Opel’de feragat dönemi!

Fransız PSA tarafından yutulan Opel’de işyerleri yok edilecek, ücretler dondurulacak. Anlaşıldığı kadar oyun daha bitmedi, en geç 2023 yılında bir seans daha oynanacak. IG Metall ve işyeri temsilciliği “işyerleri ve fabrikalar güvende” diye göğüslerini geriyorlar. Oysa yapılan anlaşma Eisenach’daki fabrikanı taksit taksit kapanmasını içerdiği gibi Kaiserslautern’deki fabrikanın ne olacağı konusunda fikir bile vermiyor!

SERDAR DERVENTLİ

“Opel’de işyerleri ve fabrikalar yeniden güvenceye alındı. Artık Opel işçileri geleceğe yeniden güvenle bakabilecekler.” Bu sözler IG Metall Genel Başkanı Jörg Hofmann’a ait.

IG Metall ve PSA/Opel tarafından yapılan açıklamalarda, tekelin işçilere iş güvencesi, fabrikalar için yatırım güvencesi verdiğini ve böylece tüm üretim merkezlerinin geleceğini güvenceye alındığı bildirildi. Buna göre Rüsselsheim, Kaiserslautern, Eisenach, Bochum ve Dudenhofen’da sorunlar sona erdi.

En azından PSA/Opel yönetimi, IG Metall ve İşyeri Temsilciliği böyle bir tablo çiziyorlar. IG Metall tarafından yapılan açıklamada, “Üzerine anlaşma sağlanan köşe noktalarına göre (“Eckpunkte” yani imzalanan bir sözleşme dahi yok!) en fazla 3700 işyeri yok edilecek, ve bu sadece gönüllük temelinde gerçekleşecek: Kısmi emeklilik, erken emeklilik ve tazminatlı çıkış.”

Yani bu “süper” anlaşmaya göre geriye 15 bin 800 işçi geriye kalacak… Ama buda tam gerçeği yansıtmıyor. Nitekim bu rakamlar içinde Opel bünyesinde çalışan kiralık işçiler ve taşeron firma işçileri yok. Bu işçilerin ne olacağı hiç gündeme bile gelmiyor!

OPEL BOCHUM UNUTULMADI!

Opel işçileri artık kendilerine sunulan “iş güvencesine” itibar etmiyorlar. Son 20 yıldır defalarca “iş güvencesi” verilen sözleşmeler imzalanmasına karşın on binlerce Opel işçisi değişik yollardan işten çıkartıldı.

Tazminat, erken emeklilik, paralı çıkış… Opel Bochum’da olduğu gibi! Üretimin en yoğun olduğu, yıllık 250 bin arabanın üretildiği yıllarda Bochum’da 20 bin işçi çalışıyordu. Ardından tekel genelinde yaşanan krizle birlikte işten atmalarda başladı. 2004’e kadar defalarca paralı çıkışlar işçi çıkartan tekel yönetimi 2003 yılında bu sayıyı 10 bin 800 işçiye kadar düşürmüştü.

2004 yılında fabrikayı tümden kapatacağını açıklayan dönemin GM/Opel patronları işçilerin yoğun bir mücadelesiyle karşı karşıya kalmışlardı. İşçilerin tabandan örgütlenmeyle başlattıkları mücadele karşısında tekel yönetimi geri adım atmak zorunda kalmıştı. IG Metall ise grevi sürdürmek, diğer Opel fabrikalarıyla birlikte geniş bir mücadeleyi örgütlemek yerine işçilere bir oyun oynayarak grevi zamansız sona erdirmişti. Sonuçta fabrika hemen kapanmamış ama taksit taksit kapatılması için her türlü önlem alınmıştı. Nitekim 2011 yılına gelindiğinde Bochum’da çalışanların sayısı 5 bin 1707e ve 2014’de 3 bin 500 işçiye düştü.

