<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeni Hayat</title>
	<atom:link href="http://www.yenihayat.de/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yenihayat.de</link>
	<description>Türkçe Almanca Gazete</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 12:42:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Yasağa rağmen protesto</title>
		<link>http://www.yenihayat.de/manset/yasaga-ragmen-protesto</link>
		<comments>http://www.yenihayat.de/manset/yasaga-ragmen-protesto#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 12:42:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Mali İstikrar Paktı]]></category>
		<category><![CDATA[Blockucpy]]></category>
		<category><![CDATA[Deutsche Bank]]></category>
		<category><![CDATA[e Paul Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Frankfurt]]></category>
		<category><![CDATA[Konstanstin Wecker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayat.de/?p=7422</guid>
		<description><![CDATA[Almanya’nın Frankfurt kentinde kapitalizme ve AB’nin borçlu ülkelere dayattığı kısıtlama politikalarına karşı protesto gösteri ve yürüyüşleri belediye ve mahkemeler tarafından yasaklandığı halde devam ediyor. 5 binden fazla polis kenti abluka altına alarak, yoğun kontroller yaptığı halde, değişik noktalarda bir araya gelen göstericilerin dünkü hedefi bankalardı. Bankalara giriş ve çıkışları engellemeyi hedefleyen göstericiler dün öğleden önce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yenihayat.de/wp-content/uploads/2012/05/011.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-7423" title="01" src="http://www.yenihayat.de/wp-content/uploads/2012/05/011.jpg" alt="" width="482" height="227" /></a></p>
<p>Almanya’nın Frankfurt kentinde kapitalizme ve AB’nin borçlu ülkelere dayattığı kısıtlama politikalarına karşı protesto gösteri ve yürüyüşleri belediye ve mahkemeler tarafından yasaklandığı halde devam ediyor. 5 binden fazla polis kenti abluka altına alarak, yoğun kontroller yaptığı halde, değişik noktalarda bir araya gelen göstericilerin dünkü hedefi bankalardı.</p>
<p>Bankalara giriş ve çıkışları engellemeyi hedefleyen göstericiler dün öğleden önce bazı bankaların önünde AB’nin ve mali sermayenin politikalarını protesto etmek amacıyla eylemler düzenlediler.</p>
<p><strong>400 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI</strong></p>
<p>Dün öğlen saatlerinde polis tarafından verilen bilgiye göre Frankfurt’a giriş yapmak isteyen 400 kadar gösterici gözaltına alındı. Frankfurt’un etrafındaki bütün otobanların girişine kontrol noktaları kuran polis, otobüsleri durdurarak kente girişine izin vermedi.</p>
<p>Bu denli kitlesel gözaltılara rağmen dün öğleden önce Frankfurt Fuar Alanı önünde bir oturma eylemi düzenlendi.</p>
<p>Merkezi Frankfurt’ta bulunan Deutsche Bank ve Commerzbank’ı hedef alan göstericilere karşı, polis her iki bankanın çevresinde yoğun güvenlik önlemleri aldı. Bankalara işlem için girmek isteyen vatandaşlar da aramadan geçirildikten sonra bankalara alındı. Ancak, eylemler nedeniyle Frankfurt’taki bankalarda işlemler dün önemli ölçüde düştü. Eylemler nedeniyle bankalar çalışanlarına takım elbise ve kravatla işe gelmemeyi önerdi.</p>
<p>Öte yandan dün Frankfurt Borsası’nda yapılması planlanan Çin’li tekstil firması Goldrooster’in borsaya giriş için daha önceden yapılması planlanan tören eylemler nedeniyle Eschborn kentine kaydırıldı.</p>
<p>Gün boyunca polisle göstericiler arasında kovalamacaların yaşandığı kentte alınan güvenlik önlemleri halkın da tepkisini çekti. Pek çok vatandaş polisin güvenlik önlemlerini abarttığını dile getirerek tepki gösterdi.</p>
<p>Perşembe günü de bin kadar protestocu belediye binası ve Paul Kilisesi önünde birer miting düzenlediler. Yasağa rağmen yapılan mitinglerde, eylemleri düzenleyen “Blockupy” temsilcileri keyfi yasaklamaları protesto ettiler.</p>
<p>Sanatçı Konstanstin Wecker yaptığı konuşmada, yasaklamaların temel hak ve özgürlüklerin ayaklar altına alındığı anlamına geldiğini söyledi.</p>
<p><strong>GÖSTERİYE 30 BİN KİŞİ BEKLENİYOR</strong></p>
<p>Frankfurt’ta Avrupa Birliği’nin Mali İstikrar Paktı’na karşı Cumartesi günü büyük bir gösteri yapılacak. Öncesinde yapılan gösteriler yasaklanırken, büyük gösteriye mahkeme tarafından izin verilmişti. Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinden katılımın olacağı büyük gösteriye 30 bin kişinin katılması bekleniyor. <strong>(Frankfurt/YH)</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayat.de/manset/yasaga-ragmen-protesto/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mücadele sonuç veriyor</title>
		<link>http://www.yenihayat.de/politika/mucadele-sonuc-veriyor</link>
		<comments>http://www.yenihayat.de/politika/mucadele-sonuc-veriyor#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:51:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hollande]]></category>
		<category><![CDATA[siriyza]]></category>
		<category><![CDATA[Sol Cephe]]></category>
		<category><![CDATA[solun yükselişi]]></category>
		<category><![CDATA[yücel özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan seçimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayat.de/?p=7419</guid>
		<description><![CDATA[6 Mayıs’ta Fransa ve Yunanistan’da yapılan seçimler Avrupa açısından adeta bir dönüm noktası oldu. Bir süredir AB’nin dayattığı politikalara karşı verilen mücadele her iki ülkedeki seçim sonuçlarında etkili oldu. Emekçi halklara acı reçeteler dayatanlar ve AB-IMF-AMB troikası ağır yenilgi aldı. Emekten yana halkçı partiler seçimlerden güçlenerek çıktı. &#160; YÜCEL ÖZDEMİR &#160; 6 Mayıs günü Fransa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>6 Mayıs’ta Fransa ve Yunanistan’da yapılan seçimler Avrupa açısından adeta bir dönüm noktası oldu. Bir süredir AB’nin dayattığı politikalara karşı verilen mücadele her iki ülkedeki seçim sonuçlarında etkili oldu. Emekçi halklara acı reçeteler dayatanlar ve AB-IMF-AMB troikası ağır yenilgi aldı. Emekten yana halkçı partiler seçimlerden güçlenerek çıktı.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>YÜCEL ÖZDEMİR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>6 Mayıs günü Fransa ve Yunanistan’da yapılan seçimlerden, yıllardır halka acı reçeteler dayatan, uluslararası sermayenin ve onun kurumlarının hazırladığı programları olduğu gibi kabul eden, yabancı düşmanı ve militarist politikaları savunanlar ağır bir yenilgiyle çıktı. Bu durum, her iki ülkede de krizin faturasının halka kesilmesine karşı çıkan partilerin güçlenmesine yol açarken, geleneksel partilerin ve akımlar önemli ölçüde güç kaybetti. Bu tablonun önümüzdeki dönemde diğer Avrupa ülkelerinde de ortaya çıkması kuvvetle muhtemel görünüyor.</p>
<p>Hem Yunanistan hem de Fransa’daki seçimlerin sonuçlarında hiç kuşku yok ki son iki yıldır AB tarafından borç krizi içinde olan ülkelere dayatılan programlar ve bunların yol açtığı sorunlar büyük rol oynadı. Bu, özellikle borç krizinin en tahripkar şekilde yaşandığı Yunanistan’da kendisini gösterdi. Almanya-Fransa merkezli olarak ülkeye dayatılan <em>“tasarruf paketleri”</em>nin onbinlerce insanı işinden ettiği, yoksulluğun ve sefaletin pençesine ittiği, kamu mallarının kelepir fiyatına satışa çıkarıldığı Yunanistan’da bu politikalara karşı çıkan üç sol partinin (Siriza, KKE ve Demokratik Sol) almış olduğu oy oranı (yüzde 31.4) oldukça önemli. 11 milyonluk ülkede her üç seçmenden birisinin AB, IMF dayatmalarını reddeden partilere destek vermesi dikkat çekiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İŞBİRLİKÇİLERİN HEZİMETİ</strong></p>
