Pontos soykırımı için anma etkinliği

Ali Çarman/Stuttgart

Baden-Württemberg eyaleti Pontos Rumların en çok yaşadığı eyalet. Eyaletin bir çok şehrinde demokratik dernekleri bulunan Pontos Rumları buralarda örgütlenerek değerlerini yaşatmaya ve geliştirmeye çalışmaktalar.

Her yılın 19 Mayıs’ında Pontos soykırımının uluslararası kurumlarca tanınması ve özür dilenmesi için saygı yürüyüşü yapmakta. Stuttgart Wilhelmplatz’da toplanan ve büyük çoğunluğu siyah elbiseler giyinmiş emekçiler tarihin derinliklerinde saklı tutulan bir çığılığa ses olur.

Yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüşte Türkiyeli ilerici güçlerde hazır bulundular. Elazığ cezaevinde tutsak olan Yannis Vasilis Yaylalı’nın serbest bırakılmasının talep edildiği pankartı genç kadınlar taşıdı. Ulusal kıyafetler giyinmiş iki genç ise bütün yürüyüşçülere birer karanfil dağıttı.

En önde Almanca yazılmış ‘Pontos Soyırımı Tanınsın’ pankartı, hemen arkasında ise bir grup Karadeniz kemençecisi ile yürüyüş şehrin en işlek caddesinde ilerleyerek faşizme karşı direnişte katledilenlerin anısına dikilmiş anıtın önünde toplanıldı.

Yürüyüşte; “Türkiye’de Pontos kimliği üzerindeki baskıya ve son verilmelidir”, “Soykırım son bulsun”, “Türkiye Unesco’dan çıkarılsın” pankartları taşındı.

Miting alanında kemençeler sustu ve bir dakikalık saygı duruşuna geçildi. Pontos dernekleri adına yapılan konuşmada “Bizler intikam değil kardeşliğin ve gerçeklerin bilinmesinin, birilerinin yaşanan bu acı dramda dolayı halklardan özür dilemesinin peşindeyiz” denildi.

Anmada konuşan gazeteci Türkan Balaban, “Katledilen 353 bin insanımızın mezarlari dahi bulunmamakta. Geriye kalanların bir kısmı, 189 bin kişi topraklarında koparılıp başkaca yerlere sürgün edildi. Bir kısım Pontoslu ise yaşamak için Türk ve Müslüman oldular. İşte ben onlardanım. Bugünün Türkiye’sinde Karadeniz coğrafyasında dilini, kültürünü kaybetmiş binlerce insan sessizlik içinde yaşam kavgası veriyor” dedi.

Yazar-Araştırmacı Ragıp Zarakolu ise Osmanlı ordusunun işlediği tüm suçlarda Alman devletinin payı olduğuna işaret ederek, “İşlenen tüm katliamlar İslamiyet ve Türklük adına işlendi. Osmanlının ilhak ettiği topraklarda özellikle 1914’lerden sonra katliamlar arttı. İnsanlık düşmanı bu anlayış daha sonra Cumhuriyet döneminde de sürdürüldü. Dersim soykırımı buna örnektir. Ancak her şeye rağmen gerçekler inkar edilemiyor. Bizler barışın, dostluğun ve insani değerlerin mücadelesini vermekteyiz. İçinde yaşadığımız böyle bir süreçtir” dedi. Anma anıta bırakılan çelenk ve kızıl karanfillerle son buldu.