Irkçılığa karşı sorumluluğumuzu hatırlamanın zamanı geldi

Almanya’da “Açık ve özgür bir toplum için #Unteilbar (Bölünemez) – Dışlama yerine dayanışma!” adıyla yeni bir bir birlik kuruldu. Birlik, insan hakların farklı ve kendilerinin belirlediği yaşam tarzlarına sahip olmasının doğal görüldüğü açık ve kapsayıcı bir toplumu savunuyor. Her türlü ayrımcılığa ve kışkırtmaya karşı çıkma iddiasıyla 13 Ekim’de Berlin’de yapılacak ülke çapındaki bir gösteri için çağrıda bulunuyor. Çağrı şöyle diyor: „Birlikte dayanışmacı toplumu görünür hale getireceğiz! 13 Ekim’de Berlin’den açık bir mesaj gönderilecek. „
Birliğin girişimcilerinden Avukat Christina Clemm ile görüştük. Clemm, eylemin hazırlanması ve birliğin geliştirilmesi için değişik çalışma gruplarında yer alıyor.

 

YÜCEL ÖZDEMİR

#unteilbar (Bölünemez) inisiyatifinin temelleri ne zaman ve nasıl atıldı? Hangi ihtiyaçtan böylesine bir girişimi başlattınız?
İlk toplantımız geçtiğimiz Temmuz ayının sonunda yapıldı. Acil bir şekilde sağa karşı görünür ve sesimizi yükseltme ihtiyacının sonucu olarak bu adımı attık. Göç, sosyal ve ceza hukuku alanında görev yapan, her gün ırkçı, kadın düşmanı şiddetin mağdurlarının, işlerini ya da evlerini kaybeden insanları savunan avukatlar olarak sağ parolaların nasıl politik olarak somutlaştığını yaşayarak görüyoruz.

KENDİMİZİ 13 EKİM’LE SINIRLAMIYORUZ

Şimdiye kadar başlatmış olduğunuz inisiyatif için kaç destekçiye ulaştınız?
Bugüne kadar 400’den fazla örgüt birliği desteklediğini açıkladı. Sinti ve Romanlar Merkezi Konseyi, Müslümanlar Merkezi Konseyi, kiracı birlikleri, polis yasalarının sertleştirilmesine karşı çıkan inisiyatifler, ‘Hoşgeldin’ grupları, göçmen ve kadın örgütleri, yoksullara yemek dağıtan Tafeller, Hartz 4’e karşı oluşturulan birlikler ve antifaşist grupları kapsayan çok geniş bir yelpazeye sahibiz. Ayrıca, birliğimize yaşamın her kesiminden, entelektüellerin, işçilerin, hemşirelerin, sanatçıların aralarında bulunduğu değişik kesimlerden 4 binden fazla birey de destek veriyor. Kendimizi sadece 13 Ekim’de bir eylem yapmakla sınırlandırmıyoruz. Dışlama, ırkçılık ve ayrımcılığın olmadığı dayanışmacı ve çoğulcu bir toplumda yaşamak ve bu toplumu biçimlendirmek isteyen çok sayıda insanın olduğunu göstermek istiyoruz. 13 Ekim ilk eylemimiz olacak, ama biz sonrasında da birlik olarak aktif ve görünür kalmaya çalışacağız.

SENDİKALARIN DAHA FAZLA DESTEĞİNDEN MEMNUN OLURUZ

İlk imzacılar arasında çok az sendikacı var. DGB ve üye sendikalar taleplerinizi desteklemedi mi?

DGB Berlin-Brandenburg, Ver.di Berlin-Brandenburg, GEW Berlin, IG Metal Berlin-Brandenburg-Saksonya teşkilatları ve çok sayıda tanınmış sendikacı bildiriyi imzaladı. Daha fazla sendikacının imzalayacağı konusunda eminiz ve bu bizleri memnun edecektir.

Ana hedefiniz ırkçılığa karşı çıkmak mı yoksa başka talepleriniz de var mı?
Irkçılığa ve sağa doğru genel kaymaya karşı tavır koyuyoruz. Ama biz ayrıca, sağ tarafından ‘orta tabaka’ya kadar dayatılanlardan çok farklı problemlerin olduğunu göstermek istiyoruz. Bir kaçını belirtirsek: Yaşlılara bakım alanında yaşanan felaket, emekli aylıkları, yoksulluk, cinsiyetçilik, engelli düşmanlığı, polisiye takibatlar ve gözetlemeler. Bu sorunları çözmek zorundayız. Ve Akdeniz’deki sığınmacı ölümleri ve her türlü insanlık dışı ayrımcılığa karşı çıkan insan haklarını savunan bir Avrupa’dan yanayız.

BİZİ BİRBİRİMİZE DÜŞÜREMEYECEKSİNİZ!

Sağ parti ve örgütler son yıllarda göçmenlere ve mültecilere karşı düşmanlığı kışkırtıyor ve giderek güçleniyorlar. Irkçılığa karşı mücadeleyle sosyal sorunlara karşı mücadele arasında nasıl bağlantı kuracaksınız?

Göçmen ve mülteciler güvencesiz, düşük ücretli işlerde çalıştıkları, sosyal yardımlara, aynı zamanda eğitimde şans eşitliğine zor erişebildikleri için sosyal sorunlarla göç ve mültecilik arasında bağ hep var. Almanya’da çok sayıda insan göçmen ve mültecileri kendi kötü sosyal konumun sorumlusu olarak görüyor. Halbuki biz bunun nedeninin özellikle de Ajanda 2010’dan beri servetin sürekli alttan üste doğru adil olmayan şekilde dağılımı olduğu biliyoruz. Bir taraftan sermayeye vergi kıyağıyla yapılan milyarlık karları diğer yandan Avrupa’nın en fazla düşük ücretli işler sektörü ve insanların yoksullaşmasıyla karşı karşıyayız. Buna karşı çıkmalıyız. Ve açıkça “bizi birbirimize düşüremeyeceksiniz” demeliyiz.

BÖLÜNMEMEK İÇİN BERLİN’E!

Berlin’deki eyleme ne kadar insanın katılacağını tahmin ediyorsunuz ?
Çağrımız sanki zaten çok sayıda örgüt ve insan harekete geçip sokağa dökülmek için bekliyormuşçasına güçlü bir etki uyandırdı. Şu an Brandenburg Kapısı’nda yapılacak kapanış mitinginin, renkli, çok sayıda tanınmış sanatçının katılacağı sahne programını hazırlıyoruz. Eyleme çok sayıda insanın katılacağını düşünüyoruz.

Göçmenlere nasıl bir mesajınız var? Göçmenler neden bu gösteriye katılmalı?

Bizim için, kökeni ne olursa olsun, ne tür bir yaşam sürdürürse sürdürsün, tüm insanların 13 Ekim’de ‘dışlama yerine dayanışma’ için tavır almaları önemlidir. İnsanların veya ailelerinin nereden geldiği değil, birlikte, çeşitli ve dayanışmacı bir toplum olarak yaşamamız önemlidir. Çoğunluk topluluğunun ırkçılığa karşı çıkıp geç de olsa kendi sorumluluğunu kabullenme zamanı geldi.

Ayrıntılı bilgi için: https://www.unteilbar.org/