<p>Denilebilir ki, Yunanistan’da ilk kez emekten yana partiler, bir genel seçimden bu denli güçlü çıkıyor; emekçileri yedeklemeye çalışan, işbirlikçi sosyal demokrat &#8216;Panhelen Sosyalist Hareketi&#8217; (PASOK) ise ilk kez bu denli zayıflıyor. PASOK’un durumu aynı zamanda Avrupa genelinde bir süredir gerileme süreci içerisinde bulunan sosyal demokrat partilerin en dip halini yansıtıyor. 2009’da seçimlerden yüzde 43.9 ile birinci çıkan PASOK, son seçimlerde yüzde 13.2 oy aldı ve sadece 41 milletvekili çıkarabildi. Bu da AB-IMF-AMB troikasını dayattığı politikaları itirazsız hayata geçiren ve bunları savunan sözde sol bir partiye Yunanistan’da artık ihtiyaç olmadığını gösteriyor.</p>
<p>Sosyal demokrat partilerin oy kaybettiği, çöktüğü yerlerde genellikle halkçı, ilerici partiler güçleniyor, öne çıkıyor. Yunanistan örneğinde olanlar bunu bir kez daha gösteriyor.</p>
<p>En önemlisi de uluslararası kurumlar ve tekeller tarafından işbaşına getirilen teknokrat hükümetin yerine konacak istikrarlı bir hükümet ve çoğunluk da artık bulunmuyor. Bu nedenle seçimden hemen sonra erken seçim senaryoları ortaya atılmaya başlandı ve hükümet kurulma şansı pek az olan ülkede ufukta yeni bir seçim görünüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SOKAKTAKİ MÜCADELE PARLAMENTOYA TAŞINDI</strong></p>
<p>AB, IMF ve Avrupa Merkez Bankası’nın dayattığı politikaların Yunan halkını borç krizinden çıkarma yerine daha fazla borçlandırdığını, bu nedenle aralarında AB ve Euro Bölgesi’nden çıkmanın da olduğu değişik politikaları savunan sol güçler uzunca bir süredir sokakta verdikleri mücadeleyi, 6 Mayıs’ta parlamentoda edindikleri mevzilerle perçinleşmiş ve bir adım daha ileriye taşımışlardır.</p>
<p>Dolayısıyla, Yunanistan’da AB’nin dayattığı politikalara karşı mücadele üzerinden gelişen toplumsal muhalefetin seçim sonrasında daha etkili hale gelme imkanları çoğalmış görünüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>FRANSA’DA SOL CEPHE’NİN YÜKSELİŞİ</strong></p>
<p>Benzer bir durumu Fransa açısından da söylemek mümkündür. Emekten yana güçlerin &#8216;Sol Cephe&#8217; adı altında bir araya gelerek sürdürmüş olduğu mücadele 22 Nisan’da yapılan cumhurbaşkanlığının birinci turunda kendisini yüzde 11.9’luk bir oyla somutladı. Neoliberal politikalara, yabancı düşmanlığına, işgallere ve AB tarafından başta Yunanistan gibi borç krizi içinde olan ülkelere ve emekçilere dayatılan politikalara karşı sürdürülen mücadele Fransız halkı içinde önemli bir yankı buldu.</p>
<p>Denilebilir ki, Sol Cephe, bu taleplerle ortaya çıkıp önemli bir çıkış yapmamış olsaydı, 6 Mayıs’ta cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Sosyalist Parti adayı François Hollende de bazı talepleri bu denli net bir şekilde ortaya koymaz, arkasında durmazdı. Bu nedenle, Sarkozy’nin devrilmesi, 17 yıllık Guallist geleneğin kaybetmesinin arkasında da sol güçlerin vermiş olduğu mücadelenin önemli bir rolü bulunuyor.</p>
<p>Bu nedenle, Hollande’nin siyasi ömrü asıl olarak seçim meydanlarında söylediklerini yerine getirip getirmemekle yakından ilgili görünüyor. AB’nin geleceği açısından önem arz eden Mali Disiplin Paktı başta olmak üzere Fransız emekçilerine verdiği sözleri yenine getirmezse, beş yıl sonraki seçimlerde partisinin sonunun PASOK gibi olması kaçınılmazdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SONUÇLAR AB’Yİ NASIL ETKİLEYECEK</strong></p>
<p>Her iki ülkedeki seçim sonuçları ve diğer ülkelerde sürmekte olan mücadeleler, AB genelinde Brüksel’den dayatılan politikalara tepkilerin kıta genelinde genişlediğini ortaya koyuyor. Bu nedenle, AB’nin egemen güçleri bundan sonra nasıl bir politika izleyecekleri açısından önem arz ediyor.</p>
<p>Seçimlerden sonra değişik ülkelerin liderleri tarafından yapılan açıklamalara bakılırsa, halkın ve küçük ülkelerin tepkisini bu denli çeken bir AB yerine, aynı uygulamaları daha yumuşak geçişlerle hayata geçirileceği bir AB modeli önerilmektedir. Bu da, bugüne kadar Merkel ve Sarkozy tarafından izlene politikanın iflas ettiği anlamına geliyor. Bu açıdan bakıldığında seçimlerden çıkan sonuçlar, halkların, emekçilerin dikkate alınmadan yapılmak istenen dizaynın önemli bir darbe aldığı son seçimlerle görülmüştür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>YENİ BİR EMEKÇİ HAREKETİ GELİYOR</strong></p>
<p>Fransa ve Yunanistan’daki cumhurbaşkanlığı ve erken genel seçimler, İngiltere’deki yerel seçimler ve İspanya, İtalya, Portekiz’deki grev ve direnişler, Romanya&#8217;dan Hollanda&#8217;ya peşpeşe yaşanan hükümet krizleri vb. Avrupa kıtasında bir süreden beridir geniş kitleler içerisinde biriken öfke ve hoşnutsuzluğun siyasal alandaki yansımaları olarak kendini gösteriyor. Bir süre öncesine kadar milliyetçi ve İslam karşıtı popülist siyasi hareketlerin ivme kazandığı Avrupa&#8217;da rüzgar şimdi soldan, emekçilerin ve halkın taleplerini savuunan siyasi hareketlerden yana esmekte.</p>
<p>İçinde bulunduğumuz süreç, geniş kitleler arasında yerleşik partilere ve onların ayakta tutmaya çalıştığı düzene karşı güvensizlik, hoşnutsuzluk ve öfke dönem olarak dikkat çekiyor.</p>
<p>Burada önemli olan bu tepkilerin hangi kanala akacağı; şu ya da bu burjuva partisine mi yedekleneceği, yoksa emek ve halk hareketine mi hizmet edeceğidir. (YH)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KUTU</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KUTU</p>
<p>ALMANYA İLE İLİŞKİLER NASIL OLACAK?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>François Hollande’nin Fransa cumhurbaşkanlığına seçilmesi sadece Sarkozy ve onu destekleyen güçlere değil aynı zamanda seçimlerden önce açık bir şekilde Sarkozy’e destek veren Almanya Başbakanı Angela Merkel’e bir yanıt oldu. Bu nedenle, Fransa’daki seçim sonuçlarının Almanya-Fransa ilişkilerini nasıl etkileyeceği Alman basınında üzerinde en çok durulan nokta oluşturuyor. Seçim akşamında Hollande’yi Berlin’e davet eden Merkel, daha önce Sarkozy ile birlikte AB için alınan kararların olduğu gibi devam etmesi yönünde teklifte bulunması bekleniyor. Ancak, seçim meydanlarında açık bir şekilde Merkel-Sarkozy ikilisi tarafından alınan kararlara karşı çıkan Hollande’nin AB’deki bütçe açığının giderilmesi için daha çok kurtarma fonlarına ayrılan paraları işyeri yaratmak için yatırıma dönüştürülmesinde ısrar etmesi bekleniyor.</p>
<p>Hollande döneminde Alman-Fransız ilişkileri ve ittifakında ciddi bir değişimin olması beklenmiyor. Ancak sonuçlar, önümüzdeki yıl Almanya’da yapılacak genel seçimler için de bir mesaj niteliğinde. (YH)</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayat.de/politika/mucadele-sonuc-veriyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ukrayna’da rövanşı kim kazanacak?´</title>
		<link>http://www.yenihayat.de/dunya/avrupa/ukraynada-rovansi-kim-kazanacak%c2%b4</link>
		<comments>http://www.yenihayat.de/dunya/avrupa/ukraynada-rovansi-kim-kazanacak%c2%b4#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:38:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Futbol Şampiyonasi]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna]]></category>
		<category><![CDATA[Viktor Yanukoviç]]></category>
		<category><![CDATA[Yulya Timoşenko]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayat.de/?p=7415</guid>
