SOKAK UMUT VERİYOR

Almanya’da aylardır onbinlerce insan sokakta ırkçılığı, göçmen düşmanlığına, polis yasalarına ve fahiş kiralara karşı sokakta. En son Chemnitz’de Neonazilerin gösteri yapmasına karşı onbinler sokağa çıktı. Demokratik ve sosyal haklar için verilen mücadelenin kitleselleşerek devam ettiği dikkat çekiyor. Bütün bu hareketler 13 Ekim’de Berlin’de yapılacak büyük bir gösteride buluşacak.

Sadece dünya genelinde değil, Avrupa’nın en büyük ve zengin ülkesi Almanya’da da ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlar giderek ağırlaşıyor. Artan yoksulluk, zengin-yoksul arasındaki uçurum ve düşük gelirli işlerin yanına şimdi bir de yükselen ırkçılık yerleşmiş bulunuyor. Kaynağında sosyal sorunların olduğu sağ popülist hareket, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez kitlesel bir zemin kazanmış bulunuyor. Ülkenin ana sorunları konusunda hükümet ve meclisteki muhalefet partileri tarafından elle tutulur somut çözümler sunulmadığı gibi, Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer, işin içinden basitçe çıkmak ve siyasi rant elde etmek için göçü “bütün sorunların anası” ilan etti.

Yerleşik düzen partilerinin giderek güç kaybettiği günümüzdeki gelişmeler en çok ırkçı-milliyetçi Almanya için Alternatif (AfD) partisine yaramış bulunuyor. Son seçimlerde yüzde 12,6 oy alan bu partinin oyunun yüzde 17’yi de geçtiği değişik kamuoyu anketleri tarafından ifade ediliyor. Meclisteki hükümet ve diğer muhalefet partilerinin, ırkçı partiyle ciddi anlamda bir mücadele yürütmedikleri artık anlaşılmış durumda. Tersine kabullenme ve normalleştirme eğilimi giderek ağırlık kazanıyor.

KİTLESEL SOKAK HAREKETLERİ

Ağırlaşan sosyal sorunlara çözüm getirmeyen, ırkçılıkla mücadele yürütmeyen parlamento içindeki iktidar ve muhalefet partilerinden umudunu kesen geniş kitleler, yaz aylarından beri çarenin parlamento dışındaki yeni bir toplumsal harekette olduğuna işaret ediyor. Aylardır ülke genelinde değişik talepler etrafında yapılan çağrılara kulak verenlerin sayısı beklenmedik şekilde artıyor. 10 Mayıs’ta Münih’te eyalet hükümeti tarafından Polis Yasası’nın (PAG) sertleştirilmesine karşı gerçekleşen gösteriye 25–30 bin insanın katılması, halk arasında tepkinin beklenenin üzerinde olduğunu gösterdi. Ardından 7 Temmuz’da Kuzey Ren Vestfalya’da çıkarılmak istene benzer yasaya karşı Düsseldorf’ta düzenlenen gösteriye 10 binden fazla kişi katıldı. 8 Eylül’de Aşağı Saksonya’nın başkenti Hannover’deki eylemde ise 15 bin kişi SPD-CDU hükümetinin Polis Yasası’nı protesto etti. Bu gösterilere çağrı yapanların çok farklı kesimlerden irili-ufak inisiyatiflerin, derneklerin, birliklerin olması olması ise dikkat çekici.

SEEBRÜCKE EYLEMLERİ: KARANLIK PERDE YIRTILDI

Denilebilir ki sığınmacı ve göçmen düşmanlığı üzerinden yaratılan karanlık perdeyi Seebrücke’nin çağrısıyla yapılan eylemleriyle sokakta yırtıldı. 2015’te yoğun şekilde yaşanan sığınmacı akını sırasında ortaya çıkan “Willkommen” inisiyatiflerinden sonra bu kez sokakta sığınmacılara sahip çıkan gösteriler düzenlendi. Hem de tatilin tam ortasında, yaz sıcağına rağmen…

Sığınmacılara güvenli limanlar” talebiyle yapılan, AB genelinde ırkçılığın, sığınmacı düşmanlığının protesto edildiği ve Hamburg’da olduğu gibi kimi kentlerde 10 binden fazla insanın katıldığı eylemler ülkedeki siyasi atmosferi de değiştirdi. Sığınmacı karşıtlığı ve kapıların sığınmacılara kapatılması gerektiğini savunanlar, bu gösterilerin ardından planlarını değiştirmek zorunda kaldı. Demek ki, rüzgar hep sığınmacı düşmanlığından yana esmiyor.

CHEMNITZ BİR DÖNEMEÇ Mİ OLACAK?

