Guardin: İsveç geçimleri ilerideki tehlike

The Guardian
Başyazı

İsveç  genel seçimleri İngiltere’deki Brexit referandumu kadar muğlak ve duygusal algılanan bir sonuç yaratacak gibi görünüyor. Neredeyse bir yüzyıldır iktidar olmak için savaşan sol ve sağ partiler, şu an olduğu gibi parlamentodaki güç dengesini belirleyen ve de belirleyecek olan göçmen karşıtı ve popülist İsveç Demokratları (SD) tarafından kenara itildi. Kendilerine karşı diğer geleneksel partiler tarafından bir blok oluşturulmadıkça İsveç demokratlarının iş birliği olmaksızın hükümet kurulamayacak.
İsveç demokratları diğer tüm partiler tarafından parya olarak görülmeseydi, bu durum çözümü basit bir sorun olabilirdi. Mesele biraz da SD’nin aşikar bir şekilde Neonazi köklerinin bulunması. Partinin açık etno milliyetçi mesajlarının da öyle bir gücü var ki, diğer siyasi partiler argümanları çürütmekte zorlanıyorlar. Onlar daha çok, zor ve muğlak bir gelecekle yüzleşmeye çalışıyorlar. SD basitçe İsveç’in İsveçlilere göre dünyanın en iyi ve en zengin ülkesi olduğu zamanlara gönderme yapıyor. O yıllar aynı zamanda Sosyal Demokrat Partinin iktidarda olduğu yıllardı. SD’nin yükselişi sosyal demokratların çöküşüyle iç içe geçti ve sosyal demokratlar şu an anketlerde yüzde 25’lik bir oy oranıyla tarihinin en düşük tahminlerine sahip. SD aynı zamanda hem reel hem de siber alanda diğer partilerin yetişmekte zorlandığı bir enerji ile kampanya yürütüyor.
İsveçliler birçok Avrupalıdan ya da kendi İskandinav komşularından daha ırkçı değiller: SD’nin eş değerinde olan partiler, Danimarka ve Norveç’te çok daha uzun süredir güçlü. Fakat son yirmi otuz yıldır ana akım partiler İsveç kesinlikle ırkçı bir ülke değilmiş gibi davrandılar. Bu, sonuçları İsveç siyasetini felç eden bir hata oldu. Ülkede birbirinden ayrı fakat azımsanamayacak ölçüde, göçmen mahallelerinde çete şiddetinden ufak çaplı Neonazi örgütlenmelerine kadar örneklenebilecek göçmen karşıtı bir tutum var. İsveç şu an Avrupa’daki en kısıtlayıcı göçmen politikalarına sahip olsa da halen hiçbir partide, özellikle İsveç demokratları arasında, göçmen entegrasyonunu finansal olarak destekleyecek ve idare edebilecek gerçekçi ve bütünlüklü bir siyaset yönelimi mevcut değil.
Elbette yeni anket sonuçları İsveç seçmeninin yarısının geleceğe dair bir umudu olmadığını gösteriyor. Araştırmacılar, sosyal medyanın şişirme etkisi ile karamsarlığın tırmandırıldığı görüşünde. 2014 seçimlerinden beri çarpıcı bir dönüşle sağcılar, Facebook’u yaklaşan felaket mesajları ile domine ediyor. Bütün bunlar etno milliyetçiliğin daha da tırmanacağı bir seçim sonucunu işaret ediyor.
Yine de bu görüntü yanıltıcı olabilir ve bunun yanıltıcı olabileceğini ummak için sebepler bulunmakta. Ekonomi aslında dibe vurmuyor. Felaketin eli kulağında değil. En karamsar senaryoda bile seçmenlerin beşte dördü SD’ye karşı oy kullanacak. Ülke halen zengin ve siyasetçileri birbirlerinden farklılıkları ne olursa olsun dürüstler. Krizi atlatacaktır.
(Çeviren: Cansu Güneş Ispir)