Almanya’da sanatçıların çalışma koşulları: Güvencesiz yaratıcılık?

Markus Krüsemann/Blickpunkt- WiSo

Sanat ve kültür alanında yaratıcı bir çalışma sürdürenlerin işi zor. Bir yandan mali açıdan güvencesizdirler, diğer yandan ne zaman çalıştırılacaklarını bilmediklerinden özel yaşamlarıyla ilgili plan yapamamakta, güç çalışma koşullarına boyun eğmek zorunda kalmaktadırlar. Bu durum dayanılmaz hale gelmiş olmalı ki bazı sanatçılar isyan bayrağını sallamaya başladılar ve art but fair’de birleştiler.

Halkla sanat arasında oldukça çelişkili bir ilişki var. Kültüre değer veriliyor, müzik dinlemekten keyf alınıyor, resim ve heykelden anlamak itibar kazandırıyor, dünya edebiyatı ürünlerinden oluşan koleksiyonlar gurur kaynağı oluyor, tiyatro ve konser salonlarında görünmek kişiyi bir başkalaştırıyor ya da politik kabareler sanki bir eylemdeymiş gibi coşkuyla alkışlanıyor. Aslında hepsi kişisel keyif almaya ve toplumsal fark atmaya hizmet ediyor. Ancak aileden biri sanat dalıyla uğraşmaya kalkıştığında, hele de bunu ana meslek olarak seçtiğinde karın ağrıları başlıyor; sanat karın doyurmayan bir sergüzeştlik olarak algılanıyor. Hani ağustos böceği ve karınca hikâyesindeki gibi; sanatla uğraşanlar saz çalarken, çalışkan karıncalar ter döküyor… Sanatçılar tabi ki ağustos böceği değil, yazın saz çalıp kışın sırtüstü yatmıyorlar ama yine de ağustos böceği gibi karınlarını doyurmak için yardım isteyecek duruma geliyorlar.

Değişik gazeteler Aralık ayı başında sanatçıların kazandıkları saat ücretinin yasal asgari ücretin çok altında olduğunu yazdı. Örneğin bir ressamın yıllık ortalama geliri 12 bin Euro’nun altındaydı. Bir opera sanatçısı yılda 11.200 Euro kazanıyordu, yazarların durumu da gül bahçesi değildi; Alman Yazarlar Birliği Başkanı Nina George, 3000 adet satan bir romanın yazarına kazandırdığı saat ücretinin sadece 42 Cent olduğunu açıkladı. Serbest çalışan sanatçı ve yazarların sosyal sigortalarının koordinesi ve korunması için kurulmuş olan Sanatçılar Yardımlaşma Sandığı‘nın (Künstlersozialkasse) 185 bin üyesinin gelir durumuyla ilgili verdiği bilgi ise şöyle: Müzikle uğraşan bir sanatçının yıllık geliri 13.675 Euro, ressam veya plastik sanatla uğraşanlar yılda ortalama 16 bin Euro kazanıyor, ‚Wort‘ sözcüğü ile ifade edilen gazete köşe yazarları yılda 20 bin Euro’yla geçinmek zorundalar. Mesleğe yeni başlayanların yıllık gelirleri ise çalıştıkları alandaki ortalama yıllık gelirin 2000-5000 Euro’nun altında.

Ortalama gelirler oldukça aldatıcı; örneğin tanınmış bir sanatçı işi ve eserleriyle milyonlar kazanırken sanatçıların ezici çoğunluğu yaşayabilmek için meslekleriyle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir ek işte çalışmak zorundalar. Milyonlar kazananla, karnını doyuramayanın geliri toplanıyor ve bölme işlemiyle ortalama gelir belirleniyor.

Zaten mali açıdan zorluklar içinde yaşayan sanatçıların çalışma koşulları da çok kötü. Çoğu kısa süreli sözleşmelerle çalıştırılıyor, çok daha fazlası ihtiyaca göre işe alınıp sonra çıkarılıyor. Özel yaşamın planlanması imkansız. Ya tatildeyken bir iş çıkar da o olmadığı için başkasına verilirse? Ya sözleşmesi vaktinden önce sonlandırılır ya da uzatılmazsa? Bu belirginsizlik doğal olarak hoşnutsuzluğu da beraberinde getiriyor. Tiyatro oyuncuları, prova, sahneye çıkma ve gidilen yerlerdeki barınma koşullarından şikayetçi. Özellikle de geçici sözleşme ile çalışan sanatçılar işveren ve kalıcı sözleşmeli sanatçılarla ilişkilerindeki hiyerarşi, buyurganlık, itiraz edememekten rahatsız durumdalar. Sözleşmedeki kurallara uyulmuyor, saygısızlık, mobbing ve cinsel tacizle içiçe çalışılıyor. Serbest çalışanlar da kötü çalışma koşullarından şikayet ediyorlar ama geçici sözleşmelilerin karşılaştıkları zorlukların çok azını yaşadıklarını belirtiyorlar. Kalıcı sözleşmeli sanatçılar ise hem çalışma koşulları hem de gelirleriyle en iyi durumdalar.

Sanatçıların çoğu kötü koşullar ve düşük gelirlerle çalışmaya mecbur kalırken kültür ve yaratıcılık sektöründe ekonomik durum oldukça iyi. 2017 verilerine göre sektörde hem ciro hem de istihdam arttı. Ancak kazancın çoğu dijital alanda çalışanlarda, bilgisayar oyunları, reklamcılık, dizayn sanayi ve basından elde ediliyor. Yine de müzik, film, radyo, tiyatro, resim, plastik sanat alanlarında da işverenlerin karı oldukça arttı.

Sanat ve kültür alanında yaratıcı çalışma yapanların şikayetleri genellikle sanata gönül verenlerin zorluklara katlanması gerektiği cevabıyla savuşturuluyor. Örneğin müzik ve dans sanatçılarının, tiyatro ve film oyuncularının ücretsiz prova yapmaları normal karşılanıyor. Onlar da ellerinden gelenin en iyisini yapabilmek, işlerini sürekli hale getirebilmek için çoğu zaman boyun eğiyorlar. Ancak sanatçılar arasında baş eğmeyenler, bireysel değil örgütsel karşı çıkışla bazı şeylerin düzeltilebileceğine inananlar da var ve sayıları giderek artıyor. Film, tiyatro oyuncuları ve müzisyenler daha iyi çalışma koşulları ve daha iyi ücret için Art but Fair (Almanya’daki sanatçılar için adil çalışma koşulları için çalışan bir hareket) hareketinde birleştiler. Sanat alanındaki kötü durumu kamuoyu ve politik çevrelere açıklama, desteklerini alma çalışmaları yanında kültür politikası sorumluları, sanat okulları, tiyatro yönetimleri, film şirketleri vb. kurumlar için bir ‚kullanım kılavuzu‘ hazırladılar. Hedef iyi ücretlendirme, iyi eğitim ve çalışma koşulları, sanatçılarla kurumlar arasında karşılıklı saygıya dayanan ilişkilerin sağlanması. Art but Fair, şimdiki haliyle bile ortak çıkarların savunulup dayatılmasında ilk önemli adım olma özelliğini taşıyor.