500 bin genç meslek yaşamına atıldı

Ağustos ve Eylül ayları Almanya’da her yıl yüz binlerce gencin meslek yaşamına atıldığı dönem. Bu yıl da 500 binden fazla genç binden fazla meslek arasında birini seçip meslek eğitimine başladı. DGB tarafından yayınlanan meslek eğitim raporu gençlerin daha işin başında zor bir yaşama adım attıklarını gösteriyor. Fakat örgütlü mücadeleyle çalışma yaşamında olduğu gibi meslek eğitim koşulları da iyileştirmek mümkün.

Bazı meslek dallarında Ağustos ayında eğitim başlamasına karşın geleneksel olarak Eylül ayı yüz binlerce gencin ağırlıklı olarak meslek eğitimlerine başladığı ay oluyor. Gençlerin hayal ettikleri meslek dalında eğitim görmeleri her geçen yıl daha da zorlaştığı bir gerçek.

Meslekler değiştiği gibi meslek eğitimi yapacaklardan beklenenlerde değişiyor. Örneğin 2003’e kadar oto tamircisi ve oto elektrikçisi iki ayrı meslek iken son 15 yıldır artık iki meslek birleştirilmiş olarak gençlere eğitiliyor. Mesleğin adı da değişti: “Kfz-Mechatroniker” yani hem oto mekaniği hem de oto elektroniği öğretiliyor.

GERÇEK HAYATIN BAŞLADIĞI AN…

2000’li yıllara gelinene kadar örneğin oto tamircisi olmak için iyi bir “Hauptschule” diploması yeterliyken artık bugün iyi bir “Realschule” diploması bekleniyor. Gymnasium’dan gelenler tabi ki daha önce tercih ediliyor.

Gençler, ilkokuldan sonra başlayan eleme sistemiyle meslek eğitimi yeri ararken de karşılaşıyorlar. Ve birçok kez geleceklerini şekillendirmeyi arzuladıkları meslek hayalleri daha baştan tuz buz oluyor. Meslek eğitimine başlarken ustaların çıraklarına söyledikleri ilk klasik söz, “şimdi gerçek hayat başlıyor” olur. Belirtildiği gibi on binlerce genç için “gerçek hayat” ya hiç istemedikleri bir meslek dalında ya da ‘kaldırım mühendisliğine’ yani işsizlikle başlıyor.

ÇIRAK MI – UCUZ İŞ GÜCÜ MÜ?

Mesleğine göre eğitim süreçleri 3,5 yıla kadar uzayabiliyor. Bu süre içinde bir ara ve sonuç sınavı olmak üzere çıraklar iki kez teoride ve pratik uygulamada sınava tabi tutuluyorlar. Genelde “ikili meslek eğitimi” (“duale Ausbildung”) tanımlanan sistem üzerine kurulu olan meslek eğitiminin bir bölümü meslek okulunda diğer bölümü ise işyerinde gerçekleşiyor.

Gençlerin sınavda başarılı olabilmeleri için hem teorik hem de pratik eğitiminde, meslek eğitim planına uymaları zorunlu. Aksi takdirde sınavı başaramayıp eğitimi bir yıl daha uzatmaktan başka çare kalmıyor.

Ne var ki asıl sorun gençlerin plana uyup uymadıkları değil. Meslek eğitimi gördükleri yerde gençlere çırak olarak mı yoksa ucuz iş gücü olarak mı bakıldığıyla ilgili.

DGB’nin kurduğu “DR. Azubi” (http://jugend.dgb.de/ausbildung/beratung/dr-azubi) internet formunda bir mağazada bir yıl önce meslek eğitimine başlayan bir gencin şu sözleri durumu anlatmaya yetiyor: “Sözleşmemde haftalık 40 saat çalışmam gerektiği yer almasına karşın her gün 8.30 – 19.30 arası çalıştırılıyorum. Cumartesi günleri ise 7 saat. 18 yaşında bile değilim, ne yapacağımı bilmiyorum.”

