Sığınmacılar hakkında yalanlar ve gerçekler

Federal Çalışma Ajansı’na bağlı İş Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü (IAB) tarafından verilen bilgiye göre sığınmacılar arasında işsizlik oranı yüzde 41,5. Bu da yüzde 60’a yakınının bir işte çalıştığı anlamına geliyor. Enstitü, Mart 2018’de 223 bin sığınmacının daha sigortalı bir işte çalışmaya başladığını da bildirdi.

2015’ten beri sığınmacılar üzerinden sürdürülen düşmanca propaganda devam ediyor. Ülkeleri yerle bir edilen, başka bir ülkeye göç ermekten başka çareleri kalmayan 10 milyona yakın Suriyeli bugün Suriye dışında yaşamak zorunda bırakılmış. Bunların 3 milyona yakını Türkiye’de, 2,5 milyona yakını Ürdün ve diğer komşu ülkelerde yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Bu büyük trajedinin asıl nedeninin ise, Batılı emperyalist devletler ve onların bölgedeki işbirlikçilerinin Suriye’de rejimi radikal dinci örgütler eliyle değiştirmek olduğu biliniyor.

Trajedinin bu yanı bir yana bırakıldığında sanki Suriyeliler, Afganistanlılar, Iraklılar, Libyalılar ve diğer ülkelerden insanlar “keyif için yerlerini yurtlarını terk ediyorlar” algısı yaratılıyor.

Bugüne kadar sığınmacılara karşı yürütülen düşmanca politikalar yetmiyormuş gibi Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer, sığınmacılar politikasını daha da sertleştirmek için 63 maddelik yeni bir “Masterplanı” hazırladı.

AB’den ayrı bir sığınma politikasının izlenmesini, komşu ülkelerden gelenlerin anında geri gönderilmesini içeren düzenleme şimdilik Başbakan Angela Merkel tarafından rafa kaldırıldı. Ancak, bu Seehofer ve partisi CSU’nun vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Zira, eylül ayında Bavyera’da yapılacak parlamento seçimleri öncesinde sığınmacılar konusunun ağırlıklı olarak kullanılacağı ifade ediliyor. Böylece AfD’nin yüksek oy almasının önüne geçilmek isteniyor. Başka bir deyişle Bavyera’da AfD’nin talep ve söylemlerini CSU üstlenmeye hazırlanıyor. Bunu yaparken de pek çok gerçek ters yüz ediliyor elbette.

KAÇ SIĞINMACI GELDİ? ŞİMDİ NE YAPIYORLAR?

Sermaye basını ve partileri sığınmacılar konusunda sürekli çarpıtmalarda bulunurken Federal Çalışma Ajansı, son yıllarda Almanya’ya gelen sığınmacıların neredeyse yarısının bir işte çalışarak geçimini sağladığını açıkladı. Resmi verilere göre Almanya’da “sığınmacı” statüsünde 900 bin insan yaşıyor. Bunların beşte biri beş altı yıl yıldır Almanya’da. Yani, 2015’deki gelişmelerden önce Almanya’ya gelmiş. 31 Aralık 2017 itibariyle ülkede yaşayan 725 bin sığınmacı Suriye ve Irak’tan gelmiş ve uluslararası Cenevre Sözleşmesi çerçevesinde iltica talebinde bulunmuş. Bu gruptakilerin oturum hakkı geçici olduğu için ailelerini yanlarına aldıramıyor. Ülkede çoğunluğu Afganistan’dan olmak üzere 73 bin 400 sığınmacı ise sınırdışı edilemiyor. 40 bin sığınmacı iltica başvurusu beklerken, 89 bin sığınmacı ise hastalık, belge eksikliği gibi nedenle geçici oturum (Duldung) ile yaşamını sürdürüyor.

DİL KURSU, İLTİCA YURDU VE İŞYERİ ÜÇGENİ

Gelen sığınmacıların ezici bir bölümü dil bilmediği için gösterilen kurslara katılıyor. Bir kısmı gidecek kurs zamanını bekliyor. Federal Çalışma Ajansı’na bağlı İş Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü (IAB) tarafından verilen bilgiye göre, sığınmacılar arasında işsizlik oranı yüzde 41,5. Bu da yüzde 60’a yakının bir işte çalıştığı anlamına geliyor. Enstitü, Mart 2018’de 223 bin sığınmacının daha sigortalı bir işte çalışmaya başladığını da ekledi. Böylece çalışan sığınmacı sayısı 2017’ye göre yüzde 60 artmış oluyor.

Enstitü, daha önce sığınmacılar arasında çalışanların oranının yüzde 8’de kaldığını, ancak son beş yıl içerisinde yarısının bir iş bulduğuna dikkat çekerek, sığınmacıların sosyal kasaları boşalttığı şeklindeki iddiaların gerçeği ifade etmediğine işaret ediyor.

Yine verilen bilgilere göre 2015-2017 yılları arasında meslek eğitimi yapan sığınmacı genç sayısının dört kat artarak 27 bin 800’e çıktığı vurgulandı.

İLTİCASI REDDEDİLENLERİN DURUMU ZOR

Almanya’daki sığınmacılar arasında durumu en zor alan ise iltica başvurusu olumsuz sonuçlananlar. Her an sınır dışı edilmeyle karşı karşıya olan bu grupta yer alanların çoğu öncelikle mahkemenin kararına itiraz ediyor. Suriye ve Irak’tan gelenlerin yüzde 60’ının itirazı genellikle iltica daireleri tarafından olumlu karşılanıyor. Ancak bu süre en az 8 ay sürdüğü için pek çok sığınmacı belirsizlik ve perişanlık içinde yaşamını sürdürmeye çalışıyor.

Bütün bunlar sığınmacıların durumunun ileri sürüldüğü gibi çok iyi olmadığını gösteriyor. En önemlisi de, gelen sığınmacıların önemli bölümünün Almanya’da düşük ücretli işkollarında çalıştırılıp, sömürülüyor olması.


Almanya’ya aile birleşimi eleştirisi

Almanya’nın Suriye ve Irak’tan gelen ve geçici oturum izni alan (subsidiär) sığınmacılara aile birleşim izni vermemesi sığınmacılara yardım örgütü Pro Asyl ve Birleşmiş Milletler Sığınmacılar Yüksek Komiserliği (UNCHR) tarafından eleştirildi. UNCHR Almanya temsilcisi Roland Bank Federal Parlamento İçişleri Komisyonu’nda yaptığı açıklamada aile birleşim kriterlerinin basit olması gerektiğini ifade etti. Pro Asyl temsilcisi Bellinda Bartolucci de, hükümetin ayda sadece bin kişiye aile birleşim hakkı vermesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

CDU/CSU-SPD koalisyon hükümeti tarafından alınan kararda, yılda en fazla 12 bin kişinin aile birleşim yoluyla Almanya’ya geleceği kararlaştırılmıştı. Bir yılda gelecek sığınması sayısı ise 220 bin olarak belirlenmişti.