		<description><![CDATA[Ukrayna’da 2004’te ABD ve AB’nin desteğiyle gerçekleştirilen “turuncu devrimin” önemli aktörlerinden biri olan eski başbakan Yulya Timoşenko’nun sağlık durumu üzerinde başlayan tartışma, bu ülkeye yönelik boykot ve yaptırımları yeniden gündeme getirdi. Görevini kötüye kullandığı için mahkeme tarafından 7 yıl hapis cezasına çarptırılan ve bu nedenle halen cezaevinde bulunan Timoşenko’nun sağlık durumunu gerekçe gösteren AB ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ukrayna’da 2004’te ABD ve AB’nin desteğiyle gerçekleştirilen “turuncu devrimin” önemli aktörlerinden biri olan eski başbakan Yulya Timoşenko’nun sağlık durumu üzerinde başlayan tartışma, bu ülkeye yönelik boykot ve yaptırımları yeniden gündeme getirdi.</p>
<p>Görevini kötüye kullandığı için mahkeme tarafından 7 yıl hapis cezasına çarptırılan ve bu nedenle halen cezaevinde bulunan Timoşenko’nun sağlık durumunu gerekçe gösteren AB ve ABD, tedavinin Almanya’da yapılması için işbaşındaki hükümetten kolaylık göstermesini istiyorlar. Daha önce Timoşenko’yu cezaevinde muayene eden Berlin’deki Chariete Hastanesi yetkilileri, çektiği bel ağrılarından ötürü tedavinin Almanya’da yapılması yönünde bir rapor vermişti.</p>
<p>Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç ise tedavinin yurtdışında yapılmasına karşı çıkıyor. Bunun üzerine 20 Nisan günü açlık grevine başlayan Timoşenko’nun sağlık durumu günden güne kötüleşirken, başta Almanya olmak üzere pek çok ülke Rusya ile yakın ilişki içerisinde olan mevcut yönetimi abluka altına almak için harekete geçmiş durumda. Bunun için de önümüzdeki Haziran ayında Ukrayna ve Polonya’nın ortak ev sahipliğiyle yapılacak Avrupa Futbol Şampiyonası&#8217;nı suistimal etmenin yoğun çabası içindeler. Maçların Ukrayna’da yapılmaması çağrısında bulunan Almanya ve AB yetkilileri, şimdiden yenilgiye uğrayan “turuncu devrimi”nin rövanşını alma peşindeler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>MAÇLARI BOYKOT EDECEKLER</strong></p>
<p>Ukrayna’da batı yanlısı güçleri yeniden harekete geçirmek için Avrupa Futbol Şampiyonası’nı bir fırsat olarak gören Almanya Başbakanı Angela Merkel, Timoşenko olayı nedeniyle bu ülkedeki maçlara gitmeyeceğini açıkladı. Aynı şekilde AB Komisyonu’nun 27 üyesi de mevcut yönetimin politikalarını protesto etmek için Ukrayna’da oynanacak maçları izlememe kararı aldı. Komisyon sözcüsü bunun futbol şampiyonasının boykot edildiği anlamına gelmediğini ileri sürdü. AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy de Ukrayna’da oynanacak maçları izlemeye gitmeyeceğini açıkladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ALMANYA ZARARLI ÇIKAR</strong></p>
<p>Ukrayna’ya yönelik yaptırımların uygulanmasını savunan ülkelerin başında gelen Almanya’ya Kiev’den sert tepki geldi. İktidardaki Bölgeler Partisi’nin dış politikadan sorumlu Başkan Yardımcısı Leonid Koşara, boykot durumunda alınacak önlemlerden en çok Alman firmalarının etkileneceğini söyledi. Almanya’nın başından beri “turuncu devrimi”ni en çok destekleyen ülkeler arasında yer aldığını söyleyen Koşara, açık olarak Alman firmalarının Ukrayna’daki çalışmalarını sınırlandırabilecekleri mesajı verdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ŞAMPİYONA POLİTİKAYA ALET EDİLİYOR</strong></p>
<p>Ukrayna yönetimi ayrıca, AB ülkelerinin aldıkları tutum ve yaptıkları açıklamalarla Avrupa Futbol Şampiyonası’nı politize ettiğini ifade etti. Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada sportif karşılaşmalara siyasetin karıştırılmaması çağrısı yapıldı. Aynı şekilde FIFA Başkanı Joseph Blatter de politikacılara boykot çağrılarını iyi düşünerek yapmalarını istedi.</p>
<p>Şampiyona son maçının Ukrayna’nın başkenti Kiev’de yapılması da ayrı bir önem taşıyor.</p>
<p>Öte yandan Uluslararası Af örgütü tarafından yapılan açıklamada da maçların boykot edilmesinin yanlış bir mesaj olacağını açıkladı. Ukrayna ile birlikte şampiyonaya ev sahipliği yapacak olan Polonya da maçların boykot edilmesine karşı çıktı. Başbakan Donald Tusk ve Cumhurbaşkanı Bronislaw Komorowski, boykotun Ukrayna’nın Batıya yakınlaşmasını olumsuz etkileyeceğini ileri sürdüler. Sağcı anamuhalefet partisi lideri Jaroslaw Kacizynski ise Ukrayna’ya baskının artırılması için boykottan yana olduğunu açıkladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>PUTİN’DEN RUSYA TEKLİFİ</strong></p>
<p>Öte yandan AB ile Ukrayna arasında son haftalarda yükselen gerilimi düşürmek için seçilmiş ancak görevine henüz başlamayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den bir teklif geldi. Interfax ajansına açıklama yapan Putin, insani nedenlerden ötürü Timoşenko’nun tedavisinin Rusya’da yapılabileceği teklifinde bulundu. Ukrayna yönetiminin bu teklife nasıl yanıt vereceği merakla bekleniyor. Almanya ise tedavinin Berlin’de yapılmasında ısrar ediyor. Ancak, Ukrayna yasalarında tutukluların yurtdışında tedavi edilmesini öngören bir düzenleme bulunmuyor.</p>
<p>Bu nedenle Timoşenko olayı bir süre daha “turuncu devrimi”nin arkasındaki güçler tarafından rövanşı almak için kullanılmaya devam edilecek gibi görünüyor. (YH)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayat.de/dunya/avrupa/ukraynada-rovansi-kim-kazanacak%c2%b4/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yasak kararı kabul edilemez</title>
		<link>http://www.yenihayat.de/politika/yasak-karari-kabul-edilemez</link>
		<comments>http://www.yenihayat.de/politika/yasak-karari-kabul-edilemez#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:37:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayat.de/?p=7413</guid>
		<description><![CDATA[Blockupy protestosu hazırlıklarını sürdüren kurumların temsilcileri Frankfurt Belediyesi tarafından konulan keyfi yasak kararını gazetemize değerlendirdi: &#160; Werner Rätz, attac üyesi Üç değişik protesto biçimine çağrı yapıyoruz: 17 Mayıs Perşembe günü “daha adil bir dünya kurmak” ve bunu insanlarla tartışmak üzere kamusal alanı işgal etmek öne çıkacak. Cuma günü, 18 Mayıs’taki eylemlerde, Avrupa hükümetlerinin krizi keskinleştiren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Blockupy protestosu hazırlıklarını sürdüren kurumların temsilcileri Frankfurt Belediyesi tarafından konulan keyfi yasak kararını gazetemize değerlendirdi:</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Werner Rätz, attac üyesi</strong></p>
<p>Üç değişik protesto biçimine çağrı yapıyoruz: 17 Mayıs Perşembe günü “daha adil bir dünya kurmak” ve bunu insanlarla tartışmak üzere kamusal alanı işgal etmek öne çıkacak. Cuma günü, 18 Mayıs’taki eylemlerde, Avrupa hükümetlerinin krizi keskinleştiren güncel politikalarının ana aktörlerinden biri olan Avrupa Merkez Bankası bloke edilecek ve 19 Mayıs Cumartesi günü geniş, renkli ve uluslararası büyük bir mitingle Troyka politikalarının krizi derinleştirici rolü ve Avrupa ülkelerinin buradaki rolü protesto edilecektir.</p>
<p>Son yıllarda özellikle Almanya’da vatandaşın düşüncesi toplumsal yapıya, politikaya etkide bulunmuyor. Daha 80’lerin başında zamanın Başbakanı Helmut Kohl, yüzbinler hükümet politikalarını protesto ettiğinde, „köpekler havlar ve karavan yürür gider“ demişti. Bunun anlamı, Alman hükümetlerinin son 30 yıldır insanların düşüncesini ciddiye almadığıdır. Onlar iktidarlar ve istediklerini yapıyorlar. Bu nedenle düşüncelerimizi dile getirmekte başka biçimler bulmak zorundayız. Bu nedenle globalleşmeyi eleştiren hareketin son yıllarda işgal gibi daha etkili eylem biçimlerine ve içeriklerine yönelmeleri önemli bir adımdır. Ve bütün bu protesto eylemlerinde, son bir buçuk senedir Arap dünyasından başlayarak Şili, İsrail, ABD’yi saran ve şu anda Almanya’da uygulanan Occupy Hareketi gibi kamusal alanların işgali diğer bir kazanımdır.</p>