Seebrücke eylemleri daha sonra Chemnitz’de Neonazilerin göçmen avına çıkmasından sonra başlayan olaylara karşı düzenlenen antifaşist gösterilerle birleşti. Pek çok kentte Neonazilere karşı yapılan gösterilere katılım beklenen üzerinde oldu. Hamburg’da Seebrücke eyleminden sonra yapılan ırkçılık karşıtı eyleme de 10 binden fazla insan katıldı. Chemnitz’de ırkçıların 1 Eylül’de gösteri yapmasına karşı yine binlerce insan sokağa çıktı. 3 Eylül’de ise Chemnitz’de ırkçılık karşıtı konsere tam 65 bin kişi katıldı. Gençlerin yoğunluğu her zaman olduğu gibi yine dikkat çekti. Yaz öncesinde Berlin’de yapılan AfD karşıtı eyleme de 50 bin kişi katılmıştı. 8 Eylül’de AfD’nin Münih’te yaptığı seçim mitingine karşı yine binlerce insan buluştu ve protesto gösterisi yaptı.

SOSYAL TALEPLER İÇİN DE ADRES SOKAK

Sadece polis yasalar, ırkçılık ve sığınmacılar konusunda değil aynı zamanda sosyal konular temelinde de halk arasında huzursuzluk sokağa taştı. Berlin’de fahiş kiralara karşı yapılan gösteriye 25 binden fazla insan katıldı. 21 Eylül’de büyük bir gösteri daha yapılacak. Halk arasında yüksek kiralara karşı yükselen tepkiler, hükümeti göstermelik de olsa bazı adımları atmaya zorlamış görünüyor. Koalisyon ortağı SPD gelen tepkiler üzerine kira zamlarının enflasyona endekslenmesi gerektiği konusunda bir öneri paketi hazırladı. Fahiş kiralara karşı yapılan gösterilerin çağrıcıları arasında sendikaların olması anlamlı. Eylül sonunda yine Hamburg’da “Welcome United” adı altında bir gösteri planlanıyor ve şimdiden en az 20 bin kişinin katılması bekleniyor.

Almanya şimdi bütün bu sorunlara karşı mücadelenin birleştirildiği büyük bir gösteriye daha hazırlanıyor. 13 Ekim’de Berlin’de “Unteilbar/Bölünemez” inisiyatifi tarafından düzenlenecek eylem ırkçılığa, yabancı düşmanlığına, sosyal ve demokratik alanlarda yapılan ve yapılmak istenen kısıtlamalara yanıt olacak. “Ayrımcılık yerine dayanışma- Açık ve özgür bir toplum için” sloganıyla gerçekleştirilecek eyleme çok farklı kesimlerin çağrı yapması anlamlı. (Sayfa 5’teki söyleşi) Çağrıcılar arasında sendikaların olmaması ise büyük bir eksiklik. Ancak, ortaya güçlü bir hareketin çıkması durumunda sendikaların da buna fazla seyirci kalması pek mümkün görünmüyor.

Bunların yanı sıra sağlık alanındaki sorunlara, savaşa ve silahlanmaya karşı halk arasındaki tepkiyi de eklemek mümkün. Pek çok kamuoyu araştırmasında, halkın üçte ikisinin silahlanmaya daha fazla bütçe ayrılmasına karşı çıktığını ortaya konuldu. “Silahlanma yerine silahsızlanma” inisiyatifi çerçevesinde başlatılan imza kampanyasına 100 bine yakın insan imza verdi. Kasım ayı başında da eylemler düzenlenecek.

ÇÖZÜM AYAĞA KALKIP SOKAĞA ÇIKMAK

Kitlesel gösteriler Almanya’da sokakta farklı konular temelinde güçlü bir antifaşist, sosyal hareketin potansiyeli olduğunu gösteriyor. En önemlisi de hareketin güçlenme ihtimali oldukça yüksek. Zira, sistem partilerinin sosyal sorunları ve göçmenleri suistimal ederek güç toplayan AfD’ye güçten düşürme konusunda ciddi bir planı bulunmuyor. Dolayısyla mevcut koşullar ve politikaların bu seyri içinde AfD’nin güç kaybetme ihtimali zayıf görünüyor. Bu nedenle gerek sosyal ve politik taleplerin elde edilebilmesi gerekse ırkçı-sağ popülist hareketlerin zayıflatılabilmesinin tek yolu sokaktaki muhalefetin güçlenmesinden geçiyor.

Bu yüzden sosyal sorunların azalması, ırkçılık ve yabancı düşmanlığının güç kaybetmesini isteyen bütün güçlerin bu süreci bütün imkanlarıyla desteklemesi gerekiyor. Bu yapılabildiği takdirde bütün gerici politikalar püskürtülebilir ve yeni bir hareketin oluşmasına zemin yaratılabilir. Geniş kesimler arasında düzen partilerine karşı yükselen tepki ve güvensizliğin ırkçı partilere akmamasının yolu da bu mücadeleden geçiyor. (YH)