Memurlara grev hakkı yok!

Almanya’da devlet memurlarına grev yasak kalmaya devam edecek. GEW, BVG’nin kararını, “demokrasi ve insan hakları için kara bir gün” olarak değerlendirdi. AB antlaşmalarına göre devlet memurlarının da grev hakkı olduğunu belirten GEW, Almanya’da buna uyulmaması anlaşılmaz olarak değerlendiriyor. Sendika, AB düzeyinde mahkemeye başvurup vurmayacağına önümüzdeki haftalarda karar verecek.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (GEW) Başkanı Marlis Tepe için 12 Haziran 2018 günü, “demokrasi ve insan hakları için kara bir gün” olarak tarihe geçecek. Federal Anayasa Mahkemesi (BVG), GEW’nin devlet memurlarının grev hakkıyla ilgili yaptığı başvuruyu geri çevirdi.

ÖRGÜTLENMENİN DE SINIRLARI VAR…

GEW, anayasa mahkemesine başvurusunda tüm çalışanların örgütlenme hakkı olduğunun ve bu hakkın grev hakkını da içerdiğini tespit edilmesini istiyordu. GEW, başta kendi örgütlenme alanındaki öğretmenler olmak üzere devlet memurlarının örgütlenebildiklerini ama grev hakkından mahrum oldukları için sürece aktif müdahale edememelerinin kabul edilmez bir insan hakları ihlali olduğunu belirtirken, değişik AB ülkelerinde devlet memurlarının pekala grev haklarının olduğuna dikkat çekiyordu.

BVG ise aldığı kararda “örgütlenme özgürlüğünü belirleyen yasanın (Alman Anayasası, 9. Maddenin 3. Bendi -Art. 9 Abs. 3 GG) memurların grev hakkıyla ilgili sınırların, devlet memurluğu mesleğinin beraberinde getirdiği geleneksel ilkelerde (“hergebrachten Grundsätzen des Berufsbeamtentums”) görülebileceğine” hükmetti.

“Mahkeme aldığı kararla şimdiye kadar geçerli olan hukuksal anlayışı sağlamlaştırıyor ve gerçekte geçmiş yüzyıla dönüyor. Federal İdari Mahkeme (BVerwG), söz konusu davada Alman yasalarıyla uluslar arası yasalar arasında çelişkiler gördüğü gibi mahkeme kararlarının da uluslar arası verilen kararlarla çeliştiğini belirtmişti. Ama BVG, bunların hiçbirin görmüyor” diye BVG kararını eleştiren Tepe, sendikasının kısa sürede kararı değerlendirip atılması gereken adımlar üzerine karar vereceğini bildirdi.

Kararın sadece öğretmenleri değil bütün devlet memurlarını ilgilendirdiğini ve grev hakkından mahrum bıraktığını söyleyen Tepe, “Bu aynı zamanda özelleştirilen devlet işletmelerinde hala çalışan devlet memuru statüsünde olanları da kendi çalışma koşullarının iyileştirilmesi için verilen mücadelelere katılmalarını engelliyor” dedi.

Bilindiği gibi demiryolları, posta ve telefon işletmeleri gibi devlet kurumları özelleştirildiğinde burada çalışan devlet memurları da özel şirketlere devredilmişlerdi. Bu kesim emekçilere ömür boyu iş güvencesi verildiği için işten atılamıyorlar ancak çalışma koşullarının kötüleştirilmesine karşı da mücadele edemiyorlar.

NAFAKA VERİYORUZ YA!

BVG’nin kararını dayandırdığı “geleneksel ilkelerden” Alman Anayasası’nın 33. Maddesini 5. Bendinde de (Art. 33 Abs. 5 GG) söz ediliyor. Fakat bu maddede grev yasağı olmaması bir yana modern bir devlet anlayışına uymayan tarzda, “devlet memurluğu mesleğinin beraberinde getirdiği geleneksel ilkeler gözetilerek kamu hizmeti hakkı sürekli geliştirilmeli” deniyor. Ve bu “ilkeler” şimdiye kadar sadece hâkimler ve hukukçular tarafından geliştirildi, bu konuda hiçbir parlamento kararı bulunmuyor.

18. yüzyılın sonlarına doğru ilk kez gündeme gelen “devlet memurluğu” (ki o zaman devlet hizmetkârından söz ediliyordu) mesleği ilerleyen yıllarda sürekli hâkimler ve hukukçular tarafından “geliştirildi” ve “yorumlandı.”

Buna göre devlet, hizmetkarına bulunduğu mevkie yaraşır bir düzeyde nafaka vermekle yükümlü (“Alimentationsprinzip”) , hizmetkar olan kişi de devlete sadakat yükümlülüğü (“Treuepficht”) altındaydı. Bu “geleneksel ilkeler” aynı zamanda devlet memurlarının, devletin çıkarlarını her şeyin üstünde görmesini (yasalar, demokrasi..) sağlaması hedefleniyordu.

Almanya’da artık başvurulacak bir mahkeme kalmadığı için GEW sendikasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurması bekleniyor. (YH)