<p>Hareketlerin farklı gelenekleri, değişik nedenleri ve değişik uygulanışları var ve ona katılanlar neyin meşru neyin meşru olmadığına ilişkin her zaman aynı düşünceyi paylaşmayabilirler. Eylemi ortak biçimlendirmek her zaman kolay değildir. Frankfurt’taki işgal eylemlerinin somut yönlendirilmesinde her üç biçimin birlikte uygulanmasında ve her üç biçimin ortaklaştırılmasında ezici bir görüş birliğine ulaştık.</p>
<p>Eylemin yasaklanmasında Frankfurt Belediyesi özel bir davranış sergiledi. Belediye, başvurusu yapılmayan bir eylemin yasaklanamayacağını açıkça ilan etti. Yürüyüş ve miting için başvuruda bulunduk. Frankfurt Belediyesi aynı zamanda yasaklamadığı birşeyi yasakladığını ilan etti. Ben 19 Mayıs’taki yürüyüş ve miting için başvuruda bulundum ve elimde bir yasaklama emri yok. Yani şu anda miting ve yürüyüş tamamıyla meşrudur. Frankfurt Belediyesi internet sayfasından iki gündür bunun yasak olduğunu duyuruyor, ancak bu doğru değildir. Hakikaten belediye çok özel bir tavır sergiliyor.</p>
<p>Almanya’daki politik hareketlerde göçmenlerin katılımına ilişkin her zaman belirli zorluklara sahip olduk. Göçmenler toplumda olduklarından daha az öne çıkıyorlar. Burada göçmenleri temsil eden göçmen örgütlerin eylemlere katılımı sevindiricidir. Avrupa çapında eylemlere katılım olacağı için göçmenlerin katılımı da artacaktır. Toplantılarda göçmen kökenli daha fazla sayıda insanın daha fazla sorumluluk ve görev aldığını görüyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Willi van Ooyen, Hessen Parlamentosu Sol Parti Fraksiyon başkanı, Blockupy eylemi hazırlık komitesinden</strong></p>
<p>Protestomuzda krize, savaşa ve kapitalizme aktif olarak karşı çıkıyoruz ve aslında Avrupa’da toplumsal bir alternatif geliştirmek istiyoruz. Bu amacımızdır ve bunu yapacağımız eylemlerle gerçekleştirmek istiyoruz. İnsanlar aydınlatılmalı, yönlendirilmeli ve kendi sorunlarını çözmelidir. İnsanlar, politikanın kendi sorunlarını çözeceği beklentisine girmemelidir. Şu anda sosyal yıkım politikalarını uygulayan ve Yunanistan’ı bize örnek gösterenlerin yapacağı politikalar tehlikelidir. Bu nedenle sokağa çıkıyoruz. Belediyenin yasaklama ihtimaline rağmen eylemlerin örgütlenmesi ve Frankfurt’ta banka ve banka iktidarına karşı protesto eyleminin gerçekleşmesi noktasında birleşmişlerdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Martin Behrsing, Almanya İşsizler Forumu’ndan</strong></p>
<p>Bizler Blockupy hazırlık komitesindeyiz ve bizim için yasak yoktur. Çok iyi bir şekilde harekete geçeceğimizden hiç bir kuşkum yok. Şehir Belediyesi basına Blockupy’yi yasakladığını açıkladı ancak resmi bir yasak henüz yoktur. Eylem yasaklanırsa bile mahkeme kararları geri çevirebilir. Zira Belediye yürüyüş hakkına saldıramaz. Ancak Belediyenin yaptığı çok gariptir. Demokratik haklar basitçe çiğnenmek isteniyor. Bu bana biraz İspanya’yı hatırlatıyor. Şu anda orada demokratik haklar öylesine çiğneniyor ki, gelecekte İspanya’da eylem yapmak imkansız hale gelecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Jana Seppelt, Ver.di Stuttgart, Sendika Sekreteri</strong></p>
<p>Troykanın Avrupa Merkez Bankası’ndan, Avrupa Komisyonu’ndan ve IMF’den oluşan saldırı politikalarını ve Avrupa’da önemli bir etkinliğe sahip olan Alman Hükümeti’nin saldırılarını protesto etmek için eylem çağrısı yapıyoruz. İtalya, Yunanistan, İspanya ve Portekiz gibi ülkelerin ekonomilerini yerle bir etmeyecek sosyal bir Avrupa yaratmak için çağrı yapıyoruz. Son senelerdeki politikalar nedeniyle yıkıma uğrayan birçok insan kuşkusuz çok öfkeli. Onlar barışçıl bloke eylemleri yaparak, kamusal alanların kendi alanları olduğunu göstermek ve „burası bizim alanımız“, „burası bizim sokağımız“ demek istiyorlar.</p>
<p>Ver.di Stuttgart olarak değişik eylem biçimlerini destekleyeceğiz ve özellikle 19 Mayıs’taki eyleme katılacağız. Tek tek Ver.di üyeleri, tek tek sendikacılar da bloke eylemlerine katılacaklar.</p>
<p>Yasak bizi şaşırtmıyor. Bunu çok saçma buluyorum. Yürüyüş yapmak ve politik iradeyi sokağa taşımak demokratik bir haktır. Eylemin neden yasaklandığını açıklayamıyorum. Geçen hafta Mannheim’da Neo-Nazilerin eylemine izin verilmesi küstahlıktır. Orada toplanma yasağı yoktu. Toplumdaki çelişkileri görmek ve göstermek gerekli. Bunun için protesto özgürlüğü var. Üyelerimize, „Yürüyüş yapılmasını önemli buluyoruz. Başkalarının bloke eylemi yapabilmesi de önemlidir“ diyoruz. Üyelerimizin istediğini yapmaya hakkı vardır. Enternasyonal bir eylem yapılması, Yunan ve İspanyol arkadaşlarımızla ortak eylem yapmamız beni sevindiriyor.</p>
<p>Kamusal hizmet alanındaki uyarı grevlerinde bir Yunan arkadaşımız gösterimizde konuşma yaptı. Bize Yunanistan’da insanların neler yaşadığını anlattı: Ücretlerin yüzde 40’lara varan aşağı çekilmesi, yani genç insanlar için 511 Euro asgari ücret. TİS görüşmeleri de yok ve tabi bunu sendikacı olarak demokratik haklara yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyor ve saçma buluyorum. Bu durumda elbette sokaklar tek seçim olur. Herkesi burada görmek beni sevindirecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Timeela Manandhar, Yeşiller Gençlik örgütü Federal Yönetim Kurulu üyesi</strong></p>
<p>Bizim için önemli olan, krizle bu şekilde devam edilemeyeceğini göstermek olacaktır. Gerici hükümet politikalarının iflas ettiğine inanıyoruz. Bir dahaki krize hazırlık yapan, kalıcı Avrupa politikalarına ihtiyaç duyuyoruz ve dayanışmacı, sosyal adil ve özellikle ekolojik bir Avrupa için mücadele eden geniş, demokratik bir ittifakın kurulması bizi sevindiriyor. İttifakın tabanı geniş ve bu nedenle demokratik bir meşrutiye de sahip. Bazı noktalarda görüş farklılıklarım olsa da, uzlaşma sağlamak zorundayız. Eylemin yasaklanmasını kesinlikle saçma buluyorum. Belediyenin basına bütün eylemleri yasaklayacağını açıklaması saçmadır. Burada bunun arkasında yatan nedir diye sormak lazım. Bence birşey protesto ediliyorsa, onun yakınında olmak çok doğaldır. Demokratik bir şehrin yasaklama kararı alması düşünülemez. Yasağa karşı çıkacağız ve Avrupa kriz politikalarına karşı barışçıl olanaklarla mücadele etme olanaklarını yaratmaya devam edeceğiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayat.de/politika/yasak-karari-kabul-edilemez/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dersim özrünün gereği yapılmadı</title>
		<link>http://www.yenihayat.de/haber/dersim-ozrunun-geregi-yapilmadi</link>
		<comments>http://www.yenihayat.de/haber/dersim-ozrunun-geregi-yapilmadi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:35:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Başkanı Turgut Öker]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG)]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim katliami]]></category>
		<category><![CDATA[FDG Başkanı Yaşar Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Sol Parti Federal Parlamento Milletvekili Matthias W. Birkwald]]></category>
		<category><![CDATA[SPD Kuzey Ren Vestfalya Milletvekili Serdar Yüksel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayat.de/?p=7411</guid>