5 Aralık 2014, Cuma günü saat 00.30’da Bochum’da son araç olan gri renkte bir Zafira modeli üretildi. Ardından makineler, bantlar kapatıldı! 2 bin 700 işçi, 1 Ocak 2015’de Opel, Bochum belediyesi ve eyalet yönetiminin ortak kurduğu “transfer şirketine” iki yıllığına devredildiler. Bugün Bochum’da sadece Opel’in yedek parçalarının dağıtımını yapan, 700 kişinin çalıştığı bir şirket var.

2014 yılında IG Metall ve General Motors arasında yapılan müzakerelerde Rüsselsheim, Kaiserslautern ve Eisenach’daki fabrikalar için 2020 yılına kadar üretim güvencesi üzerine anlaşma sağlandı. Ayrıca bu fabrikalar için 2018 yılı sonuna kadar iş güvencesi de verilmişti. 2018 yılının daha ortasında olmamıza karşın yeni müzakereler, yeni anlaşmalarla işçi kıyımı ve ücretlerden feragat dayatılıyor.

ŞİRKETE GÜVEN ZATEN YOK, SENDİKAYA GÜVEN AZALIYOR!

Dolayısıyla tekel yönetiminin sözlerine, verdiği vaatlere işçiler inanmıyor. İşçiler yaptıkları tüm fedakarlıklar, ücretlerden ve diğer ek ödemelerden feragatler karşılığında hiçbir şey elde edemediler. Ama mücadele ettiklerinde haklarını da korudular, yeni haklarda elde ettiler.

Bugün Almanya’daki otomobil işçileri arasında en düşük ücreti Opel işçileri alıyor. İşyerlerini güvenceye alma adına IG Metall ve tekel yönetimi arasında imzalanan sözleşmeler gereği tüm metal işçilerinin TİS dönemlerinde aldıkları ücret zamları ya hiç ya da birkaç yıl sonra ödendi.

Ama durum böyle olunca işçilerin sendikaya olan güvenleri de azalıyor. Üzerine anlaşmaya “köşe noktalarına” göre tüm metal işçilerine bu yıl ödenen %4,3’lük zam Opel işçilerine daha sonra ödenecek (ne zaman belli değil!), 2019’dan itibaren ödenmesi öngörülen “sözleşmeli ek ücret”¹ (“Tarifliches Zusatzgeld” = T-ZUG) ve “400 € ek ücret” 2019-2023 arası ödenmeyecek! Bu ise ortalama olarak Opel işçilerinin yıllık 1500 Euro net ücret kayıpları olacağı anlamına geliyor!

Tüm bu gerçekler yaşanırken IG Metall’in genel başkanı Hofmann, “Opel güçlü bir Alman markası kalmalı. Salı günü elde edilen sonuçla tüm üretim merkezlerinin geleceği güvenceye alındı. Artık Opel işçileri de geleceğe yeniden güvenle bakabilecekler” demesi, Opel işçilerini ikna etmiyor.

Birleşik İşyeri Temsilciliği (GBR) Başkanı Wolfgang Schäfer-Klug’un, “Nihayet uzun süredir talep ettiğimizi elde ettik. Çalışanlar için önümüzdeki beş yıl için işten çıkarmaya karşı korunma yoluyla güvence, tüm Alman üretim merkezlerinin geleceğini güvenceye alan yatırımlar. Şimdi artık işyerine yeniden sükunet gelebilir” sözleri de işçilerle alay eder gibi!

3700 işçi çıkartılacak, yani bu işyerleri gelecek kuşaklar içinde yok olacak. Ücretler pratik olarak dondurulacak (artan enflasyonla birlikte gerçek ücretler düşecek!), haklar gasp edilecek ama Schäfer-Klug, “işyerine yeniden sükunet gelecek” diye seviniyor!

Diğer yandan Eisenach’daki fabrikanın geleceği belirsiz. Şimdiye kadar üretilmesi vaat edilen tek bir model var, “Grandland X”, ama tek bir modelin üretildiği bir fabrikanın geleceği olmadığını herkes biliyor. Ve bu model piyasada tutmazsa… O zaman ne olacak? Peugeot 3008 modeliyle aynı platformda üretilen Grandland X modeli gerektiğinde, üretim sayısı düştüğünde Fransa’daki Sochaux fabrikasında üretilebilecek.

