Neupackt’ta işyeri temsilciliğini işçiler kazandı!

Hamburg’da geçmiş yıllarda uzun süreli hak mücadeleleriyle adını duyuran Neupackt firmasında işyeri temsilciliği seçimlerini işçilerin taleplerini savunan sendika listesi ezici çoğunlukla kazandı. 7 kişilik temsilciliğe sendika listesinden 6 kişi seçildi. BR Başkanı Murat Güneş, Neupackt’daki mücadelenin dünden bugüne tecrübesini gazetemize yazdı.

Murat Güneş*

Gazetemizde daha önce de Neupack fabrikasındaki sendikal çalışma ve mücadele ile ilgili bir çok haber yapıldı.

Neupack’ta sendikal mücadeleye 2002’de başladık. Dar bir arkadaş çevresiyle başladıüımız bu çalışmada öncelikle sendikamız IG BCE’ye üye kazanmaya çalıştık. Daha sonra bunu genişlettik. İşçilerin yüzde 50’sini sendikaya üye yapmayı başarmıştık. 40 yıllık bir fabrika olmasına karşın o zamana kadar hiç bir sendikal çalışma başarıya ulaşmamıştı.

Bu çalışmalarımız o dönem işvereni bayağı rahatsız etti. İlk işçi temsilciliğini kazandığımızda işveren ve adamları bizi sadece Türkiye kökenlilerin temsilcisi olarak göstermeye çalışarak etkimizi zayıflatmak istedi. Gerek o söylemleri kırmak, gerekse diğer uluslardan işçilerle ortak mücadeleyi ve dayanışmayı güçlendirmek için bir çalışma içine girdik. Uzun süreli bu çalışmalar sonunda işçilerin birliğini büyük oranda sağladık.

İşçilerle uzun süre görüşmelerden sonra şöyle bir hedef belirledik. O güne kadar fabrikada Toplu sözleşme ve sendikal hiç bir hak yoktu. Toplu sözleşme görüşmeleri yapabilmek için sendika ile birlikte hazırlıklara başladık. Uzun süre işveren ve sendika ile yaptığımız görüşmeler sonunda bu süreci başlattık ve işverenle masaya oturduk. İşveren genel anlamda kimya sendikasının toplu sözleşme yapamayacağı konusunda dirense de, buna rağmen özel işyeri anlaşmasına varıldı (Haustarifvertrag). İşveren bu görüşmelerde bizi 3 ay gibi bir süre oyaladı. Oyalamanın sonunda işverene baskı yapabilmek için uyarı grevlerine çıktık. Uyarı grevinin sonunda da işverenin o dönem herhangi bir adım atmaması üzerine grev oylaması yaparak grev kararı aldık. Bunu sendikaya bildirdik. Bunun üzerine sendikanın merkez yöneticileri bizimle görüşme talebinde bulundular. Görüştüğümüzde bizi eleştirmeye başladılar. Biz de sendika yöneticilerine okun yaydan çıktığını, greve çıkacağımızı belirttik. Israrcı olduğumuzu vurguladık. Sendikanın bize destek vermesi gerektiğini belirttik. 2012’nin 1 Kasım’ında greve çıktık. Grev 84 gün kesintisiz devam etti. Sendikanın dayatması ile birlikte dönüşümlü grev olarak devam ettik. Fiili olarak 2013 Mayıs ayının sonuna kadar devam etti. Bu süreçte dönüşümlü grevi bize dayatan sendika bürokratlarının asıl amaçlarının grevi sonlandırmak olduğunu anladık.

Grevin başlangıcında sendika üst yöneticilerinin bize yaklaşımı samimi gibi görünse de belli bir süre sonra durumun hiç de öyle olmadığını gördük. 9 ay boyunca fabrikada büyük mücadeleler oldu. Başta DİDF -Hamburg ve Yeni Hayat gazetesi ile o dönem yayın yapan Hayat TV olmak üzere, fabrikanın çevresinde bulunan işyerlerinden, semt halkından, Hamburg’da bulunan değişik sendikalarda örgütlü olan işyerlerinden işçilerden ve mücadeleci sendikacılardan, kentin sanatçılarından, demokratik kurumlarından büyük destek ve dayanışma gördük.

Bu süreç içerisinde işveren işçileri sindirmek için birçok yönteme başvurdu. Mücadelenin önünde olan işçilere karşı davalar açarak mahkeme kararları ile bizleri işyerinden uzaklaştırmaya çalıştı. Grev süresince de bu yöntemlerle grevi kırmaya çalıştı. Başarılı olamayacağını anlayınca Polonya‘dan grev kırıcı olarak taşeron işçiler getirdi. Bu duruma karşı koyabilmek için işçi arkadaşlarımız ile bu durumu birlikte değerlendirdik. Polonya’dan gelen işçilerin de bizim sınıf kardeşlerimiz olduğunu, onlarla diyaloğa geçerek haklılığımızı anlatmaya çalıştık. İşveren ise bizi Polonyalı işçilerle karşı karşı getirmeye çalışarak provokasyon yaratmaya çalıştı. Biz bu arkadaşları sendikaya üye yaparak sendikal mücadeleye kazandık. Bunun sonunda bugün geldiğimiz noktada Polonyalı işçi arkadaşlarımızdan 3 arkadaşı işyeri temsilciliği seçimlerinde sendika listesine alarak birlikte seçime girdik. Seçimlerin sonucunda 7 kişilik işyeri temsilciğine 6 kişi sendika listesinden seçildi.

Bu dönemde Polonyalı işçi arkadaşlarımız da işverenin gerçek yüzünü anladılar. ‚Hak verilmez alınır‘ sözünden yola çıkarak bizimle birlikte mücadele etmeye karar verdiler.

Bu günden o güne baktığımızda 9 ay süren grevin ardından maddi olarak çok küçük kazanım elde etsek de, mücadele açısından önemli deneyim ve tecrübeye sahip olduk. Hedeflediğimiz toplu sözleşmeyi gerçekleştirmedik belki ama, aslında mücadelemiz burada sonlanmadı, sadece bir virgül koyduk. Biz işçiler olarak noktayı koymadan hiç kimse bu hak alma mücadelesine noktayı koyamaz!

O dönem birçok kesim grevi sonlandırdığımız için bizi eleştirmeye çalıştı. Biz bu süreci yeniden bir güç toplama süreci olarak değerlendirmeye çalıştık. Bizim işyeri işçi temsilciliği seçimlerinin sonucu o dönem verdiğimiz kararın isabetli olduğunu göstermiş oldu.

Önümüzdeki dönem fabrika içerisindeki örgütlülüğümüzü güçlendirerek, 2012’deki taleplerimize yenilerini ekleyerek TİS’i tekrar gündemimize alacağız ve iş koşullarımızı, haklarımızı daha iyi bir noktaya getirebilmek için koyduğumuz virgülden itibaren mücadelemize devam edeceğiz.

İşverenin saldırı ve sindirme politikalarının ardı arkası kesilmiyor, kesilmeyecek. Ancak şu ana kadar birliğimizi koruyarak bunları boşa çıkarttık. Geçmişteki tecrübelerimizden yola çıkarak, o dönem yaptığımız bazı hataları bugün yapmama gayreti içinde olacağız. Başaracağımıza inanıyoruz.

*Hamburg Neupack İşyeri Temsilciliği Başkanı