		<description><![CDATA[Dersim’de devlet tarafından gerçekleştirilen katliamın 75. yılında Almanya’nın Köln kentinde 5 Mayıs günü binlerce insanın katılımıyla bir protesto mitingi düzenlendi. Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) tarafından çağrısı yapılan, başta Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) olmak üzere pek çok kurum ve kuruluş tarafından desteklenen mitin tarihi Dom Kilisesi’nin yanındaki meydanda gerçekleştirildi. Değişik kentlerden otobüslerle gelen Dersimliler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dersim’de devlet tarafından gerçekleştirilen katliamın 75. yılında Almanya’nın Köln kentinde 5 Mayıs günü binlerce insanın katılımıyla bir protesto mitingi düzenlendi. Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) tarafından çağrısı yapılan, başta Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) olmak üzere pek çok kurum ve kuruluş tarafından desteklenen mitin tarihi Dom Kilisesi’nin yanındaki meydanda gerçekleştirildi.</p>
<p>Değişik kentlerden otobüslerle gelen Dersimliler ve onların dostları, sağanak yağmura rağmen,  taşıdıkları pankart ve dövizlerde katliamı bir kez daha kınarken, devletin dilediği özrün gereğini yapması gerektiği çağrısında bulundu.</p>
<p>Dersim Katliamı (1937-38)  sırasında katledilen dönemin ileri gelenlerinin resimlerinin taşındığı mitingde FDG Başkanı Yaşar Kaya, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Başkanı Turgut Öker, AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat, SPD Kuzey Ren Vestfalya Milletvekili Serdar Yüksel, Sol Parti Federal Parlamento Milletvekili Matthias W. Birkwald’ın aralarında olduğu politikacılar ve kurum temsilcileri konuştu.</p>
<p>FDG Başkanı Yaşar Kaya yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın Dersim’de devlet tarafından planlı bir katliam yapıldığını açıklaması ve özür dilemesinin önemli olduğunu belirterek, “Ne var ki, Dersim Tertelesi’nin 75. yılı olan 4 Mayıs’ta ne başbakan ne de CHP Genel Başkanı bir açıklama gereği duymamıştır. Madem ki, Dersim’de devletin bir katliam yaptığı kabul ediliyor, o zaman katliamın yıl dönümünde gerekenler de yapılmalıydı. Son tavır ve davranışlar AKP Hükümeti’nin sadece Dersim Katliam’ını sözde kabul ettiğini, ancak gereğini yapmak söz konusu olduğunda hiç bir şey yapma niyetinde olmadığını bizlere göstermiştir. Bu nedenle mücadelemiz devam edecektir” dedi. (Köln/YH)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayat.de/haber/dersim-ozrunun-geregi-yapilmadi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fransa seçimlerinden çıkan bazı sonuçlar</title>
		<link>http://www.yenihayat.de/dunya/fransa-secimlerinden-cikan-bazi-sonuclar</link>
		<comments>http://www.yenihayat.de/dunya/fransa-secimlerinden-cikan-bazi-sonuclar#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:33:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Uztopal]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Hollande]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayat.de/?p=7409</guid>
		<description><![CDATA[Deniz Uztopal 6 Mayıs’ta Fransa’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Nicolas Sarkozy’nin yenilmesi dünyada ilgiyle karşılandı. İçerde emek düşmanı, dışarıda saldırgan ve işgalci emperyalist politika yürüten Sarkozy’nin topladığı tepkiler Sosyalist Parti’nin adayı François Hollande’in seçilmesini sağladı. Sarkozy’nin beş yıldır yürüttüğü sert emek düşmanı politikaları işçi ve emekçiler içerisinde çok ciddi tepkilere yol açtı. Zira 5 yıl içerisinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Deniz Uztopal</strong></p>
<p>6 Mayıs’ta Fransa’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Nicolas Sarkozy’nin yenilmesi dünyada ilgiyle karşılandı. İçerde emek düşmanı, dışarıda saldırgan ve işgalci emperyalist politika yürüten Sarkozy’nin topladığı tepkiler Sosyalist Parti’nin adayı François Hollande’in seçilmesini sağladı.</p>
<p>Sarkozy’nin beş yıldır yürüttüğü sert emek düşmanı politikaları işçi ve emekçiler içerisinde çok ciddi tepkilere yol açtı. Zira 5 yıl içerisinde diğer hükümetlerin 15-20 yıl içerisinde hayata geçirme cesareti gösteremedikleri sermaye lehine sosyal saldırıları teker teker onaylattı ve yürürlüğe geçirdi. Ülkenin en zenginleri ile dostluğunu ilan etmeden çekinmeyen Sarkozy, kısa süre içerisinde “zenginlerin başkanı” ünvanını kazandı. Üstelik ekonomik kriz döneminde bir taraftan emekçilere “kemer sıkmanın” zorunlu olduğunu belirtirken, diğer taraftan zenginlere “para dağıtmayı” durdurmadı.</p>
<p>Seçimlerden sonra yapılan araştırmalara bakıldığında, ayda 1200 Euro geliri olanların yüzde 59’i, 1200 ile 2000 Euro kazananların yüzde 56’si, 2000 ile 3000 Euro arasında kazananların yüzde 55’i Sarkozy’ye karşı Hollande’a oy vermiş. Ayda 3 bin Euro’dan fazla kazananların yüzde 66’si ise “zenginlerin başkanına” oy kullanmış. Yani ülkenin en yoksulları Sarkozy’nin yenilmesi için sandık başına gitmiş ve Hollande için oy pusulasını kullanmış. Emekçiler içerisinde Sarkozy’ye karşı oy kullananların oranı yüzde 59, memurlar içerisinde ise yüzde 60’lara yakın. İşverenlerin ve esnafların ise yüzde 70’i Sarkozy’ye oy kullanmış. Yani Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2. turu bir çok şeyin yanı sıra sınıfsal bölünmeyi de yansıtıyor.</p>
<p>Yine yapılan araştırmalara göre Sosyalist Parti’nin adayına oy verenlerin yüzde 55’i, Sarkozy’nin tekrardan seçilmesini engellemek için sandık başına gittiğini belirtiyor. Yani Hollande’in cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasını sağlayanların ezici çoğunluğu, adayın programını desteklediği için değil, diğerinin bilançosunu ret ettiği için oy kullanmış. Elbette, Sarkozy’nin 5 yıllık sosyal bilançosuna bakıldığında, emekçilerin her alanda yaşam koşullarının kötüleştiğini, alım güçlerinin düştüğünü ve işsizliğin arttığını görülüyor. Ama maalesef, yeni cumhurbaşkanının seçim programı bu taleplere cevap verebilmenin çok gerisinde. Zira, 5 yıldır yürürlüğe giren emek düşmanı saldırıların ezici çoğunluğuna dokunmayacağını belirtti Hollande.</p>
<p><strong>YÜRÜTME SP’NİN ELİNE GEÇECEK</strong></p>
<p>Fransa’da seçim dönemi hala bitmiş değil ve 10 ve 17 Haziran’da Fransa’da milletvekili seçimleri gerçekleşecek. Yarı başkanlık sistemine göre, parlamentoda cumhurbaşkanını destekleyenlerin çoğunluğu oluşturması önem taşıyor. Zira cumhurbaşkanı ülkeyi yönetiyor, ama sunulan yasa taslaklarının parlamentoda onaylanması gerekiyor.</p>
<p>Milletvekili seçim sonuçları şimdiden öngörmek elbette zor, ama kesin olan bir şey varsa o da cumhurbaşkanlığı seçimlerinde estirilen rüzgarın bu seçimlere yansıyacağıdır. Yani Sosyalist Parti’nin ya tek başına ya da diğer “sol” partilerle birlikte mutlak çoğunluğu ellerinde tutacağı ve bu yönlü bir hükümet oluşturacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu durumda 1958’den bu yana yürürlükte bulunun 5. cumhuriyet tarihinde bir ilk oluşacak. İlk defa bir siyasi parti ülkenin hemen hemen tüm yürütme organlarını elinde bulundurmuş olacak. Cumhurbaşkanlığı, senatoda çoğunluk, ülkenin en büyük bir çok belediyesi, il meclislerinin (Département) ezici çoğunluğu, bölge meclislerinin (Région) hemen hemen tümü ve bir ay sonra da parlamentodaki çoğunluğu 60 senedir ilk defa bu kadar yürütme organının elinde olacak. Örneğin, sol güçler 1958’den bu yana senatoda hiç bir zaman çoğunlu ellerinde bulunduramamışlardı. Sosyalist Parti’nin bu kadar güç toplamış olmasının tek nedeni Sarkozy’ye karşı ana muhalefet gücü olarak görünüyor olmasıdır.</p>