DGB’nin meslek eğitim raporunda (“Ausbildungsreport 2018“ bkz.: www.dgb.de) 18 yaşından küçük olan çırakların -yasak olmasına karşın- %10’unun haftada 40 saatten fazla çalışmak zorunda kaldıkları belirtiliyor. Çırakların %25’inin vardiyalı çalışıyor, %36’sının ise düzenli olarak fazla mesai yapmak zorunda kaldıkları belirtiliyor. Düzenli fazla mesaiye kalanların haftalık 4,1 saat normalin üzerinde çalıştıkları da raporda yer alıyor. Fazla mesai yapmak zorunda kalanların ise %13’ü ne fazla mesai parası ne de karşılığında izin almıyorlar! Raporda ayrıca dinleme sürelerine de dikkat edilmediğine dikkat çekiliyor. Birçok gence iki vardiya arası 11 saat dinlenme süresi bir tanınmıyor.

MODERN İŞÇİDEN BEKLENTİLER

“Ömür boyu öğrenmek”, “her an başka bir işletmede çalışmaya hazır olmak”, “esnek olmak, her an ulaşılabilir olmak” bu ve benzeri ‘meziyetler’ günümüzün modern işçisinden bekleniyor.

Sadece işçiler için değil aynısı çıraklardan beklenildiğini raporda yer alıyor. 15 bin çırak arasında yapılan araştırmanın sonuçlarına göre çırakların %55’inden çalışma sürelerinin dışında da ulaşılabilir olmaları bekleniyor. Ulaşıldıkları an yaptıkları iş karşılığında ise gençlerin %60’ına ne bir ek para ne de izin günü veriliyor.

Diğer yanda ise çalışma planlarının düzensizliğinden ötürü gençlerin çalışma süreleri hedeflenenin altında kalınca ise gençler ki bunların da oranı %55 ile gayet yüksek, işverene borçlanıyorlar, izinleri kesiliyor!

Tüm bu uygulamalara karşı çıkanlara ise “hangi çağda yaşıyorsun? Ya beklentilere cevap verirsin yada işten vazgeçersin” deniliyor.

HOŞNUT OLMAYANLAR ARTIYOR

Meslek eğitim durumlarından hoşnut olmayanların oranı ise raporda %29,8 ile veriliyor. Bu ise raporun hazırlandığı 13 yılın en yüksek rakamı. Yani durumlarından hoşnut olmayanların sayısı giderek artıyor.

Hoşnut olmayan gençlerin bir bölümü (%13’ü) meslek eğitimini bitirmeden bırakıyor, bir bölümü ise meslek eğitim yerini veya mesleğini değiştiriyor.

Ama gençler genelde mesleklerini seviyorlar ve çalışma hayatına alışmaya çalışıyorlar. Fakat hiç kimse bütün bir meslek eğitimi boyunca hatta meslek yaşamı boyunca olumsuzları sineye çekmek zorunda değil. Özellikle deneme süresi biter bitmez gençlerin (yoksa) gençlik ve çırak temsilciliği (JAV) kurma hakları var. Bu adım aynı zamanda meslek eğitimi yapan gence, işçilerin hakları için mücadele etmesi gerektiğini de öğrendiği bir süreç oluyor. Yani bir nevi sınıf eğitimi!


Federal Çalışma Dairesi BA, Temmuz ayına kadar işletmelerin toplam 531 bin meslek eğitim yeri için çırak aradıklarını ancak meslek eğitimi yapmak isteyenlerin sayısının ise 502 binde sınırlı kaldığını bildirdi. Buna neden olarak öğrenci sayılarındaki düşüş gösterilirken, “Bu açığın bir bölümü ülkeye gelen mülteci gençlerle kapatıldı” denildi. Buna göre 24 bin civarında mülteci genç bu yıl meslek eğitimine başvurdu.


Asgari çırak maaşı!

DGB Başkan vekili Elke Hannack, meslek eğitim koşullarının iyileştirilmesi için hükümete çağrı yaptı. Meslek eğitim yasasının tümden elden geçirilmesi gerektiğini söyleyen sendikacı, ayrıca çırakların yeterli gelire sahip olmaları gerektiğine de dikkat çekti. “Çıraklar için asgari eğitim maaşı ödenmeli” diyen Hannack, çırakların ilk eğitim yılında aylık brüt 635 Euro, ikinci yıl 696 Euro, üçüncü yıl 768 Euro ve dördüncü yılda ise 796 Euro brüt maaş almalarını talep etti.

Çırakların aldığı maaş arasında farkın çok fazla olduğuna dikkat çeken sendikacı, bir tesviyecinin üçüncü eğitim yılında 1033 Euro brüt aylık alırken bir berberin üçüncü eğitim yılında 578 Euro ile eve gönderilmesinin kabul edilmez olduğunu söyledi.