NSU kararı ne anlama geliyor?

German Foreign Policy

Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü NSU’nun 2000-2007 yılları arasında, göçmenler arasında korku yaymak için 9’u göçmen biri Alman polis olmak üzere 10 kişiyi öldürdüğü cinayetler dizisi ile ilgili dava büyük tepki ve eleştiriler arasında sonuçlandı. NSU cinayetlerinin önemli destekçilerinden biri sadece 2.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı, polise boş bira şişesi atıp onu hafif yaralayan bir gence verilen ceza bile bundan fazlaydı. Gözlemciler, NSU’nun üç kişilik bir örgüt olmadığını, muhtemelen bazı NSU katillerinin serbest dolaştığını tahmin ediyorlar. Alman istihbarat teşkilatlarının rolü ise karanlıkta. Uluslararası Af Örgütü, soruşturmanın bilinçli olarak yanlış yönlendirildiğini ifade ederek kurumsal ırkçılık eleştirisi getiriyor.

BÜYÜK KUŞKU
Sadece karar değil, soruşturmalar da sürekli eleştiri konusu oldu. (İktidar ortağı) Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) Partisi eski milletvekillerinden Clemens Binninger, NSU’nun sadece üç kişiden ibaretmiş gibi gösterilmesinden büyük kuşku duyduğunu, bazı NSU katillerinin serbestçe dolaştıklarına inandığını bildirdi. Soruşturmalar sırasında NSU çevresinin sadece beşte birinden DNA örneği alınması, 27 olay yerinde anonim DNA izi bulunması ve bu izlerin arasında Mundlos ve Böhnhardt’a ait tek bir izin bulunmaması kuşkuları daha da arttırdı. 9 Haziran 2004’te Keup Strasse’de gerçekleştirilen çivili bomba saldırısıyla ilgili olarak İngiliz Scotland Yard örgütü, kullanılan bombanın 24 Nisan 1999’da Londra’nın doğusunda ırkçı saldırı yapan David Copeland’ın kullandığı bombalarla benzer olduğunu bildirmesine rağmen ciddiye alınmaması, Neonazi çevrelerin soruşturmaya dahil edilmemesi enteresandı.

‘KARARTILDI, GİZLENDİ, YOK EDİLDİ’
Alman gizli haber alma teşkilatlarının NSU cinayetlerindeki rolüne dair de herhangi bir açıklık yok. Bilinen, haber alma teşkilatlarının NSU ile ilgili evrakları sistematik olarak yok ettikleri. Gözlemciler, eğer Anayasayı Koruma Kurumu engel olmasa NSU cinayetlerinin önlenebileceği düşüncesindeler. Kurum karartma, gizleme ve yok etme ile hem NSU cinayetlerinin kapısını açmış hem de gerçek suçluların açığa çıkarılması, olayların aydınlığa kavuşturulmasını engellemişti. 6 Nisan 2006’da Kassel’de gerçekleşen NSU cinayeti ise bizzat bir Anayasayı Koruma Kurumu ajanı tarafından gerçekleştirilmişti. Hessen Anayasayı Koruma Kurumu Görevlisi Andreas Temme’nin, olay sırasında, işleticisi katledilen internet cafe’de bulunduğu kanıtlanmıştı. Ancak kurum, adamını korumaya aldı.
Uluslararası Af Örgütü, 2011 öncesi ve sonrası devlet kurumları ve politikacılarının NSU cinayetlerinin aydınlığa çıkarılmaması için elinden geleni yaptığını ileri sürüyor. 2011 yılı öncesi, kurbanların yakınları suçlu muamelesi gördü, suçlular göçmenler, göçmenlerin mafya benzeri örgütleri arasında arandı. NSU cinayetleri yerine “Döner Katliamları” kavramı kullanıldı. Olay yalnızca Türkiye kökenlileri ilgilendiriyormuş gibi adlar verildi. NSU cinayetlerinin Almanya’da ırkçılığın devlet kurumlarıyla iç içe olduğunu, kurumsal ırkçılığı gözler önüne serdiğini belirten Uluslararası Af Örgütü, Berlin’den hiçbir şeyi karanlıkta bırakmayacak bir soruşma başlatmasını beklemenin hayal olduğunu açıkladı.
(Çeviren: Semra Çelik)