Bugün motor üretimi yapılan Kaiserlautern’in ne olacağı da belirsiz. IG Metall bu konuda kendilerine hiçbir şey söylenmediğini açıktan söylerken, PSA/Opel yönetimi, “zamanı gelince planlarımızı açıklayacağız” diyor. Yani bu fabrikanın geleceği de belirsiz.

HEP BİRLİKTE MÜCADELE

Tekel yönetiminin saldırılarına karşı “Biz Opeliz” (“Wir sind Opel”) pankartlarıyla sözde eylem yapmanın sonuç getirmediği yıllardır görülüyor. Ana şirketin adı ne olursa olsun, araçların üzerindeki amblem kime ait olursa olsun piyasalardaki dalgalanmanın, araç satışlarındaki gerilemenin faturası hep işçilere çıkartılıyor. Geçmişte olduğu gibi bugünde binlerce işçi çıkartılarak, hakları gasp edilerek kâr marjı yükseltilmek isteniyor.

PSA tekelinin bu saldırılarıyla sadece Almanya’daki Opel işçileri karşı karşıya değiller. Başta Fransa olmak üzere tekelin tüm fabrikalarında benzeri saldırılar gündemde. Tekelin bütününde 90 bine yakın işçi çalışmakta. Faurecia gibi yan şirketlerde bu sayıya dahil edildiğinde PSA tekeli bünyesinde 200 bine yakın emekçi çalışmakta. Yani çok ciddi bir güç!

Ama bugün PSA şefleri işçileri bölmek için her türlü yolu denerken sendikaların şefleri benzer bir yoldan gidiyorlar! IG Metall “Opel güçlü bir Alman markası kalmalı” derken, CGT ise “Fransa’daki üretim merkezlerini koruyalım” diyor. Diğer ülkelerdeki sendika bürokratları çok farklı bir pozisyon içinde değiller, onlar “kendi fabrikalarını” düşünüyorlar!

Biz ne “Opeliz” ne de “PSA’yız”, biz işçiyiz ve iş gücümüzden başka bir şeyimiz yok. Bu gerçeği tüm işçilerin kavraması için çaba harcadıkça, PSA tekelinin diğer ülkelerdeki işçileriyle ilişkiye geçip birlikte mücadeleyi örgütlediğimizde patronların gücü karşısında feragat etmekten kurtuluruz!

¹Bireysel aylığın %27,5’i dolayında, her yıl bir defa “sözleşmeli ek ücret” (“Tarifliches Zusatzgeld” = T-ZUG) ödenecek. Yıllık 13,2 ay (12 ay + izin ve Noel paraları için 1,2 ay hesaplanıyor) ücret ödemesi üzerinden aylık ortalama %2 ücret artışına tekabül ediyor.


 PSA tekelinin beklentileri ve planları

PSA (Peugeot/DS/Citroën) tekeli Opel’i devralırken çok ince hesaplar yapmıştı. Bugün Opel işçileri bu “ince planları” hissetmeye başladılar. Ama tekelin planları bunlarla sınırlı değil. PSA tekelinin planlarıyla ilgili bazı ipuçlarını gazetemizde 27 Haziran 2017’de (bkz.: www.yenihayat.de/2017/06/27/opel-iscileri-tedirgin/) yayınlamıştık. Mücadele yanlısı Opel işçilerine bunları birkez daha hatırlatmakta fayda var:

ÜRETİMİ KAYDIRMA OLANAĞI

PSA ve Opel modellerinin benzer olması sadece tedarik açısından tekelin işine gelmiyor. Aynı zamanda fabrikalar arası rekabeti artırmanın da bir aracı olarak kullanılacak. Örneğin bugün Eisenach ve Zaragoza’da (İspanya) üretilen Corsa’nın yeni modeli PSA platformu üzerinde üretileceği için bu modeli üretmek için dört fabrika daha var. Veya İnsignia platformu üzerinden üretilecek yeni SUV modelinin PSA’nın Citroen modellerinin üretildiği fabrikalarda da üretmek mümkün olacak.