<p><strong>HOLLANDE EMEKÇİLERİN TALEPLERİNE YANIT VERECEK Mİ?</strong></p>
<p>Aslında emekçilerin taleplerine cevap verme ve temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda önündeki tek engel Sosyalist Parti’nin kimin hizmetinde olmasıdır. Hollande da Sarkozy gibi burjuvazinin hizmetinde ve onun çıkarlarını temsil ediyor. Elbette, Sarkozy dönemi ile farkını kanıtlayacak bir şeyler yapması gerekiyor ve kesinlikle yapılacak da. Ama kriz döneminde alım gücü düşmüş emekçilerin, aylıkları dondurulmuş memurların, çalışma koşulları kötüleşmiş fabrika işçilerinin taleplerine şimdilik cevap verme diye bir niyeti yok yeni cumhurbaşkanının. Zira, bütçe açığını kapatma adı altına “tasarruf paketinin” zorunlu olduğunu belirtiyor. Yani kemer sıkma politikaları devam edecek. Yine “devlet harcamalarını” azaltma adı altına kamu hizmetini boğan Sarkozy’nin bu alandaki saldırılarını geri çekmiyor.</p>
<p>Yani Sarkozy döneminde yapılan tüm sosyal saldırıların özüne kesinlikle dokunmuyor. Görünen o ki, Hollande, emekçiler içerisinde büyüyen tepkileri azaltma ve Sarkozy’nin hayata geçirdiği sosyal saldırıların herkes tarafından “kabul” edilir hale getirmekle meşgul olacak. Ama Sarkozy döneminden emekçilerin çıkarttığı sonuçlar da var: Mücadele edilmeden hiç bir şey kazanılmaz. Sol Cephe’nin bu seçim sürecinde aldığı büyük başarı bunun bir göstergesidir. Uzun yıllardır ilk defa tüm emek cephesi bileşenlerinin daha net bir şekilde “sınıf mücadelesinden” bahsetmeleri de bunun bir işaretidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayat.de/dunya/fransa-secimlerinden-cikan-bazi-sonuclar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yunanistan’da AB ve IMF karşıtları kazandı</title>
		<link>http://www.yenihayat.de/dunya/avrupa/yunanistanda-ab-ve-imf-karsitlari-kazandi</link>
		<comments>http://www.yenihayat.de/dunya/avrupa/yunanistanda-ab-ve-imf-karsitlari-kazandi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:30:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Avrupa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayat.de/?p=7406</guid>
		<description><![CDATA[Yunanistan’da 6 Mayıs günü yapılan erken genel seçimlerde sosyal demokrat PASOK hezimete uğrarken, AB ve IMF politikalarına karşı çıkan sol güçler büyük bir başarı kazandı. &#160; Seyit Aldoğan &#160; Yunanistan’da 1980’den beri devam eden PASOK ve Yeni Demokrasi Partisi (YDP) dönemini bitirme noktasına getiren seçimler aynı zamanda halkın izlenen politikalara karşı duyduğu tepki ve muhalefetin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yunanistan’da 6 Mayıs günü yapılan erken genel seçimlerde sosyal demokrat PASOK hezimete uğrarken, AB ve IMF politikalarına karşı çıkan sol güçler büyük bir başarı kazandı.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Seyit Aldoğan</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yunanistan’da 1980’den beri devam eden PASOK ve Yeni Demokrasi Partisi (YDP) dönemini bitirme noktasına getiren seçimler aynı zamanda halkın izlenen politikalara karşı duyduğu tepki ve muhalefetin boyutlarını da ortaya çıkarmış oldu. Yıllardır ülke genelinde yüzde 80 ile 85 arası oy potansiyeline sahip olan iki büyük partinin toplam oyları 6 Mayıs seçimlerinde yüzde 32.1’de kaldı.</p>
<p>Mevcut anayasanın belirlediği, oyların eşitliğini teyit eden maddeye rağmen uygulanan seçim yasası nedeniyle birinci parti, yüzde 18,9 oy oranıyla fazladan 50 milletvekili çıkarmış oldu. Bu partiyi takip eden Radikal Sol Koalisyon’un (SYRIZA) oyları ise yüzde16,8 ve 52 sandalye kazandı. Koalisyon hükümetlerine yol açmamak için yasallaştırılan antidemokratik yasaya rağmen YDP ve PASOK tek başlarına hükümet kuramıyorlar. “AB ve IMF’ye evet ama, anlaşmalarda iyileştirmelere gidilsin” diyen partileri yedeklemek dışında bir alternatifi olmayan YDP Başkanı Antonis Samaras seçim gecesi yaptığı konuşmada ülkeyi hükümetsiz bırakmayacaklarını vurgulasa da uzun süreli ve istikrarlı bir hükümetin kurulması mümkün görünmüyor. PASOK Başkanı Evangelos Venizelos da bu yönde açıklamalar yaptı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>AZINLIK HÜKÜMETİ GÜNDEMDE</strong></p>
<p>Ancak adı geniş tabanlı koalisyon olsa da azınlık hükümeti kurulması gündemde. Çünkü IMF ve AB politikaları karşıtlığıyla ortaya çıkan partilerin oy oranı yüzde 65’e ulaşmış bulunuyor. Dolayısıyla AB ve IMF politikalarının devam edeceğine dair taahhütlerde bulunarak seçim sonrası sürece ilişkin anlaşmalara imza atmış olan her iki parti kan kaybetmeye devam edecek, kopuşlara engel olamayacaklardır. Kısacası ortaya çıkan tablo istikrarlı koalisyon hükümetlerine de olanak vermiyor. Kısa bir süre içinde yeni bir seçim kararı alınması olasılığı ise oldukça düşük çünkü, YDP ve PASOK bu şartlar altında yeni bir erken seçimi göze alamazlar.</p>
<p>Sermaye partilerinin AB ve IMF sözcüleri olarak halka yönelik tehditleri ve fedakarlık yapıp ülkeyi kurtarma demagojileri, ters yönde bir süreç başlatmış bulunuyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>GERÇEK ALTERNATİF YARATILAMADI</strong></p>
<p>Muhalefet partilerinin AB ve IMF karşıtı söylemlere daha da ağırlık verecekleri ortadayken “sol” söylemlerle ortaya çıkan partilerin de yakın bir süreçte alternatif olacak bir yönelim içine girmeleri beklenmiyor. Özellikle borçların dondurulması ve ‘troyka’nın dayattığı politikaların reddedilmesini ön plana çıkararak buna uygun bir ittifak taktiği izleyen ve bu doğrultuda “şeytanla bile ittifak ederiz” vurgusuyla halkta heyecan ve umut beklentileri yaratarak oylarını yüzde 4’ten 16.8’e çıkaran Radikal Sol Koalisyon, Yunanistan Komünist Partisi’nin (KKE) desteğini kazanmadan ciddi bir IMF ve AB karşıtı platform oluşturamayacaktır.</p>
<p>SYRIZA seçimlerden önce KKE’ye ve “sol” olarak gördüğü tüm güçlere ittifak çağrısı yaparak sol bir hükümet kurmanın şartlarının oluştuğunu ve bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğinin altını çizmişti. Bu yöndeki tutumun olumlu olarak sandığa yansıdığını belirtmek gerekir.</p>
<p>KKE ise hiç bir şart altında böyle bir ittifaka girmeyeceğini ve kurulacak tüm hükümetlerin AB ve IMF politikalarını yürütmek zorunda kalacağını, dolayısıyla ancak halk iktidarı seçeneğinin alternatif olacağını savunuyor. Bu doğrultuda sürdürülen seçim çalışmaları ve “seçimden sonra ne olacak”, “AB ve IMF karşıtı bir güç odağı nasıl yaratılacak” gibi sorular, sistem partilerinden kopuşun bu partiye yönelmesinin önündeki en ciddi engel olarak gündeme geldi. KKE, bir önceki seçimde yüzde 8 olan oy oranını yüzde 8,5’a çıkardı. Kısa süre önce kurulan ve sermaye partileri ya da dayanakları olarak gündeme gelen partiler ciddi oy oranları elde derken saldırılara karşı işçi, emekçi ve genel olarak halk hareketi olarak günlük mücadelenin önünde yer alan KKE’nin oylarında ciddi bir artış olmadı.</p>
<p>Son iki yıldan bu yana gündeme gelen işçi, emekçi ve genel olarak halk muhalefeti AB ve IMF politikaları karşıtı bir ittifak ve güç birliği taleplerini gündeme getiriyordu. Ancak KKE’nin ittifaklar politikası ve bakış açısından kaynaklanan tavrı, sendikalar ve geniş kitleler tarafından hareketi birleştiren ve saldırılara karşı duracak bir platformu doğurmaktan uzak olarak değerlendiriliyordu. KKE geniş kesimleri etkilemesine rağmen buna denk düşen bir politika izlemedi. KKE dışındaki tüm partilerin sistem partisi olduğu yönündeki politikalar ve bu doğrultudaki ittifak anlayışı, var olan konjonktürel durumun halk kitlelerinde yarattığı ve yaratacağı seçeneklerin ciddiyetinin ve çeşitliliğinin varabileceği sonuçlar açısından önümüzdeki süreçte Yunan solunda yeni tartışmaların açılmasına neden olacak gibi görünüyor.</p>
