Kaçak yolculuk: Parası olmayan cezaevine

Birçoğumuzun başına gelmiştir: Bazen bilet alacak paramız yoktur, bazen aylık kartımız bitmiş yenisini almamışızdır, bazen cüzdanımızı evde unutmuşuzdur. Birden bire kontrolcüler geliverir. Yakalanırız! Hadi biz 20-30 kat fazla da olsa karşılığını öder kurtuluruz ama ya parası olmayanlar? Çoğu kaçak yolculuk yapan bilet parası bile yokken ceza ödeyecek parayı nereden bulsun?

Almanya’da her yıl ortalama 7 bin kişi kitle ulaşım araçlarına kaçak bindiği için hapse giriyor. Para cezasını ödeyemedikleri için hapis cezasına çarptırılıyorlar. Almanca’da bu suça Schwarzfahren deniliyor. Sözcüğün kökeni Avrupa’da yaşayan Aşkenaz Yahudilerin kullandığı dil olan Yidiş diline dayanıyor. ‘Schwarz’ yoksul demek, yani ‘Schwarzfahren’ yoksul binmek, yoksul yolculuk yapmak anlamına geliyor. Bilet almayarak yolculuk yapan kişi üç defa yakalandığında hakkında suç duyurusunda bulunuluyor, her yakalanış için ortalama 60 Euro para cezasına, üçüncüden sonra ek bir para cezasına, para cezasını ödemediği takdirde ise hapis cezasına çarptırılıyor.

230 BİN KİŞİ YAKALANDI

Alman Şehir İçi Ulaşım Şirketleri Birliği’nin verilerine göre geçen yıl 230 bin kişi kaçak yolculuk yaparken yakalandı. Bunlardan 7000’i para cezası yerine geçen hapis cezasına mahkum oldu. Sadece Berlin’de 40 bin kişi biletsiz yolculuk nedeniyle soruşturma altında. Plötzensee Cezaevi’ndeki tutukluların üçte biri bu nedenle ‚cezasını‘ çekiyor. Kabullenilebilecek, uygun görülebilecek bir ceza mı bu? Problemin çözümünde işe yarıyor mu?

Kaçak yolculuk yapanların eyaletlere maliyeti 200 milyon Euro. Alman Hakimler Birliği dahi suç olmaktan çıkarılmasını savunuyor. Kaçak binenlerle ilgili davalar zaten personel açığı yaşayan mahkemelerin işini daha da zorlaştırıyor.

Cezalandırılanlar ise zaten sadece yoksullar. Frank Wilde Yoksulluk ve Ceza adlı kitabında Almanya’da yoksulların prensip olarak daha kolay ve göreli olarak daha ağır cezalara çarptırıldığını belirtiyor. Yoksullar para cezasını ödeyemedikleri için hapse atılıyorlar, özgürlükleri gasp ediliyor. Örneğin kaçak yolculuk yapan biri 450 Euro para cezasını ödeyemediği için günlüğü 15 Euro’dan hesaplanarak 30 gün hapis cezasına çarptırılıyor.

YOKSULLAR CEZALANDIRILIYOR

Bu cezayı çekenlerden biri Paul Z. 2013 yılında kaçak binmekten toplam 100 gün hapiste yatmış. Çoktan beri aylık bilet alıyor ama alışkanlık edindiği için gözü çevrede kontrolcü arıyor. 34 yaşındaki Paul, 14 yaşında evden kaçmış, 26 yaşında uyuşturucu nedeniyle ne yaptığını bilmeden dolaşmış. Değişik suçlar işlemiş, hala dört davası devam ediyor. Kaçak yolculuk yaparken yakalanması ve yüksek ceza alması nedeniyle sicili kirli. Ne ev tutabiliyor ne de telefon sözleşmesi yapabiliyor. Para cezası yerine hapis cezasını toplumun yoksulları yasal yollarla cezalandırması, sicillerini kirleterek onları kriminalleştirmesi olarak değerlendiriyor.

