Avrupa’ya hoş geldiniz

Avrupa Birliği Mülteci Zirvesi’nde alınan kararlarla ilgili olarak Sol Parti milletvekili ve parti meclis grubu içişleri politikası sözcüsü Ulla Jelpke’nin Junge Welt gazetesinde yayımlanan yorumu.

Ulla Jelpke*/Junge Welt

AB Mülteci Zirvesi’nin ana sonucu mültecilerin püskürtülmesi için yeni duvarlar ve kamplardan oluşan kompleks bir sistem kurmak oldu. Mülteci yardım örgütü Pro Asyl iltica hakkına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne yeni bir saldırıdan söz ediyor.

AB devlet ve hükümet başkanları uzun süren tartışmalarının sonunda, Akdeniz’de yakalanan mültecilerin ülkelerine ya da Avrupa dışındaki kamplara gönderileceği “karaya çıkarma platformları” kurulması konusunda anlaştılar. Avrupa Komisyonu, bu konuda acilen bir konsept hazırlayacak. Birleşmiş Milletler Mülteci Yardım Örgütü (UNHCR) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM) konsepte destek sunacaklarını açıkladılar. İki örgüt de Akdeniz’de yakalanan mültecilerin Avrupa dışında kurulacak mülteci kamplarında toplanıp iltica başvurularıyla ilgili kararın orada alınmasını olanaklı görüyor.

AB, bu bağlamda Libya sahil güvenlik teşkilatıyla ortak çalışmayı daha da güçlendirecek. Zirvede alaycı şekilde Libya sahil güvenlik güçlerinin çalışmasının rahatsız edilmemesi çağrısı yapıldı. Bu çağrı, Akdeniz’de mültecileri hem boğulmaktan hem de Libya sahil korumadan kurtaran sivil kurtarma ekiplerine yönelik bir tehdit anlamını taşıyor. Libya sahil korumanın Akdeniz’de yakaladığı mültecileri insanlık dışı koşullara sahip kamplara getirdiği, işkence, tecavüz ve kurşuna dizmelerle karşı karşıya bıraktığı biliniyor. Almanya Dışişleri Bakanlığı diplomatları bile kamplardaki durumun faşizm dönemindeki toplama kamplarındakiyle neredeyse aynı olduğunu belirtmekteler.

Şimdiye kadar AB dışında başka bir ülke kendi topraklarında bu türden “karaya çıkarma platformlarının” kurulmasını kabul ettiğini açıklamadığından B planına göre davranılacak ve AB ülkelerinde, gönüllülük temelinde, mültecilerin toplandığı kontrollü kamplar kurulacak. Kampların donanımıyla ilgili ayrıntılı bir karar yok, gönüllü AB ülkeleri bunu istedikleri gibi yapabilecekler. Mültecilere yönelik politikası açık olan Macaristan ya da İçişleri Bakanı Matteo Salvini (Liga) faşist gelenekten gelen İtalya’da kurulabilecek kampların nasıl biçimlendirileceği şimdiden tahmin edilebilir.

AB sınır koruma polisi Frontex‘in güçlendirilip ek bir görev üstlenmesi de kararlaştırıldı. Mültecileri AB’den uzak tuttuğu için Recep Tayyip Erdoğan’a 3 milyar Euro ek yardım sözü verildi. Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in gündeme getirdiği Dublin Sözleşmesi veya İkincil Göç bağlamlı diğer AB ülkelerine göç konusunda da her ülkenin her türlü iç hukuku ve idari işlemleri yürürlüğe sokabilmesi kararı alındı.

Seehofer şimdiye kadar, AB Zirvesi’yle ilgili herhangi bir yorumda bulunmadı. Pro Asyl yöneticisi Günter Burkhardt; „AB’nin hak ve hukukun olmadığı bir bölge ve umutsuzluk kampları kurmayı planladığı“ eleştirisini getirirken Sol Parti Meclis Grubu eş başkanı Sarah Wagenknecht, „insanlığın iflasından“ söz etti.

Çeviren: Semra Çelik