<p>Antikapitalist İşbirliği ve Toplumsal değişim (ANDARSIA) adı altında seçime giren sol blok ise oylarını yüzde 0,5’ten 1,5’e çıkardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>FAŞİSTLER DE MECLİSE GİRDİ</strong></p>
<p>AB ve IMF politikalarına destek veren gerici LAOS ve Dışişleri eski Bakanı Dora Bakoyannis’in partisi meclise giremezken sistem partilerine tepki ve öfkenin bir sonucu olarak Neonazi bir örgütlenme olan ‘Atın Şafak’yüzde 7 oranıyla meclise 21 milletvekili göndermeyi başardı. Örgütleri bilinmeyen, politikası ve programı olmayan bu hareket, sistem partilerinin ve politikacılarının cezalandırılması, yabancı düşmanlığı, ulus, aile ve dinin kurtarılması gibi Göbelsçi söylemleri kullanıyor. Seçime ilk kez giren ‘Bağımsız Yunanlılar’ ise 820 binin üzerinde oy alarak dördüncü parti oldu. Kriz ve kriz politikalarının gericiliği tetikleyebileceği ve dolgu malzemesi olarak kullanılabileceği bir kez daha açığa çıkmış oldu. (YH/ATİNA)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayat.de/dunya/avrupa/yunanistanda-ab-ve-imf-karsitlari-kazandi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arzu Özmen&#8217;in davası başladı</title>
		<link>http://www.yenihayat.de/kadin/arzu-ozmenin-davasi-basladi</link>
		<comments>http://www.yenihayat.de/kadin/arzu-ozmenin-davasi-basladi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:29:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KADIN]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Arzu Özmen]]></category>
		<category><![CDATA[Arzu Özmen'in davası başladı]]></category>
		<category><![CDATA[davası başladı]]></category>
		<category><![CDATA[Namus cinayeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayat.de/?p=7404</guid>
		<description><![CDATA[&#160; 1 Kasım 2011 tarihinde kardeşleri tarafından erkek arkadaşının evinden kaçırılıp öldürülen ve cesedi ancak 13 Ocak 2012’de bir golf sahasında bulunan Arzu Özmen’in (18) davası sürüyor. Detmold Eyalet Mahkemesi’nde görülen davada Arzu’yu öldürmekle suçlanan 4 erkek kardeşi ile bir kız kardeşi yargılanıyor. 5 kardeşi adam kaçırmakla suçlayan savcılık, kardeşlerden 3’ü hakkında ayrıca cinayet suçlamasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>1 Kasım 2011 tarihinde kardeşleri tarafından erkek arkadaşının evinden kaçırılıp öldürülen ve cesedi ancak 13 Ocak 2012’de bir golf sahasında bulunan Arzu Özmen’in (18) davası sürüyor. Detmold Eyalet Mahkemesi’nde görülen davada Arzu’yu öldürmekle suçlanan 4 erkek kardeşi ile bir kız kardeşi yargılanıyor. 5 kardeşi adam kaçırmakla suçlayan savcılık, kardeşlerden 3’ü hakkında ayrıca cinayet suçlamasında bulundu. Savcılık suçlamasında, kardeşlerin Arzu Özmen’in bir Alman ile birlikte yaşamasını istemediğini ve bu nedenle kendisini kaçırarak öldürdüğünü belirtti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>GÜLÜŞÜNÜ ÇALDILAR</strong></p>
<p>İfade veren ilk sanık olan Şirin, Arzu’nun, kaçırdıktan sonra götürdükleri yerde Osman ile çok şiddetli bir şekilde tartıştığını, bunun üzerine Osman’ın 2 el ateş ettiğini duyduğunu söyledi. Şirin’in ardından sanık kürsüsüne çıkan Osman ise Arzu’nun kendisini provoke ettiğini ve ailesini aşağıladığını dile getirerek kontrolünü kaybedince kardeşini vurduğunu anlattı. Kardeşlerden Kirer de Şirin ile birlikte Osman’a Arzu’yu kaçırmaları için yardım ettiklerini itiraf etti. Dava için şimdilik 5 duruşma gününün öngörüldüğü ve dava boyunca 30 tanığın dinleneceği bildirildi. Dinlenecek tanıklar arasında, kardeşlerden ayrı bir şekilde yargılanacak olan Arzu’nun babası yer almıyor. Arzu’nun sevgilisi Alexander K. da, yaşanan cinayeti Bild am Sonntag Gazetesi’ne anlattı: “Arzu benim evimde kalıyordu. 1 Kasım gecesi kardeşleri evimi bastılar. 4 abisi ve ablası, kapımı ve pencerelerimi kırdılar. Yüzlerinde maskeler vardı. Birinin elinde silah bulunuyordu. Arzu’ya sarıldım. Ancak kollarımdan zorla kopararak otomobile bindirdiler. Tam Arzu’ya doğru hamle yapmıştım ki, kafama vurdular. Arbede sırasında bir parmağım kırıldı. O gece onu son kez gördüm. Biz yetişkin insanlardık. Onun o genç yaşta gülüşünü çaldılar. O benim gün ışığımdı. Onu hep öyle hatırlayacağım.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SABRIMIZ KALMADI</strong></p>
<p>Göçmen Kadınlar Birliği tarafından yapılan açıklamada, kadına yönelik şiddetin her türlüsünün insan hakları ihlali olduğu belirtilerek  &#8220;Kadınların bedensel bütünlüklerini koruyan bir yaşam sürmeye hakları vardır ve toplumsal yaşamın bütün alanlarında bunun olanakları sağlanmalıdır. Kadınlar ve erkekler hayat arkadaşlarını özgürce seçebilmelidir. Bunun önüne ne din, ne töre ne de yasal engeller getirilmemeli, pazarlık malzemesi yapılmamalıdır” denildi.</p>
<p>Açıklamada, &#8220;töre-namus, inanç yahut kıskançlık sebebi ne olursa olsun bir tek genç kızın ya da kadının ölüm haberini işitmeye dahi sabrımız kalmadı&#8221; denilerek, kadını burjuva-feodal ailenin, gelenek ve göreneğin kıskacına hapseden, kadını ve erkeği köleleştiren her türlü anlayış ve akımla hesaplaşma kararlılığı içinde olunduğu da vurgulandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayat.de/kadin/arzu-ozmenin-davasi-basladi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlardan Mektuplar</title>
		<link>http://www.yenihayat.de/kadin/kadinlardan-mektuplar</link>
		<comments>http://www.yenihayat.de/kadin/kadinlardan-mektuplar#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:28:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KADIN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayat.de/?p=7402</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba sevgili anneler ve babalar! &#160; Adım İlkay ve iki çocuk annesiyim. Duymuşsunuzdur ya da gazetelerden okumuşsunuzdur belki, devletin 0-3 yaş arası çocuklarımızı yuvaya göndermemek için biz annelere 150 € para ödemek istediğini. Ben şahsım adına bu yasanın çıkmasına karşıyım. Çalışalım veya çalışmayalım çocuklarımızın yuvaya gitmesi taraftarıyım. Daha iyi bir eğitim, daha iyi bir uyum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Merhaba sevgili anneler ve babalar!</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Adım İlkay ve iki çocuk annesiyim. Duymuşsunuzdur ya da gazetelerden okumuşsunuzdur belki, devletin 0-3 yaş arası çocuklarımızı yuvaya göndermemek için biz annelere 150 € para ödemek istediğini. Ben şahsım adına bu yasanın çıkmasına karşıyım. Çalışalım veya çalışmayalım çocuklarımızın yuvaya gitmesi taraftarıyım. Daha iyi bir eğitim, daha iyi bir uyum içinde daha sağlıklı düşünen çocukların yetişmesini istiyorum. Bize 150 € para vererek çocuklarımızı eğitimden mahrum etmek istiyorlar.</p>
<p>İlk kızımda başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. Kızım 13 aylıktı, çok hareketli, enerji dolu bir çocuktu. Çocuklarla arkadaşlık kurmaya ise çekiniyordu. Uyum sağlamakta zorlanıyordu. Paylaşmayı bilmiyordu, çünkü bir tek bizimle zaman geçiriyordu. Doktora götürüp sorunlarını anlattığımda beni Frida Familien &amp; Co. adlı bir kuruma yönlendirdi. Burada daha çok çocuklar buluşup oyun oynamayı, resim yapmayı, beraber yemek yemeği ve daha birçok şeyi öğreniyordu. Ben buranın çok yardımını gördüm. Oradaki insanlar da çocuğumun yuvaya gitmesi gerektiğini söylediler. Ben çalışmadığım için, çocuğumu yuvaya almadılar. Job Center’dan çalışacağıma dair kağıt götürmemi söylediler. Bunları yaptıktan sonra, çocuğum yuvaya başladı. Almancayı çok çabuk kavradı. Arkadaşlarıyla paylaşmayı öğrendi. Çekingenliği gitti ve kendine olan öz güveni geldi. Şimdi iki kızım da yuvaya gidiyor.</p>
