Atlantik ötesi rakipler

German Foreign Policy

ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa Birliği’nin ABD’ye karşı olduğunu saptaması Berlin ve Brüksel’i epey öfkelendirdi. Trump, bir röportajında AB’nin ABD’nin rakibi olduğunu açıklayarak, AB’yi Rusya ve Çin’le aynı kefeye koymuştu. Almanya Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Michael Roth, Trump’ın açıklamasından üzüntü duyulduğunu, Almanya’nın ABD’yi bir karşıt, bir rakip olarak görmediğini bildirdi. Böylesine yapıcı olmayan açıklamaların gazına gelmemek gerektiğine dikkat çeken Roth’a AB Konsey Başkanı Donald Tusk da destek vererek, AB ile ABD’nin rakip olduğu türden yapılan açıklamaların yalan olduğunu ve Transantlantik ittifakını  tahrip etmeyi hedeflediğini ifade etti.

ALMANYA YILLARDIR DÜNYA LİDERİ OLMAYA ÇALIŞIYOR
Aslına bakarsanız Federal Almanya, yıllardan beri AB’nin de yardımıyla ABD’ye rakip olmak için çaba harcıyor. Bu iddia ta 2003 yılında Dönemin Hükümet Danışmanı Werner Weidenfeld tarafından ‚uyumlu bir Avrupa, kısa süre içinde dünya devi olabilir, oldukça önemli alanlarda ABD’yi sollayabilir bile…” şeklinde formüle edilmişti. Almanya’nın ve AB’nin dünya devi olma iddiası sürekli olarak Alman politikacıları tarafından da dile getirildi, özellikle de Trump’ın başkan olması sonrası ABD’nin dünya lideri olma iddiasından vazgeçmesi gerektiği/vazgeçtiği belirtildi. Dönemin Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, AB ile eşit göz hizasında ilişki sürdürmeye zorlanmasının zorunlu olduğunu söylerken Münih Güvenlik Konferansı Düzenleyicisi Wolfgang Ischinger, AB’nin ABD karşısında kendine güvenli hareket etmesine az kaldığını söyledi. Artık AB ve Almanya, ABD’nin takipçisi pozisyonundan çıkmalıydı, Ortadoğu, İran’la nükleer sözleşme vb. konularda kendi fikriyle ortaya çıkmalı ve ABD’yi pazarlığa zorlamalıydı.

ALMANYA AB’Yİ KULLANIYOR
Trump başkanlığa gelmeden önce açık ve net şekilde AB’nin dünya liderliği iddiasına tüm araçlarla karşı çıkacağını açıklamıştı. 2017 başında bir Alman bulvar gazetesine verdiği demeçte; “AB’ye bakıldığında Almanya’nın liderlik rolü açıkça görülür, Almanya, kendi hedefi için AB’yi kullanıyor” demişti. Başkan olduktan sonra da AB’nin liderlik iddiasına sert şekilde karşı çıktı. Çelik ve alüminyum ihracatına
getirilen gümrük cezalarının en fazla Almanya’yı etkileyeceğini bilmekteydi. Otomobil ihracatına getirilecek gümrük cezasının esas hedefi ise zaten Alman otomobil tekelleriydi.

ESAS HEDEF ALMANYA
Tüm NATO ülkelerinin ülke içi gayrisafi hasılanın en az yüzde 2’sini askeri bütçeye ayırması talebinin esas hedefinin de Almanya olduğu NATO zirvesinde bir kez daha ortaya çıktı. Trump’ın Brüksel’de yaptığı açıklamaya bağlı olarak Federal İçişleri Bakanlığı müsteşarı Roth, ABD Başkanının AB’yi bölmeyi hedeflediğini iddia etti.
Trump, NATO zirvesinde özellikle de Federal Almanya’nın silahlanmaya ayırdığı paranın azlığına ve Rusya ile Nord Stream 2 petrol boru hattı projesine bağlılığına sert eleştiriler yöneltti. Boru hattına bağlı olarak Rusya’nın Almanya’yı tamamıyla kontrol altında tutacağını söyleyen Trump, Almanya’yı Rusya’nın tutsağı ilan etti. Ardından askeri bütçesini arttırmayan Almanya’nın Rusya ile petrol boru hattına milyarlar ayırmasının kabul edilemeyeceğini belirterek Polonya ve Baltık ülkelerini Almanya’ya karşı kışkırtma çizgisi izledi. Başkanın AB ülkelerini birbirine düşürme çizgisi istikrarlı şekilde devam etti. Trump, daha önce de İngiltere’nin AB’den çıkmasının hızlandırılması ve Brexit taraftarlarının güçlü şekilde desteklenmesi yönünde açıklama yapmıştı. Almanya ile Fransa arasında AB liderliği rekabeti konusunda da Macron’u arkalayan açıklamalar yapmıştı. ABD Başkanı, geçen yıl Polonya’yı ziyareti sırasında da AB ile Polonya arasındaki çelişkilerde Polonya’ya destek vermişti.

TRUMP IRKÇILARI GÜÇLENDİRİYOR
Bunun dışında ABD Başkanı AB’nin mülteci politikasını da sert sözlerle eleştiriyor. Geçen yıl yaptığı Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan’la ilgili aşağılayıcı açıklamaların ardından, bu yıl da Khan’ın Londra’ya çok sayıda göçmenin gelmesini sağlayarak terörizme katkı sunduğunu belirtti. Ayrıca Avrupa’ya bu kadar çok mülteci gelmesine izin verilmesini eleştirerek, Avrupa içinde insanlık dışı göç politikasına destek veren ırkçı ve faşistlerin yanında yer aldı, AB içi rekabette Almanya’nın rolünü zayıflatmak için onlara arka çıktı. Almanya ve AB tarafından yıllar önce başlatılan dünya devi olma rekabetine tüm hızıyla katılan Trump, Avrupa’da aşırı sağın yükselmesine katkı sunmaya devam etti.
(Çeviren: Semra Çelik)