Sınırlar açılsın, ölümler son bulsun

Ali Çarman/Stuttgart

Akdeniz’in derin sularında can veren mültecilerin sayısı artarak devam ediyor. Sadece Haziran ayında baskı, zulüm, yoksulluk ve savaş ortamında yola düşen 629 kişi derin sularda can verdi.

Çok sayıda gönüllü, Akdeniz’de boğulmakla karşı karşıya kalan mültecilerin hayatını kurtarmak için çaba harcarken AB’nin büyük patronları Almanya, Fransa, Avusturya, İtalya Avrupa’nın sınırlarını daha da yüksek duvarlarla kuşatıyor, Avrupa’yı mültecilerin giremeyeceği bir kaleye çeviriyor.

Binlerce mültecinin kaçış sırasında boğularak ölmesi göze alınıyor. Boğulmak üzere olanları kurtaran deniz felaketi kurtarma gemileri mülteci kaçırma şebekeleri muamelesi görüyor, kriminalize ediliyor, çalışamaz hale getiriliyor.

Şu an Akdeniz’de mültecileri kurtaracak tek bir gemi yok. Bu uygulamanın insan hakları ve insanlıkla uzaktan yakından ilişkisi yok. Bu politika, Avrupa’nın dışa kapalı bir kale haline getirilmesine yol açan dalga geçici bir politikadır.

İçinde yaşadığımız “modern“ çağda görülen bu insanlık dramını protesto etmek için cumartesi günü Almanya’nın 30 ayrı şehrinde eylemler düzenlendi. Buna paralel olarak Stuttgart şehir merkezinde bir miting gerçekleştirildi.

Mülteci haklarını savunan kuruluşlar, sendikalar, demokratik kurumların yanı sıra DİDF’de birçok şehirde gerçekleşen ve binlerce insanın katıldığı eylemlere çağrı yaptı. Stuttgart Schlossplatz meydanında saat 14.00 de düzenlenen mitinge 700 kişi katıldı. Bazen şiddetli bazen ise sağanak halde yağan yağmura rağmen insanlar miting alanında programın sonuna kadar ayrılmadı.

Mülteci sorunu yok, Irkçılık sorunu var

Mitingde yapılan konuşmalarda, “Hayat kurtarmanın suç olduğu kabul edilmez. Eğer bir suç varsa oda insanların ölümlerine göz yummak olur. Bizler tüm olanaklarımızla ülkemize sığınan insanlara gönüllü olarak yardım etmeyi sürdüreceğiz” dediler.

Sadece ve sadece yaşamak için ölüm yollarını aşıp buraya ulaşanlar bu kez ırkçılığın hedefi haline gelmekte. AfD gibi mülteci ve göçmen düşmanı bir parti mültecileri kullanarak milliyetçi-ulusalcı duygulara seslenmekte. Gerçek sorunların üstünü örtenler hep böyle yapmışlardır. Onun için Almanya’nın asıl sorunu ırkçılıkla mücadele olmalıdır.

Mitingde dikkat çeken pankart ve dövizler ‘‘Sınırlar açılsın, Sığınma insanlık hakkıdır, İllegal insan yoktur, yaşasın dayanışma, sığınmacılar hoş geldiniz, bütün faşist örgütler kapatılsın‘‘ oldu.

Yurt dışı edilmelere hayır

Baden Württenberg eyaleti de acı çekmesi ve ölmesi pahasına mültecilerin güvenli üçüncü ülkelere sınırdışı edilmesi uygulamasıyla Avrupa’nın kale haline getirilmesine katkı sunmaktadır. Mülteci toplama merkezlerinde hızlı işlemlerle sınırdışılar hızlandırılmış durumdadır. Ve mülteciler gerisin geriye savaş topraklarına; Afganistan, Pakistan, Süriye.. göndeirlmekte.

Defalarca Kobani’ye giderek, orada çalışmalar yapmış olan Dr. Michael Wilk de mitingde bir konuşma yaptı. “İnsanların korku ve endişe içinde yaşamalarına, ölüme gönderilmelerine seyirci kalınamaz. İnsan hayatı kurtarmak neden suç olsun. Asıl suç insanların ölümüne seyirci kalmak olur. Gururluyuz ülkemizdeki duyarlı insanlar hükümetin insanlık dışı bu politikalarına sessiz kalmıyor” diyen Michael Wilk “yaşasın dayanışma, yaşasın insanlık çağrısı” ile konuşmasını tamamladı.

Avrupa’nın duvarlarla kuşatılmasına ve girilemez kale hale getirilmesine karşı çıkılan miting kültürel program ile son buldu. Mültecilerin yurt dışı edilmesini protesto eylemleri önümüzdeki günlerde devam edecek.