<p>Ben bu yüzden, adı geçen yasanın çıkmaması için bütün anneleri duyarlı olmaya, çocuklarımızın geleceği için onları eğitimden mahrum bırakmamaya çağırıyorum. Çocuklar bizim geleceğimiz ve birlikten kuvvet doğar. 150 € bakım parasına HAYIR!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İlkay Arslan/Berlin</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sıra 0-3 yaş grubu çocuklarda</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İktidara gelen hükümetler, hemen işçilerin emekçilerin haklarına saldırırlar. Merkel hükümeti de, kriz bahanesiyle sermayeyi arkasına alarak önce işçilerin haklarına saldırdı. Sıfır zamlar, yarım gün çalışma, işten çıkarma vs.</p>
<p>Gençler meslek eğitim yeri bulamıyor veya bitirdiği meslekle ilgili iş bulamıyor.</p>
<p>Kadınlar, en düşük ücretle yarım günlük işlerde çalıştırılıyor.</p>
<p>Şimdi de sıra 0-3 yaş grubu çocuklara geldi.</p>
<p>Merkel hükümeti, çalışmayan annelere 150 € vererek, çocuklarına evde bakmalarını istiyor. Böylece kadınları eve hapsetmek ve çocuklarını da sosyalleşmeden uzaklaştırmak istiyor. Bu durumdan en çok sosyal, ekonomik durumu düşük olan aileler etkilenecek. 150 € bu durumda olan ailelere cazip gelebilir. Bunu hükümetin doğru bir şeymiş gibi sunması yadırganacak ve kınanacak bir durumdur.  Hükümetin yapması gereken daha çok yuva yeri açmak, buraların koşullarını iyileştirmek, buralarda uzman elemanların çalışmasına vesile olmaktır. Biz kadınlar olarak bu durumu kabul etmiyor ve elinizi çocuklardan çekin diyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Elif Yıldırım/Berlin</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayat.de/kadin/kadinlardan-mektuplar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milyonlarca kadını yaşlılıkta yoksulluk bekliyor</title>
		<link>http://www.yenihayat.de/kadin/milyonlarca-kadini-yaslilikta-yoksulluk-bekliyor</link>
		<comments>http://www.yenihayat.de/kadin/milyonlarca-kadini-yaslilikta-yoksulluk-bekliyor#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:28:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KADIN]]></category>
		<category><![CDATA[kadın yaşlılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayat.de/?p=7400</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Almanya’da çalışan milyonlarca kadın yaşlılık dönemlerini yoksulluk içinde geçirme tehdidi altında. Özellikle düşük ücretli ve mini işlerde (minijob) çalışan kadınları yaşlılıkta yoksulluk bekliyor. Sol Parti Fraksiyonu tarafından Federal Hükümet’e yöneltilen bir soru önergesine verilen yanıt kadınların durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor. Buna göre bir yıl boyunca kısa süreli bir işte çalışan kadın ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Almanya’da çalışan milyonlarca kadın yaşlılık dönemlerini yoksulluk içinde geçirme tehdidi altında. Özellikle düşük ücretli ve mini işlerde (minijob) çalışan kadınları yaşlılıkta yoksulluk bekliyor.</strong></p>
<p>Sol Parti Fraksiyonu tarafından Federal Hükümet’e yöneltilen bir soru önergesine verilen yanıt kadınların durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor. Buna göre bir yıl boyunca kısa süreli bir işte çalışan kadın ancak 3,11 Euro emekli maaşı elde etmiş oluyor. 45 yıl sonra ise örnek alınan kadın 139,95 Euro aylık ile emekliliğe ayrılmak zorunda kalacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>MİLYONLARCA EMEKÇİYİ YOKSULLUK BEKLİYOR</strong></p>
<p>Federal Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre Almanya genelinde 7,4 milyon emekçi 400 Euro’luk işlerde çalışmaktaydı. Bu tür işlerde çalışanlar için sosyal sigorta ve emeklilik sandığına sadece işverenler genel bir ödeme yapıyorlar. Bu ise, bu tür işlerde çalışanların yaşlılık dönemlerinde mutlak bir yoksulluk içinde yaşayacakları anlamına geliyor.</p>
<p>Bakanlığın verilerinde bu tür işlerde asıl olarak kadınların çalıştığı görülüyor. 2011 Haziran ayına tekabül eden verilere göre mini işlerde çalışanların 4,65 milyonunu kadınlar oluşturuyor ve bunların üçte ikisinin (3,1 milyonu) asıl geçim kaynağını da bu tür işler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>GÜVENCESİZ İŞLER KALDIRILMALI</strong></p>
<p>Federal Hükümet tarafından gündeme getirilen “ek emeklilik” (“Zuschussrente”) önerisini eleştiren Almanya Sosyal Birliği (VdK) Başkanı Ulrike Mascher, “Yaşlılıkta yoksulluğa karşı alınabilecek en ciddi önlem düşük ücretli ve güvencesiz işlerin kaldırılmasıdır. Bakanlığın hazırladığı rapordan da görüldüğü gibi mini işler gerçekte yaşlılık döneminde yoksul kalmak için kurulmuş bir tuzaktır” dedi.</p>
<p>Ayrıca bakanlık tarafından hazırlanan “ek emeklilik” ile ilgili yasa tasarısını da eleştiren Mascher, “Ek emeklilikten hak sahibi olmanın kıstasları o kadar yüksek tutuluyor ki bunu normal bir kadının yerine getirmesi mümkün değil” dedi.</p>
<p>Bakanlık “ek emeklilik” olanağından yararlanmak isteyenlerden en azından 40 sene sigortada kaydı bulunması ve bunun çocuk bakımı dahil 30 senesinde ise aidat ödeme koşulu istiyor. Bu koşulu milyonlarca kadın yerine getirmiyor.</p>
<p>Gıda Sendikası NGG Başkanvekili Michaela Rosenberger, “Hazırlanan bütün raporlar mini işlerin istihdamı artıran bir yoldan çok yoksulluğa götüren bir yol olduğunu gösteriyor. Bunun önüne geçmek için Almanya genelinde 8,50 Euro saat ücreti düzeyinde yasal asgari ücrete ihtiyaç var” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h1><span style="color: #993300;"><strong> MİLYONLARCA KADIN YOKSULLUK İÇİNDE</strong></span></h1>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan bir raporda 2010 yılı için emeklilik döneminde geçinebilmek için en azından 688 Euro emekli maaşına sahip olunması gerektiği bildiriliyor.</p>
<p>Aynı raporda Batı Almanya’da yaşayan kadın emeklilerin yüzde 70,2’sinin ve Doğu Almanya’da yaşayan kadın emeklilerin ise yüzde 63,9’unun 650 Euro’nun altında emekli maaşı aldığı yer aldı.</p>
<p>Bakanlık raporunda düşük emekli maaşlarının özellikle 2003 yılından bu yana hızla yaygınlaştığına dikkat çekildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ERKEKLER VAR YA!</strong></p>
<p>Hükümet ve sermaye temsilcileri, kadınların yaşlılıkta yoksulluk beklediğinin doğru olmadığını savunurlarken Türkiye’deki AKP Hükümeti’ni aratmıyorlar.</p>
<p>Hükümet, emekli maaşlarının düşük olmasına karşın bunun kadınların yoksulluk içinde yaşadıkları anlamına gelmediğine dikkat çekerken, “Kadınlar eşlerinin emekli maaşlarından da faydalanıyorlar” denildi.</p>
<p>İşverenlere yakınlığı ile bilinen IW Enstitüsü tarafından yapılan açıklamada ise, “rakamlar aldatıcı olabiliyor” denildi. “Düşük ücretli işlerde çalışan kadınların sadece yüzde 19’u tek başına yaşıyor ve yaşlılıkta yoksulluk tehdidiyle karşı karşıya. Kadınların büyük bir bölümü eşleriyle birlikte yaşıyorlar” denilen açıklamada, “Nasıl ki mini işler aile bütçesine bir katkı olarak algılanıyorsa düşük emeklilikte yaşlılık döneminde aile bütçesine bir katkıdır” denildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayat.de/kadin/milyonlarca-kadini-yaslilikta-yoksulluk-bekliyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