Köln Üniversitesi Kriminoloji Enstitüsü görevlisi sosyolog Nicole Bögelein da aynı görüşte. Ona göre de para cezasının hapis cezasına çevrilmesi sadece yoksulları etkiliyor. Gerçekten de öyle: Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yapılan bir araştırmaya göre para cezaları hapis cezasına çevrilenlerin yüzde 58’i uzun süreli işsiz, yüzde 21’i evsiz, yüzde 13’ü alkol, yüzde 12’si uyuşturucu bağımlısı, yüzde 17’sinde intihar tehlikesi belirlenmiş durumda. Bu sonuç, sorunun cezai değil politik yollarla çözülmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.

Giderek artan sayıdaki politikacı biletsiz yolculuk yapan insanların neden devlet tarafından cezalandırıldığını sorguluyor. Para cezasını öde(ye)meyenlerin başına neler geliyor?

NEDEN ÜCRETSİZ OLMASIN Kİ?

2018 Nisan ayında Sol Parti ve Yeşiller’in inisiyatifiyle Federal Parlamento‘da kaçak yolculuk yapmak üzerine görüşme yapıldı. Yeşiller, kaçak yolculuğun legalleştirilmesine karşı çıkıp cezanın azaltılmasından yana tavır alırken Sol Parti, suç olmaktan çıkarılmasını savunuyor. SPD, Yeşiller’e yakın bir tavır alırken, CDU, yoksulluk nedeniyle ceza indiriminin ya da iptalinin kabul edilemeyeceğini savundu. AfD ise kaçak yolculuğu Almanya’ya mülteciler ve göçmenlerle gelmiş bir suç gibi göstermeye çalıştı.

Halbuki bu konuda tartışma sürdürmek bile anlamsız. Eğer şehir içi kitle ulaşım araçlarında ücretsiz yolculuk yapmak hiç de öyle ayakları havada kalan bir talep değil. Doğanın korunması açısından özel otomobil yerine otobüs ve tren kullanımının teşvik edilmesi gerekli. Seyahat özgürlüğünün hayata geçirilmesi açısından da gelir durumundan bağımsız şehir içi ulaşımın herkese ücretsiz hale getirilmesinin önemi büyük.

YETERSİZ ADIMLAR ATILDI

Birçok şehirde bu konuda atılan yetersiz adımlar var. Örneğin Köln’de sosyal yardımla yaşayanlar Köln Pass sayesinde hemen hemen yarı fiyatına yolculuk yapabiliyorlar. Bremen’de ise sürekli kaçak yolculuk yaptıkları için cezaya çarptırılan evsiz, alkol, uyuşturucu bağımlıları, psikolojik hastalıkları olanlar ayda 10,5 euroluk biletle şehir içinde yolculuk yapabiliyorlar.

SERBEST DOLAŞIM HERKESİN HAKKIDIR

Münihli Luna için ise serbest dolaşım herkesin hakkı ve ücretsiz olmalı. Bu nedenle elinde ‚Kaçak yolcuyum-Herkes için her şey ücretsiz olmalı!‘ yazan bir dövizle seyahat ediyor. Kaçak yolculukla ilgili cezai tanımlamada kötü niyetle kandırmak, aldatmak, hile yapmak kavramları öne çıkarıldığından yakalandığında kimseyi aldatmak diye bir niyeti olmadığını belirtiyor. Buna rağmen üç defa yakalanmış ve hakkında dava açılmış. Ceza almayacağını, ya beraat ya da davanın durdurulmasıyla kurtulacağını düşünüyor. Örneği de var: 2016 yılında Giessen Şehir Mahkemesi elinde ‚Ücretsiz yolculuk yapıyorum!‘ dövizi ile yakalanan Jörg Bergstedt’le ilgili davanın durdurulması kararını almış. Gerekçe Bergstedt’in kimseyi kandırmaya kalkışmadığı, açıkça ücretsiz yolculuk yaptığı şeklinde.

Derleyen Semra Çelik