Benzeri bir rekabet durumu Araştırma ve Geliştirme (AR-GE) bölümü için de geçerli. Bugün Rüsselsheim’de 7 bin ve Turin’de (İtalya) 650 mühendis Opel bünyesinde AR-GE çalışmaları sürdürüyor. PSA’nın değişik tesislerinde 13 bin mühendis ARGE çalışmaları sürdürüyor. Kısacası bu alanda da rekabet son derece artacak.

KÂR MARJI

PSA/Opel şefi Carlos Tavares, kendisine Haziran 2017’de, Opel işçilerinin iş güvencesi konusunda sorulan soruya, “Eğer Opel kârlı çalışırsa o zaman kimsenin korkmasına gerek yok” diye yanıt vermişti. Opel yöneticilerinden, 2017’de araba başına 200 Euro zarar eden şirketin kâr marjını nasıl artıracağına yönelik bir plan sunması bekleyen Tavares, 2020 yılında yeniden kâr edilmesini, 2026’da ise kâr marjının %6 olmasını istiyor.

Kâr marjı konusunda ne kadar ciddi olduğunu Tavares, PSA tekelinin başına geldikten sonra gösterdi: 2014 – 2016 arası 30 bin işçiyi işten çıkartan, iki fabrika kapayan Tavares, tasarruf hedefine ulaşmak için –değişik yöntemlerle- her yıl 2 bin işçi çıkarmayı sürdürecek.

Bu yöntemlerle kâr marjını 2016’da %6’ya çıkaran Tavares, 2017 sonunda ise bu oranı Peugeot, DS ve Citroën markaları için birlikte %7,3’e çıkardı. “Ama işin içine Opel’i katınca kâr marjımız %6,1’e geriliyor. Buna seyirci kalamayız” diyor.

PSA’DA KİRALIK İŞÇİ VE ESNEK ÇALIŞMADA SINIR YOK

Kâr marjını artırmak için PSA elindeki tüm olanakları kullanıyor. Örneğin Faurecia. Dünya genelinde 330 üretim tesisi olan Faurecia’nın bünyesinde 100 bine yakın emekçi çalışıyor. PSA’ya ait olan Faurecia kendi fabrikalarında otomobil yedek parçalarını taşeron firma olarak ürettiği gibi değişik otomobil tekellerinin içinde de taşeron üretim yapıyor. Faurecia, Almanya’da yaklaşık 7 bin emekçiyle VW, Ford, Daimler, Audi gibi otomobil tekelleri için “Just in Time” (“tam zamanında”) üretim yapıyor.

Faurecia ayrıca işçi de kiralıyor. Örneğin PSA’nın Sochaux fabrikasında Faurecia üzerinden 2 bin 500 kiralık işçi çalışmakta. Bu da tüm çalışanların %22’sine tekabül ediyor. Bu işçiler sadece Cuma-Pazar arası 29 saat (günde 9,6 saat!) çalışmaktalar.

Görüldüğü gibi PSA tekeli kâr marjını artırmak için her türlü yola başvuracak; işçilerin ücretlerinin düşürülmesi, çalışma koşullarının esnekleştirilmesi ardından veya buna paralel olarak ikinci bir saldırı dalgası da kiralık ve taşeron işçilerin üretim sürecine daha fazla dahil edilmesiyle yaşanacak. (YH)


PSA, İran’dan çekiliyor

Fransız otomobil tekeli PSA, İran’dan çekileceğini duyurdu. 4 Haziran akşamı Paris’te yapılan açıklamada, tekelin İran’da sahip olduğu iki ortaklıktan çekildiği ve ülkede üretim yapmayacağı gibi araçlarını da pazarlamayacağını açıkladı. Böylece PSA, ABD’nin baskıları karşısında ilk geri adım atan şirketler arasında yerini almış oldu. Bilindiği gibi ABD, İran ile imzalanan atom sözleşmesini tek taraflı iptal etmiş ve bu ülke ile ticaret yapan tüm şirketlere dünya genelinde yaptırımlar uygulamakla tehdit etmişti. Fransız otomobil şirketi için İran en önemli ülke pazarı konumundaydı. (Paris YH)