İşsizlerin yaşam koşulları daha da zorlaşacak

CDU/CSU ve SPD hükümeti, koalisyon anlaşmasında uzun süredir iş piyasasından dışlanmış olan 150 bin kişiye iş ve sosyal yaşama katılım şansı tanınması üzerine anlaşmıştı.

Bu doğrultuda yeni hazırlanan “Toplumsal Yaşama Katılım Şansı Yasası” (§ 16i SGB II), 18 Temmuz 2018 tarihinde Federal Hükümet tarafından onaylanarak parlamentoya sunuldu.

Tüm işverenler, belediyeler ve sosyal kurum, kuruluş ve dernekler de kalifiye eleman gerektirmeyen, gönüllü de yapılabilecek işleri için Jobcenterlere başvurup zorla çalıştırabilecekleri işçi talep edebilecekler.

Yeni ve devlet teşvikli işyeri yasası olarak basına ve kamuoyuna tanıtılan bu yasa aslında var olan § 16e SGB II’nin, özünde işverenlere uyumlu hale getirilerek, içi daha da boşaltılarak zorla işçi çalıştırmayı resmileştiren hali.

Yasaya göre 6 yıldan bu yana İşsizlik Yardımı II (ALG II) alan ve “iş piyasasından aşırı uzak kalmış” kişiler herhangi bir işverene Jobcenterler tarafından 5 yıllığına ‘hibe’ edilecekler. Bu kapsamda partime, minijob, kısa süreli olarak kendi işinde tam gün çalışmış ya da kısa süreli başka işlerde çalışıp ek olarak işsizlik yardımı II alanlar Jobcenter tarafından zorla çalıştırılabilecekler. Ve, bu süre içerisinde işsizlik yardımı I alma hakkı elde edemeyecekleri gibi alacakları ücrette asgari ücret düzeyinde olacak.

İşverenler ilk iki sene süresince işçi ücreti giderlerini yüzde 100 vergiden düşürebilecekler. Daha sonra bu miktarın tamamı her yıl yüzde 10 olmak üzere azaltılacak. Bu meblağ, beş sene üzerinden hesaplandığında işverenin, zorla çalıştırılan işçi için harcadığı işçi ücreti giderlerinin yüzde 88 inin vergiden muaf tutulacağı anlamına geliyor. Bunlara ek olarak zorla çalıştırılan işçiye yaşamının tüm süreçlerinde (hem özel hem de iş yerinde) Jobcenter zorla eşlik edecek (Coaching). Yasa bu haliyle aslında daha çok Jobcenterler için “zorla çalıştırılan işçinin yaşamına katılım şansı” yaratıyor. Asgari ücretle çalışan işçinin, neden olacağı rekabetten dolayı ücretli çalışan iş arkadaşları ile topluma katılım şansının da nasıl artacağı ise akla düşen bir başka soru işareti.

CDU/CSU ve SPD hükümetinin sermayeye daha da ucuz iş gücü yaratmak üzere, düzenli çalışan ve kiralık işçi olarak çalışan emekçilerden sonra şimdi de iş pazarının en alt tabakasını oluşturacak üçüncü bir bağımlı ve zorla çalıştırılanlar sınıfı yaratması sendikalar ve sosyal kurumlar tarafından eleştiriliyor. (Yeni Hayat)