, asgari ücreti talep eden tek parti Sol Parti’ydi. [...] [devam...]
Türkiye ile Almanya arasında işgücü anlaşmasının 50. yılı dolayısıyla Berlin’de devletler düzeyinde 2 Kasım günü yapılan ortak kutlamada en dikkat çekici noktaların başında, hem Türkiye hem de Almanya başbakanlarının kullanmış olduğu “Wir gehören zusammen” cümlesi oldu. Üstelik Başbakanı Erdoğan’ın bu cümleyi, Almanların, “orijinal haliyle” duyması için Almanca söylemesi, “birlikte yaşam” konusunda Türkiye tarafının büyük bir [...] [devam...]
Başbakan Angela Merkel, 2000-2006 yılları arasında 8’i Türkiyeli, biri Yunanistanlı olmak üzere toplam 9 göçmen esnafı katledenlerin Neonaziler olduğunun ortaya çıkmasını, açık, net bir şekilde “Almanya’nın ayıbı” olarak ilan etti. Epey gecikmiş olsa da bir başbakanın ağzından faşizmle yeterli derecede mücadele edilmediğinin itiraf edilmesi, güvenlik birimlerinin göçmenlerin güvenliğini sağlamada yetersiz kaldığını kabul etmesi önemli. [...] [devam...]